İki dua, iki imam ve bir din…

Atatürk düşmanlığının kusulduğu Ayasofya’daki olay hakkında çok şey yazıldı.

Biliyoruz ki, zehrini dökmek ile buna sessiz kalarak, gizlice aynı duygular içinde olduğunun belirtilmesi farklı değil.  Bu durumu üzüntü ve endişe ile izliyoruz.

Bir ülkenin kurucu liderine sevgi duyulmasa bile (ki bu Ata’nın kendilerine kazandırdıklarından sonra, hiç de insanca bir davranış sayılamaz), saygı gösterilmemesinin bir ahlak meselesi olduğu da bir gerçek.

Ben bugün bu yazıda, bugüne kadar gözden kaçan bir farklılığı ortaya koymak istiyorum.

Atatürk’e lanet okuyan, adını bile anmak istemediğim emekli imam, duasında şunları söylüyor;

"Bu ve bu gibi mabedlerin mabed olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir... yarabbi bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma... "

Öte yandan İBB’nin düzenlediği İstanbul’un fetih törenlerinde bir başka imam şöyle dua ediyor;

“Bu toprakları her bir karış toprağına şehit kanı dökerek bize vatan kılan, Anadolu’nun kapısını Malazgirt Meydan Muharebesi’nde açan Alparslan Gazi, oradan sevgili Peygamberimiz (S.A.V) hazretlerinin müjdesine nail olarak İstanbul’umuzu fetheden Fatih Sultan Mehmet Han, 13 Kasım 1918’de Beşiktaş’tan İstanbul’umuza bakarak işgalcilere ‘Geldikleri gibi giderler’ diyerek İstanbul’umuzu 6 Ekim 1923’te düşman işgalinden kurtaran Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarına, cümle şehitlerimize ve daha sonra hayatlarını kaybeden gazilerimize rahmet eyle.”

Ve duasının şöyle sürdürüyor;

“ Bu topraklarda bizleri ilelebet kıyamete kadar payidar eyle. Birbirini seven, birbirini sayan, arasında muhabbet olan, birliği ve dirliği daim ve kaim olan bir millet olarak bu topraklarda yaşamayı bizlere nasip eyle. Aramızda sevgiyi ve saygıyı hasıl eyle. Kini, nefreti, öfkeyi, düşmanlığı aramızdan at Ya Rabbi. Yerine sekineti, sukuneti nasip eyle. Barışı bu topraklarda tesis eyle, şu dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi…”

Bir din ve bu dinin iki imamından iki dua.

Aradaki farkı görüyor musunuz?

Birincisinde bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusuna, bugünkü varlığının tek nedenine lanet okuma… Kin dolu sözler…

İkincisinde bir din adamına yaraşır nitelikte, geçmişteki kahramanlara, varlık nedenimiz büyük liderimize iyi dilekler… Bu sınırlar içinde bir ulus olarak yaşayanların bir ve beraber olmaları için yakarışlar…

Atatürk düşmanlığının bu ülke halkının içinde geniş bir etki alanına sahip olduğuna inanmıyorum. Türk halkı bu kadar akılsız, vefasız, duyarsız değildir.

Koparılan gürültüler, çıkarılan çatlak sesler, bugünkü iktidardan koparılan makamların, sağlanan çıkarların vefa borçlarının ödenmesine yöneliktir. Ya da çıkar beklentileri içinde yapılan çıkışlardır. Ama yankıları büyük oluyor. Büyüklüğün nedeni, bu halkın Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ilkelerine olan sınırsız sevgisinden kaynaklanıyor.

ŞAKİR BALKI VE DEĞERLİ EŞİNE SAYGI VE SEVGİ…

 İzmit aşığı ve evladı, gazeteci-yazar Şakir Balkı ağabeyimizi de kaybettik.

Onu yazılarından kitaplarından tanıyordum. Cumhuriyet Gazetesi’ndeki mizah öyküleri ile gerçek bir emekçi yazar olarak, ününü ulusal düzeyde sürdürdü.

Yıllarca İzmit’te basın aleminde komşu olduğumuz halde, onu yakından tanımam çok geç oldu.

Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği’nin çeşitli çalışmalarında yan yana oturma, düşünceleri paylaşma imkanımız oldu. Gurup içinde en az konuşandı. Herkesi dikkatle izler, sonunda görüşlerini sakin sakin açıklardı.

Her Türk aydını gibi Atatürk hayranıydı. En yaşlımız olduğu halde, düşüncelerinde çoğu zaman bizlerden daha genç ve taze düşünce yapısına sahipti. Kim olursa olsun, karşı fikirdekilere saygılıydı. Kabul etmesi mümkün olmayan durumlar karşısında susar, konuşmazdı. En nefret ettiği şey yobazlıktı.

Her görüşmemizde yeni dosyalarından söz ederdi. Kısa zamanda o dosyalar kitap olarak karşımıza çıkardı.

Şakir ağabey bir İzmit sevdalısıydı. İzmit adının Kocaeli’nin gölgesinde kalmasından, hele kaymakam atanmasından hep derin üzüntü duyardı. Asırlık tarihi geçmişi olan İzmit’in, küçük bir ilçe gibi anılması onu hep rahatsız etti.

Kibarlığı, nezaketi, saygıdeğer kişiliği, hep saygı görmesini sağladı. Onun en yakın dostu, zamansız kaybettiğimiz sevgili Yılmaz Gün’dü. Bir evlat duyarlığı ile onu evinden alır, hep yanında kalır, tekrar evine teslim ederdi. Ölümünden sonra Şakir ağabey sanki biraz daha evine kapandı. Gazeteci- yazar kardeşim Mustafa Küpçü de onun evladı gibiydi. Onu en fazla arayan, soran yakını oldu.

Tanrı ona uzun bir ömür verdi. Ne acıdır ki evinden çıkmayan karı-koca Balkı’lar, asrın salgını yüzünden, çok kısa aralıklarla hayatlarını kaybettiler.

Tanrıdan onlara bol rahmet dilerim, nur içinde yatsınlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Tahir Tekirova - Bu ülkenin halkını sizin ideolojiniz ile aynı düşünme mecburiyetinde gören bir müridler

topluluğu gibi bakıyorsunuz bu hatalı bir anlayış. Bu ülkede herkes sizin ile aynı

düşünmek mecburiyetinde değil. Tek tipçi 28 şubat anlayışı Türkiye'yi tam bir 3.dünya

ülkesi yapar. Mustafa Kemal CHP kurucu genel başkanıdır. Gelişmiş ileri çağdaş

demokratik ülkelerde, normal şahsa söylense hakaret olarak kabul edilecek ve hukuki

ceza alacak ifadeler dahi gerçek demokrasinin olduğu ileri çağdaş demokratik

ülkelerde bir parti başkanına, bir siyasiye söylense suç kapsamında sayılmaz.

Atatürkçüler gözlerini açıp dünyaya bir bakmalı, hiç bir insanın pozitif bilimlere göre

kutsallığı yok, bunlar mistik düşünceler. Atatürkçülerin,"bizim liderimiz kutsaldır,

Allah gibi eleştirilemez" düşüncesine bu çağda yer yok. Gözünüzü açıp şu çağdaş ileri

1. dünya ülkelerine hiç bakmıyor musunuz?. Bu çağa Atatürkçüler ne zaman ayak

uyduracak?. Bir ülke düşün ki, demokratik bir seçim ile seçilmemiş, padişah

tarafından seçilmiş, kurucu lider diye adlandırılıp bir siyasi parti genel başkanını halk

eleştirilmeyecek, eştirdiği zaman hemen suç duyuruları yapılacak mahkememe ye

verilecek, korku imparatorluğu kurulacak, ardından da denilecek ki "bu ülke padişahın

baskı yönetiminden kurtarıldı çağdaş demokratik ileri bir ülke kuruldu". Bu düşünce

yapısı ile biz 3. dünya ülkesi olmaktan kurtulamayız. Siz bu yazınız ile ne demek

istiyorsunuz?. "Halk padişahın kulu kölesi tebaası olmaktan kurtarıldı, kral öldü

yaşasın yeni kral, yeni gelenin kulu kölesi tebaası olsun" mu diyorsunuz?. Bu düşünce

yapısı günümüzün anlayışına uyan bir düşünce yapısı değil. Atatürkçülerin çağa uyum

sağlamakla ciddi problemleri var. Türkiye bu anlayış sahiplerinin güdümünde, 3. dünya

