Üç özlü söz

Bundan yaklaşık on gün kadar önce yüzünde nur kalmamış, meymenetsizlik suratının her bir noktasından fışkıran mahlukun teki, sözde hoca sıfatıyla camide Mustafa Kemal Atatürk hakkında aptal saptal laflar etti. Lanetler okudu, ayetleri eğip bükerek, gerçekleri saptırarak kendince bir propaganda yaptı. Birilerine hoş görünmeye çalıştı.

Bu kepazeliğe aslında bizler alışığız, şerbetlendik. Üç tane kendileri gibi ruh hastasının bir taraflarından uydurduklarını yazdıkları sözde kitapları okuyup çok bilmiş ahkamlar kesiyorlar. Geberip gitmiş olan fesli maymundan tutun da kumar masalarının aranan siması sözde din diyanet savunucusuna kadar.  Şerbetlendik dedim ama ne yazık ki hafıza sorunu da olan bir millet olduğumuz için hala daha bazı şeylere şaşırıp sinirleniyor ve makul mantıklı tepkiler vermeyi yer yer beceremiyoruz. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri taa 1914’te 1919’da, 1921’de 1923’te, 1925’te 1929’da bunların benzerlerini hayattayken yaşadı. Hep namertler arkasından iş çevirdi, hep gericilerle mücadele etti. İnsan olmayı ülkesinin insanına layık görmeyenlerle mücadele etti. Saltanatçısı, hilafetçisi, İngiliz uşağı… Bunlar hiçbir zaman yok olmadılar ki şimdi var olmalarına sinirleniyoruz.

CUMHURİYET FAZİLETTİR

Mustafa Kemal Atatürk savaş öncesi milleti örgütleme sürecinde, TBMM açılışı ve sonrasındaki savaş yıllarında hep Cumhuriyet fikrini kafasının arkasında tutuyordu. Bu fikirler de Fransız Devrimi ve Fransız aydınlanmasının Jön Türklerle birlikte ülkemiz topraklarında yeşermesiyle ortaya çıkmış bir fikri damarın zirve noktasının adının konmasıydı. Zaten savaş boyunca bir Millet Meclisi ve Meclis Hükümetiyle yönetilen ülke adı konmasa da bir Cumhuriyetti.  Fazilet demek erdemli olmak demektir. Erdemli olmak da iyilik yiğitlik doğruluk demektir. Cumhuriyet, bu toprakların insanına kendisi hakkında kararları bir kişi sınıf ya da zümreye bırakmak yerine; kaderini kendisi tayin edecek şekilde iradesini ortaya koyması için atılan en büyük adımdır.

LAİKLİK ADAM OLMAKTIR

Atatürk’ün Cumhuriyetin ilanı akabinde zaman içerisinde yeni rejimi medeni dünyayla eşit seviyede yaşayacak insanların ülkesi yapmak adına verdiği mücadelede en önemli adımlardan birisi olan laiklik meselesi de esasen yine kökeni Jön Türklere kadar dayanan; aydınlanmacılığın önemli ayaklarından birisidir. Kimileri dinsizlik, kimileri dini baskılama, kimileri de Batı özentiliği olarak yorumlayarak bu kıymetli kavramı kendisine göre ucundan kıyısından çekiştirerek anlamından koparsa da bir milletin günümüz dünyasında ayakta kalmasının en önemli gereklerinden birisidir. Kendisine TBMM’de “nedir bu laiklik” diye soran hacı hoca kısmından bir vekile Atatürk’ün kürsüden “laiklik adam olmaktır” diyerek verdiği cevap esasen bir slogandan ibaret görülse de esasen burada “adam olmak” sözünden kasıt “insan olmak” manasındadır.

Bir insanın imanı, inancı ne olursa olsun; iradesini dini bir zümreye teslim etmemesi, yaşadığı ülkenin bir inanç sınıfı tarafından rehin alınarak akıl ve mantıktan uzak politikalara teslim olmaması laikliğin gerçek ve kısa bir tanımıdır. İnsan olmak için, birey olarak kendi beynini kullanarak hayatta var olmak için laiklik bir toplumun hava gibi su gibi bir ihtiyacıdır.

HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR FENDİR

Cumhuriyetin ilanı sonrasında Mustafa Kemal Atatürk’ün yurt ziyaretleri esnasında Samsun’da öğretmenlerle konuşurken söylediği “Dünyada her şey için; uygarlık için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir; fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak dikkatsizliktir, bilgisizliktir, yanlışlıktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki devrelerinin olgunlaşmasını kavramak ve yükselişini zamanla izlemek şarttır. Binlerce sene önceki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin sene sonra bugün olduğu gibi uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir” cümleler modernitenin, rasyonalitenin, akılcılığın dünya üzerindeki en net ve temiz tanımlarından birisi olsa gerek.

İnsanların hayatlarını sürdürürken karar alırken akıldan, mantıktan ve pozitif bilimlerin ortaya koyduğu tartışılmaz gerçeklerden yola çıkmaları doğruya ulaşmaları için yegane gerekliliktir. Bilimle inatlaşmanın tarih boyunca hiçbir insanı, hiçbir milleti, hiçbir yapıyı doğru ve başarılı bir yola götürdüğü görülmemiştir. Bilimin sürekli olarak kendisini aşan dinamiği; insanın bu yolculukta bilimle birlikte ilerlemesi gerekliliğini tartışmak, rüzgara karşı işemek gibidir.

SÖZÜN ÖZÜ

Erdemli insanlar olarak, kendi hayatınıza dair kararları kendiniz alarak, bu kararları da akıl ve mantıkla alarak yaşama idealine sahip olmayı; milletine ve insanlığa bir çerçeve içerisinde sunmuş olan büyük komutan, devlet adamı ve filozof – devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmeyenler, sevemeyenler insanlığın safralarıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket MHP'de yeni il başkanı kim olacak?