Sanatsal yakarış…

Hepsi sırtında taşıyor kadın olmanın ağır yükünü yüzünde ise yılların acımasızlığı… Kadına şiddet, kadın istismarı ve bu konu üzerine daha bir sürü tanım… Hepsi içimizi acıtan tanımlar.  Evet, biz uzaktan tanım diyoruz ama ya bu eylemleri yaşayanlar. Bizlerin sadece uzaktan içi acıyor… Sadece uzaktan…  Ya bunu yaşayanlar ne yapsın, hangi acılarını söndürsünler. Hangi acılarına merhem olsunlar. Hangisi acısını kurutabilir ki, hangisi bir nebze soğutabilir içindeki sıcak yarayı, hangisi küçültebilir bilinmeyenli denklemini sır olmuş acılarında.  Amacım kimsenin içini acıtmak değil, sadece bu yarayı taşıyanlara birazda olsa dikkat çekebilmek ve onların sorunlarını görebilmemiz adına yazıyorum.

Son yıllarda kadın konularıyla ilgili yapılan araştırmaların artması, feminist grupların harekete geçmesi ve kadınları korumak amacıyla örgütlenmeleri bu toplumsal sorunun üzerine dikkatleri çekmiştir. Yine de bu toplumsal sorun üzerinde bir eksik var ki; azalacağına ölümle sonuçlanan bir artış göstermektedir. Yaşanan bu trajik olaylar yok sayılamaz derecede kanıksanmış durumda artık. Markette, sokakta gözler önünde eşi, erkek arkadaşı, baba ve ağabeyi tarafından saldırıya uğrayan kadını belki de bizler görmeyerek görünmeyen yapıyoruz.  Kadın ölümlerinin yaşamdaki karşılığı, yeri doldurulamaz derin bir boşluktur.

Ama artık toplumumuz yavaş yavaş görmeye, bu konu üzerinde dikkat çekmeye başladı.

“KADINA ŞİDDETE ‘SANATSAL YAKARIŞ’…”

Bu başlık altında, yapılan proje birçok seramik sanatçısının ortak çalışmasıyla yaşama geçirilen, yaşadığımız zor günlere rağmen ortaya çıkarılan bir çalışma. Ve bu çalışma, Seramik sanatçısı Seçil Nebioğlu’nun başlattığı ağıttan umuda uzanan “Sanatsal Yakarış” başlığı adı altında tüm dünyaya ulaşacak.  Sanatçının bu yakarışı, çok kısa sürede dayanışma, ortak emek ve sorumluluk projesine dönüştü. Bu proje şimdilik yüz on gönüllü ile gerçekleştiriliyor. Seçil Nebioğlu, serginin kaybedişten kazanıma, ağıttan umuda uzanan bir yolculuğu da barındırdığını belirtiyor.

 “Kadının, dişil enerjinin, merhametin ve yaratıcılığın yok edilmesinin ağıtıdır sergide vurgulanmak istenen. Bu yakarışımız; aynı zamanda ağıta karşı devam eden birlikte üretmenin gücü, dayanışma ve emek ile birleşerek, , umudumuzu yeşertmeye, yeniden dişil gücün dirimliliğini, şefkatini sanat yolu ile hatırlatmaya dilek ve özlem oluşturuyor. Bu ağıtın, bu yakarışın içindeki umut, doğanın, rengin, sevgiyle verilen emeğin harmanlanmasıyla sergilenecek. Türkiye’de seramik atölyeleri buluştuk. Hep birlikte üretiyoruz. Kadına şiddete ve kadın cinayetlerine sanatsal yakarış sergi projemiz gönüllüler ile birlikte üretiliyor.”

Bu proje sanatçının seramikten üretimini başlattığı çeşit çeşit masklar ve kuru dallara asılı seramikten elbiseler, yitirilen kadınların yokluğunu ve boşluğu ifade ederek, ağıt niteliği taşıyor. Toprağa verdiklerimiz, toprakla anılıyor. Bununla birlikte kuru kafa görünümündeki maskları, kuru dallara asılı seramikten elbiseleri ölüme inat, renk renk, desen desen üreterek, kadınların anısına saygı ve yaşamın dirimliliğine, dişil enerjinin önemine dikkat çekiyor. Sanatsal Yakarış projesi, isteyen herkesin katılımına açarak çığlığın büyümesini, farklı ülkelerden de katılımcıların desteğiyle farkındalığın tüm dünyayı sarmasını hedefliyor. Bu projedeki amaç, sanatın etkisi ve yapıcılığı ile farkındalık oluşturmak; umutsuzluğu umuda, sessizliği çığlığa dönüştürmek isteyen herkesin kendisini ifade etmesini sağlamak.

Projeye katkı sağlamak isteyen gönüllüler ile haftanın beş günü üretim yapılıyor. İstanbul’un dışından katılmak isteyenler için ise “Uzaktakiler” grubu kuruldu. Atölyelerde her gün çoğalarak üretim yapılıyor.  Üretilen eserler Ekim ayında, önce Türkiye’de daha sonra farklı ülkelerde sergilenecek. Yitirdiğimiz her bir kadın için bu sergileri görmeniz, takip etmeniz dileğiyle.

Yazımı, bu projeye gönüllü olarak katılan çini, minyatür ve seramik sanatçısı, Meltem Çömlekçioğlu’nun sözleriyle bitirmek istiyorum.  “Seramik sanatçısı Seçil Nebioğlu’ nun başlattığı ve tamamı gönüllü seramik sanatçılarının katıldığı atölyelerden oluşan “kadınlarımızın gördüğü şiddet ve kadın cinayetlerine" karşı sanatımızla ses olmayı amaçlayan bu projede Meltem Sanat Evi / Meltem Çömlekçioğlu olarak ben de varım.

Kadına şiddet, kadın cinayetleri çok büyük insanlık sorunu ve utancıdır. Ben ve arkadaşlarım bunu yüreğimizde hissederek, toprağa verdiklerimizi toprakla anarak onların sesi çığlığı olmak için yola çıktık.”

SON DEĞİL

kıvrılıyor içindeki çocuk

çekiyor boğazındaki düğümü

karartıyor yeşermiş mutluluğu

acımasızlık dolanıyor

açlığını doğurmamış kollarına

sırtında kadın olma yükü

yüzünde yılların acımasızlığı

mosmor

 

ekmeğin bitmemiş yanı

küflü ve kuru

kokmuş beyinlerle

açlık bekliyor ağzında

 

kadın olmanın sonu yok

içimizi acıtan

tek yara da değil sonuncusu

 

Gül Anasal

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket MHP'de yeni il başkanı kim olacak?