ülkesi olmayı hak etmiyor. Bu zihniyetten acilen kurtulmalı, işin komik tarafında

Türkiye'yi böyle bir ülke durumuna getirmek isteyenler sözde ilerici çağdaş geçinenler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Haziran 10:26
02

Faik Akyüz - Atatürkçü kesim bence bu konuda ciddi bir hata yaptı, belki akınca Ayasofyanın intikamını almak istiyor ama o ayette geçen " zalim kelimesi" bundan sonra her ne zaman anılsa Mustafa Kemal akla gelecek. Halkın bu konuya dikkati çekilmiş değildi, Atatürkçü kesim, Ayasofyanın acısını çıkartmak adına dikkatini çekmeyi başardı. Atatürkçü kesim ne kazandı bunu yaparak, bundan sonra ne zaman o ayet, Allahın mescitlerinde Allahın adının anılmasına engel olandan daha zalim kim vardır. ayeti gündeme taşındığında halk Atatürkçü kesim sayesinde bu ayeti Atatürke yorumlayacak. Bu kazanç mı? zarar mı?, intikam alma adına öfke ile kalkan zarar ile oturur. Aslında Atatürkçü kesim farkında değil ama İslamcı kesimin ekmeğine yağ sürüyor. İslamcı kesim ne kadar propaganda yapsa bu ayeti Atatürke mal etmeye kaksa, bu kadar başarılı olmazdı. Bence Kemalistler öfke ile galeyana gelip harekete geçmeden önce yaptıkları işin sonucunun nereye gideceğini iyi düşünmeli. Dikkat edin İslamcı kesim çokta buna sesini çıkartıyor. Çünkü cumhuriyetin kurucusu Atatürk'ün bu ayet ile bu şekilde ilişkilendirilmesinden gayet memnun. Atatürkçü kesim bu konuda ciddi hatalar yapıyor, Atatürk'ün bu şekilde ilişkilendirilmesini sağlamak Atatürke yara değil zarar getirir. Din konusunda çok duyarlı bir halkımız var, Atatürk'ün bu şekilde cami kapatan bir kişi olarak gündemde tutulması Atatürk'ün din düşmanı olduğu konunda Müslüman halkın bilinç altında bir düşünce oluşmasını pekiştirecektir. Bu da Atatürkçülüğün sonunu hızlandırır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Haziran 10:38
01

Tarık Tuna - Diyorsunuz ki "Atatürk düşmanlığının bu ülke halkının içinde geniş bir etki alanına sahip olduğuna inanmıyorum. Türk halkı bu kadar akılsız, vefasız, duyarsız değildir." madem bunlar ufak bir azınlık neden 5816 sayılı kanun ile koruma ihtiyacı hissediyorsunuz. Bu o kişiye en büyük saygısızlık, düşün onu halktan kanun ile korunur duruma düşürmektir. Dünyanın hiç bir demokratik ülkesin de kişiye özel kanun yoktur. Halkın gerçekten sevdiği insanlar da halkından kanun ile korunmaz. Bu gün Alparslanı, Fatihi, Osman gaziyi koruma kanunu var mı ? yok ? neden yok ? bu insanlar halkın kabinde yer etmiş sevdiği insanlardır. Bence düşüncelerinizde samimiyseniz, doğru olduğunu düşünüyorsanız, halk üstünde bir korku imparatorluğu kurarak, insanları korkutarak kanun zoru ile zorla sevdirmek yerine, gerçekten sevilen bir lider odluğunu ispat için bu kanun kaldırılması için çalışın. Halktan korkuyorsanız diyecek sözüm yok. Bu kanundan hiç söz etmeyin. Gerçekten hatasız bir lider olduğunu düşünüyorsanız , eleştirilmesinde ne sakınca var ?, sonuçta bu haksız bir eleştiri olacak, taraftar toplayamayacak ve eleştiren eleştirildiği ile kalacaktır. Bu eleştiriler halkta karşılık bulur gibi bir endişeniz var, elbet bu konuda susmanızda fayda var.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 21:56


Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?