Marmara’nın salyaları kimlerin salyaları?!..

İzmit Körfezi’nde kurulmuş uygarlıklardan birinin adı “ASTAKOZ” yani

“Istakozlar Körfezi” dir.

İnsan büyüklüğünde Istakozlar çıkarmış bu körfezden.

Çocukluk yıllarımda, rahmeti babam ve amcam Cumartesi geceleri balığa çıkarlar, sepetler dolusu balığın yanı sıra Istakoz da avlarlardı.

Kırlangıç balığının kafasından yapılan çorba, 10 nüfuslu büyük ailemize yeterdi. Uskumru zamanı, deniz kıyısı ve birçok evin balkonu çiroz salkımları ile dolardı. Yaz aylarında gençler vapur iskelesine gelir, vapur güvertesine çıkar, oradan denize atlarlardı.

Pırıl pırıldı körfezimiz.

Yarımca Kirazı, Değirmendere fındığı, Eşme’nin ve Eseler köyünün her türlü mevsim meyveleri, Çayırköy’ün karpuzu ile beslenirdik.

1965 sonrası, bu bereketli topraklarda ard arda sanayi tesisleri kuruldu. “Sanayileşeceğiz, kentimiz zenginleşecek, iş olanakları olacak” dedi kimi siyasetçilerimiz.

Bir bakıma doğruydu.

Ama, PLANSIZ ve yalnızca siyasetçilerin tercihi ile gerçekleşen “ÇARPIK” bir sanayileşmeydi bu.

“ÖNCE ALTYAPI ve ÇEVRE KORUMA BİLİNCİ” yoktu!

Sanayileşmek uğruna en verimli tarım alanlarımızı, bağ ve bahçelerimizi yitirdik.

Hızlı sanayileşme hızlı “işgücü göçü” de getirdi.

Artan nüfus için yeni yerleşim alanları oluştu. Ama, plansız ve altyapısız.

Sonra, insan ve sanayi atıkları denize, nehirlere, hatta göllere akmaya başladı.

Çevre bilinçli insanların uyarıları yok sayıldı.

1975 yılında, Erol Köse döneminde, İzmit Belediyesi öncülüğünde “Marmara ve  Boğazları Belediyeler Birliği (MBBB) kuruldu.

Projeler üretildi, sanayiciler ve siyasal karar vericiler uyarıldı. Ama, ne yazık ki siyaset bezirganları için çevreyi korumak, “teferruat” idi!

Gelmiş geçmiş kent yöneticilerinde de, coğrafi koşullara uygun “kent planlaması” bilinci oluşmadı!

Hep “siyasal ve maddi hesaplar” öne çıktı!

Bu ilkel anlayış, Marmara Denizi çevresindeki diğer kentlere ve özellikle İstanbul’da “İHANET” boyutuna ulaştı.

Altyapının kaldıramayacağı ölçüde beton binalar, kimyasal atıklarını nehirlere boşaltan sanayi tesisleri, yok edilen tarım ve orman alanları ile doğanın canına okundu.

O binaları yapan müteahhitler, onlarla işbirliği yapan yerel ve merkezi siyasal karar vericiler maddi zenginliğe ulaştılar!

“Orman içinde lüks villalar” yapıldı!

Ormanlar, meralar ve en güzel deniz kıyıları yapılanmaya açıldı.

Marmara fosseptik çukuruna dönüştü!

Ve, geldik bu güne…

Şaşırmak mı gerek?

Deniz üzerinde ortaya çıkan “ müsilaj” denilen salyanın nedenleri ve günahkarları ortada!

O salyalar, birilerinin akıllarını aşan maddi ihtiraslarının, cehaletlerinin ve aldıkları siyasal kararlarının sonucu ve bedelidir!

Şimdi Marmara’yı yeni ve çok daha büyük bir salya akını bekliyor!

Bu salyanın adı “KANAL İSTABUL” dur!

Bir taraftan İstanbul’un tatlı su kaynakları tehlikeye atılıyor, öte yandan verimli tarım alanları yok ediliyor, geçimini bu topraklarda tarım ve hayvancılıkla sağlayan insanlar göçe zorlanıyor, kanal çevresinde iki milyonluk iki yeni kent kuruluyor ve hepsinden önemlisi; “Karadeniz’in kiri salyası” da Marmara’ya akıtılmayı bekliyor!

YETER ARTIK!

Bu ülkenin doğaya ve insana yıkım getirecek “Çılgın Projelere” değil, doğa ile uyumlu “akıllı projelere” ihtiyacı var!

İnsanca yaşamak bizim de hakkımız!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Ersin Öztaş - Yazın çok güzel hocam ama kendini bilmez insanlar gene işi ve yazını siyasete sokuyorlar yazık ÖLÜM UYKUSUNA GIRMIŞ BIR MARMARA VAR ŞU AN . Hatalar yapılmış senelerce şimdi bu meseleyi hep beraber nasıl çizeriz mantığı ile seferberlik ilan edildi projeler üretilmeli herkesin aklına ilmine ihtiyaç var .su an denizimiz ölürse körfezde izmitte kocaelide yaşam biter ekonomik ve fiziksel olarakta bu şehir batar .doha kendini yeniler daha doğrusu tüm sahil SERITLERINDEKI betonlar kalkmali denizi kumla CAKILLA birleşmeli temizlenmesi için avlanmayı kesin 5 yıl yasaklamalılar. Ve derin koruma altına girmeli saygilarimla

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 10 Haziran 12:11
01

Tahir Tekirova - Ekrem İmamoğlu arıtma tesisi pahalı gelecek diye iptal etti, İstanbulda belediyenin doğru dürüst denetlemesi yok sonra Marmara kirlenir tabi. HDP lilere şirin görünmek için HDP li yazarların kitaplarını İstanbul Kitapçsında satmaya paraları harcayacağına Silahtaroğlundaki arıtma şebekesine harcasaydı Marmara kirlenmeyecekti. Ekrem zırt pırt tatile gitmesin Marmara denizi sayesinde ölüyor belediyenin işine baksın bakıyorsun egede tatile bakıyorsun hdp liere taziyede belediye işler ine zaman olacak orası yan gelip yatma yeri değil

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 10 Haziran 09:21


Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?