Modernleşme kıskacında aile

Toplumun çekirdeğini aile teşkil eder. Aile,  toplumun vazgeçilmez en küçük sosyal ünitesidir. İnsanlığın en eski sosyal organizasyonu olan ailenin teşekkülü ve korunması elbette çok önemlidir. Kültürümüzde aile yapısı kutsaldır. Bu yüzyılın başından itibaren pozitivist ve modern anlayış ve düşünce biçimi aile hayatımızı da derinden etkileyerek köklü aile yapımızda derin hasarlar meydana getirmiştir. Bugünkü sosyal ve kültürel problemlerimizin temel kaynaklarından birisi, aile yapısı ve işlevinde kendi öz kültürünüzden uzaklaşmamızdır.

Aile kurumumuz her geçen gün kendini besleyen temel kültür kalıplarından uzaklaşarak batı tipi aile modeline meyletmektedir. Batının çökmüş, çözülmüş hatta kokuşmuş aile yapısını tanımayanlar onların mutlu ve huzurlu aileler olduklarını zannediyorlar. Gerçek hiçte böyle değildir. Batı aile kurumunu düzeltmek için her şeyini vermeye hazır ama ipin ucu istismarcıların (alkol ve uyuşturucu baronları, cinsel ve çocuk istismarcıları… vb.) elinde olduğu için başaramıyorlar.

Ailede yaşanan modern değişimlerin iki şekilde gerçekleştiği söylenebilir. Bir taraftan modern koşullar modern aileyi doğururken, diğer taraftan yeni bir hayat kurgusu inşa eden modernize tasavvuru kendisine uygun modern aileyi icat etmiştir.

Yazımız çerçevesinde bugünkü aile yapımız ve işlevleri konusunda iki önemli yaraya dikkat çekmek istiyorum. Kültürümüzde aile, geçici bir ortaklık veya beraberlik değil; bir ömür boyu, birlikte olmak için yapılan bir sözleşmedir. Temel ilke bu olmasına rağmen;

1-      Evlilikler azalıyor, boşanmalar çoğalıyor

Yüce dinimiz hayatın paylaşılması, huzur ve muhabbetin hayatı kuşatması için evliliği teşvik etmiş, yüce Allah kadın ve erkeği birbirine eş olarak yaratmıştır. Peygamberimiz (s.a.v) de muhtelif hadislerinde Müslümanları evlenmeye teşvik etmiş, “Ey gençler, sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin” (Buhârî,“Nikâh”, 3) buyurmuştur. Yüce Allah Kur’an-ı kerimde “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de Allah’ın (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır ”. (Rum Suresi 30/21), “Sizden bekar olanları evlendirin…” (Nûr Suresi 24/32) buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz de; “Evlenmek benim sünnetimdir. Kim benim sünnetime uygun davranmazsa benden değildir. Evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.” (İbn Mâce, Nikâh, 1.) buyurur. Kur’an-ı Kerim, eşler arasında baş gösteren geçimsizlik hâllerinde hakemler aracılığıyla arayı bulmayı emrederek evliliğin devamından yana gayret sarf edilmesini önermektedir. Buna rağmen ara bulunamaz, kötü muamele ve geçimsizlik devam edecek olursa hâkimin vereceği kararla boşanma gerçekleşir. Boşanma kararı ile ilgili, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah’a en sevimsiz gelen meşru işlerden biri, boşanmadır.”

Yüce dinimizin buyrukları böyle olmasına karşılık, Türkiye’de evlilik ve boşanma oranlarındaki değişime baktığımızda (TÜİK istatistikleri) 2001- 2017 yılları arasında kaba evlilik oranı %6 azalmaya, boşanma oranı ise %41 düzeyinde bir artışa işaret etmektedir. 2006 yılında %4 olarak belirlenen boşanmış kadın oranı on yıl içerisinde %8’e kadar yükselmiştir. Yine çocuk sahibi ailelerin boşanma oranı da beş yıllık bir dönemde (2011-2016) %1,9’dan %4,8’e çıkarak 1,5 kat artmıştır. 2020 yılına gelindiğinde kadınların ortalama evlenme yaşı 25.1 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 27.9 olduğu görülmüştür. Boşanma istatistiklerine göre ise, 2020 yılında kaba boşanma hızı binde 1.62 olarak tespit edilmiştir. ( TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2020 )

Boşanmayı önlemeye yönelik bütün tedbirlere rağmen dünyada çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de boşanma oranları giderek artmaktadır. Kültürümüzdeki aile olgusuna verilen önem sayesinde ülkemizin diğer ülkelere kıyasla boşanmada en düşük orana sahip ülkelerden biri olduğu görülmektedir. Buna rağmen ülkemizde 1990-2020 yılları arasında boşanma oranı artış göstermiştir. Boşanma, çiftler için mutsuz ve sorunlu bir evlilik tecrübesinden çıkış olsa da, ailenin yıkımı demektir. Çünkü ayrılmanın kaçınılmaz ve gerekli olduğu durumlarda bile boşanmayla sorunlar tamamen bitmemekte, aile bireyleri ve hatta yakın diğer aileler için yeni ve sancılı bir süreç başlamaktadır.

2-      Evlenme yaşı gittikçe yükseliyor

Yüce dinimiz ebeveynlere vakti gelince çocuklarını evlendirmelerini ısrarla tembih etmesine rağmen ülkemizde evlenme yaşı gittikçe yükselmektedir. Hz. Muhammed; “ Üç şey vardır ki geciktirilmez; Vakti gelince namaz, hazır olduğunda cenaze, dengi bulunduğunda bekârı evlendirmek’’ buyurmuşlardır. İslam’da, vakti gelince evlenmek, bekâr kalmamak bir kuraldır. Bu kuralı hayata geçirebilmek için ailelerin çocuklarını evliliğe hazırlamaları, evliliği kolaylaştırmaları gerekir. Hatta evliliği teşvik projeleri uygulanmalıdır.                                                                                                    

TÜİK verilerine göre, 1950’li yıllarda ilk evlenme yaşı kadınlarda 16 ve erkeklerde 19 iken, 2020 yılına gelindiğinde bu yaş erkeklerde 27,9 , kadınlarda 25,1 olmuş. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı 2,8 yaş olarak gerçekleşmiştir. ( TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2020 )

Geç evlilikler çocuk sahibi olma sürecini de etkilemekte; az sayıda çocuk sahibi olma ya da çocuksuz çekirdek aile olgularını beslemektedir. 2016 yılı istatistiklerine göre çocuksuz çekirdek ailenin çekirdek aile içindeki payı %20’ye kadar çıkmıştır (TÜİK, 2016).

Dünya Değerler Araştırması’nın (WVS, 2020) sonuçlarına göre, aile kurumu Türkiye’de önemini korumaya devam etse de genel olarak modernleşme ve özelde bireyselleşme süreci, Türk aile yapısında ve zihniyetinde Batı toplumlarında olduğu kadar olmasa bile ciddi bir çözülmeye sebep olmuştur. Devlet-Millet işbirliği ile bu çok önemli soruna acilen el atılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Sağlık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?