Toprak Ana’nın Daphne’si

Etrafınızda var olan her varlığın bir hikâyesi olduğunu fark ettiniz mi? Binalar, insanlar, çiçekler, ağaçlar… Her varlığın geçmiş ile bir bağlantısı, bu bağlantının ise günümüz ile bir ilişkisi var ve bu bağlantıları fark etmek benim en çok sevdiğim şeylerden birisidir.

Bağlantılar, etrafımızdaki varlıkları değerli kılan şeylerdir. Bir kolye düşünün mesela. Sokakta yürürken yerde gördüğünüz ve belki de bir daha hiç görmeyeceğiniz bir kolye sizin için çok değerli olmaz. Fakat size büyüklerinizden kalmış bir aile yadigârı olan kolyenize çok değer verirsiniz. Geçmiş, geleceği değerli kılan nadir varlıklardan biridir ve işte tam da bu yüzden çok önemlidir.

Eğer geçmiş var olmasaydı, gelecek var olabilir miydi? Geçmişin varlığı bu dünyada bulunmasaydı, zaman kavramı tamamen değişirdi ki bu mümkün olmayan bir şeydir. Çünkü aslında bu yazıyı okumaya başlamanızın üzerinden bile bir süre geçti ve yazının başlangıcını okuduğunuz zaman sizin için artık sadece bir geçmişten ibaret. O süreç, hayatınızın mavi soluk noktada geçirdiğiniz küçük bir kısmı olarak kalacak.

Geçmiş hepimizi değerli kılan, var olmamızı sağlayan, bizi bilge bireyler yapan varlıktır. Her konuda ona bakarak ne yapmamız gerektiğini görebiliriz. Yalnız sanırım bazı zamanlar bazı şahıslar bunu yapmazlar. İnsanlar geçmişteki kötü olayları görerek ve onlardan uzak kalarak hayatlarını yaşamaya devam etselerdi, neden ‘tarih tekerrürden ibarettir’ diye bir söz gelirdi ki dillere?

Savaşlar, kavgalar, ırkçılık ve dünyamızın pek çok kötülüğü tüm geçmiş boyunca sürerek bugünlere gelmiş ve peşimizi hâlâ bırakmıyor. Sanki bize nefes aldırmak istemiyor gibiler. İnsanlar tarihi kendilerine örnek olarak alsaydı ve geçmişte yapılan hataları tekrar yapmasaydı, sizce şu an insanlar, hayvanlar, dünya, doğa öldürülür müydü?

Yazımın başında çevremizde gördüğümüz varlıklar ile onların geçmiş ve mitoloji ile olan bağlantılarının güzelliğinden bahsetmiştim. Şimdi de sizleri etrafınızda çokça gördüğünüz bir ağacın mitolojideki hikâyesiyle birleştirmek istiyorum.

Hikâyemize geçmeden önce, hakkında konuşacağımız ağaç ile ilgili birtakım bilgiler öğrenmenin de yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü bu bilgileri öğrenmek de en az hikâye kadar zevk veriyor insana.

Bu hafta her mevsim yeşil kalan ve pek çok yemeğimizde bize eşlik eden bir ağaçtan bahsedeceğiz. Yani konumuz: Defne ağacı.

Defne ağaçları defnegiller (Lauraceae) familyasından gelir ve üç farklı türü vardır.  Bu türlerden Akdeniz defnesi bizim ülkemizin tarım sektörü içinde çok önemli bir yere sahiptir. Sadece tarım sektörü için değil, tüm evlerin de vazgeçilmez bitkilerinden biri olan defneyi çoğu yemeğimizde görmüşüzdür. Yani defne ağacıyla çok hoş bir ilişkimiz var. Hiçbir zaman yapraklarını dökmeyen, çok güzel kokan dostlardır defne ağaçları…

Defne ağaçları gerçekten bize iyi dostlar olabilirler, çünkü içlerinde bir ruh vardır. Yunan mitolojisinin güzel karakterlerinden Daphne’nin ruhu, tüm defne ağaçlarını sarmıştır.

Çok güzel bir su perisi olan Daphne, nehir tanrısı Paneus’un kızıdır. Avcılığa meraklı olduğu için zamanını ormanda geçirir, ormanı çok sever Daphne. Çok güzel ve çekici bir peri olduğundan dolayı da erkekler ona âşık olup sürekli onun peşinden gider. Fakat Daphne bu kişilerin hiçbirini kabul etmez.

Zeus’un ve Leto’nun oğlu, Artemis’in ikiz kardeşi olan Apollon müziğin, sanatın, güneşin, hekimliğin, ışığın ve gerçeğin tanrısıdır. Aynı zamanda okların da tanrısı olarak bilinir çünkü çok iyi ok atar ve bu özelliği ile övünmeyi çok sever.

Apollon bir gün kendisi gibi iyi bir okçu olan Afrodit’in oğlu Eros ile karşılaşır ve kibirli bir şekilde Eros’un okçuluğuyla dalga geçer, onunla alay eder. Bunun sonucu olarak Eros, intikam almak için iki ok hazırlar. Eros bu oklardan birini Apollon’a atar ve su perisi Daphne’ye aşık olmasını sağlar. Diğer okuysa Daphne’ye atar ve Apollon’dan ölesiye nefret etmesini sağlar. Apollon Daphne’yi ne kadar severse, Daphne de Apollon’dan o kadar nefret eder.

Apollon Daphne’ye olan aşkından yalvarmaya, onu ikna etmeye çalışır ama Daphne ondan nefret ediyordur. Bundan dolayı her daim kaçar Apollon’dan. Ama Apollon asla vazgeçmez, Daphne’yi sürekli kovalamaya devam eder. Bir gün Daphne yine Apollon’dan kaçarken yorgun düşer ve daha fazla koşamayacağını anlayıp Toprak Ana’dan yardım ister. Toprak Ana Daphne’nin yardım çağrılarını duyar ve onu bir ağaca dönüştürmeye başlar.

Daphne’nin bacakları toprağa kök salar, kolları narin dallara dönüşür, saçları ve elleri yaprak haline gelir ve en sonunda da uzun ince dallar arasında Daphne kaybolur.

Daphne, artık bir defne ağacıdır ve sonsuza dek öyle kalacaktır. Bunu fark eden Apollon defne ağacının yapraklarından bir taç yapar ve bu tacı kafasından hiçbir zaman çıkarmaz. Apollon’un kutsal ağacı defne ağacı olarak kabul edilir.

Eskiden bahçemde benim de bir defne ağacım vardı ve onu izlemekten, onunla dostluk kurmaktan çok keyif alırdım. Hikâyesini düşünüp, Daphne’nin artık huzurlu olduğunu bilmek çok hoşuma giderdi. Usulca sallanan yaprakları, toprağa teşekkür edercesine sarılan kökleri…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?