Marmara’nın ‘SALYASI’ Bulgar’ın kapak açması!

Özellikle Marmara denizi;

Çevresinde yaşayanların suratlarına tükürüyor.

Bu salya falan değil,

Marmara Denizi’nin insanlara isyanı,

Yıllardır mavi sularına boşalttıkları pisliklerin,

fabrikaların atıklarının, zengin- zevkü sefa sahipleri, lebi-derya sevdalılarının denizin üstüne yaptıkları yalılarının denize akıttıkları pisliklerinin, bunları yapanlara geri dönüşümü…

Güzelim Marmara Denizi’nin “ İNTİHAR” görüntüsü

Üç yüz çeşit balığı yatağında besleyen Mavi Marmara feryat ediyor,

“-Ben ölüyorum, halimi görün” diyor…

Dört-beş yıl önce başlayan bu feryada kulak asan olmadı, daha düne kadar yetkili olanlar seslerini çıkarmadı,

Taaa ki, SALYA dedikleri PİSLİKLER Marmara’nın tüm yüzeyini kaplayıp, insanlar, balıkçı tezgahlarındaki balıkları” Marmara Balığı mı?” diye sorgulayıp, balık almamaya başlayana, Marmara balığına karşı çıkana kadar.

Hani yumurta kapıya gelince misali;

Marmara’daki SALYA olayına el kondu!

Bu olay da bir kere daha gösterdi ki, üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye’nin, mutlaka ama mutlaka ve acilen bir “DENİZ” Bakanlığına ihtiyacı var.

Marmara’nın etrafını sırf lebi-derya yalılarda konaklamak ve deniz manzaralı villalarda, köşklerde oturmak için düşünen ve de buralara yerleşmiş kalantor kişilerin oyları ile belediye başkanlığı kazanmışların VURDUM DUYMAZ tutumları ile sermaye şımarıklıkları sonucu deniz kenarlarına kurdukları fabrikalarından sorumsuzca akıttıkları atıklar Marmara Denizi’ni canlıların yaşanmaz hale gelmesine sebep oldu.

Kartal’dan Yalova’ya giden arabalı vapurla yarış eden Yunusların yok olmasına ölümlerine neden oldu.

O nefis uskumrular, çiroz yapılan kolyozlar, palamutlar, torikler, pavuryalar, istakozlar yok oldu…

Ya fakirin kısmeti ekmeği, İstavrit’in nesli tükendi insanlar KIRAÇA’ya bile hasret kaldı.

Şimdi elimize bir fırsat geçti ya, VUR ABALIYA yapmayalım…

Marmara Denizi kenarlarındaki belediyelerin oy hesapları yüzünden dokunmadıkları denetimlerini tam yapmadıkları, ”Bizim adamımız, bizim müteahhidimiz” dedikleri için dokunamadıkları için, Marmara’nın bu hale gelmesinde elbette bizim kabahatimiz çok amma,

İşin bir de BULGARİSTAN tarafı var!

Çoğu kez KIRKPINAR güreşleri öncesi ve sırasında Tunca-Meriç’te taşmalar olur, hatta Sarayiçini sular basar. Bulgarlar o dönemlerde yağışların bolluğunu bahane ile ülkelerinde ve sınırlarımızdaki BARAJ kapaklarını açar suyun fazlasını Tunca-Meriç vasıtasıyla Edirne’den ülkemize pompalar.

Tunca ve Meriç’ten gelen su değil, ham petrol, çimento gibi pisliktir !

Bulgarlar özellikle bu işte çok ustadır. Bize yağmur sularını değil pisliklerini gönderirler.

Nasıl mı?

 Barajlarda alt ve üst kapaklar vardır. Su fazlasını tahliye etmek için yetkililer üst kapakları açar su fazlasını tahliye ederler. Ancak bu Bulgaristan’da tam tersi olarak gerçekleşir. Bulgarlar böyle durumda barajın alt kapaklarını açarak Türkiye’ye pisliklerini gönderir. İşte bu yüzden Tunca ve Meriç’te ölü balıklar, hayvan ölüleri leşleri görürüz!

Denizcilik Bakanlığımız olsa Bulgaristan’ın bu durumuna DUR diyebiliriz.

Marmara’yı SALYADAN Bulgarların Tunca ve Meriç’le, Edirne’yi ölü balıklar şehri yapmasından kurtarabiliriz.

Marmara’nın salya SUÇU sadece Türkiye’nin değil aynı zamanda,

 Bulgaristan’dan Meriç ve Tunca ile Türkiye’ye,

 Barajlarından KİRLİ ve hastalıklı mikroplu suları akıtan BULGARİSTAN’ın da suçudur!

Yetkili makamlar bu konuya eğilmeli ve Bulgaristan’a da gerekli uyarı hatta yaptırımları uygulamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah KARAGÖZ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Tayfun Akar - Biz bu dünyada çocuklarımızın emanetçisiyiz Bu güne kadar Marmara Denizinde salya yoktu, eskilerin meşhur bir sözü vardır CHP için "geldi ismet, kesildi kısmet". Bu ülkenin başına gelmiş en büyük milli felaket CHP dir. İstanbul belediye başkanı paraları iş birliği içinde olduğu KOÇ grubundan otoları

kiralamaya harcarken, Silahtağada bulunan arıtma tesisinin yapımını durdurdu. istanbul her gün büyüyen bir şehir. Eski dönemde şehir planlaması ve artan nüfus göz önünde bulundurularak, arıtma tesisi planlanmıştı. Ekrem İmamoğlu bunu hiçe saydı, İstanbulun kirli suyu fosseptiği kontrolsüz Marmara denizine bırakıldı ve bu deniz salyası dediğimiz olayı tetikledi. Ekrem İmamoğlu halkın önüne çıkıp hesap vermeli ve Silahtarağadaki arıtma tesisinin yapımının neden engellendiğini açıklamalıdır. Koç grubunun eski Ceo'usu akıl hocası ve yardımcı olarak Ekrem İmamoğlunun yanına geldikten sonra, Koç grubu ile iş birliği içinde yapılan her işi para varda neden Silahtarağadaki arıtma tesisine para yok, Ekrem İmamoğlu bunu çıkıp halka açıklamaları ve Deniz Salyasına sebep olduğu için bu ülkenin halkından özür dilemelidir.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Haziran 09:03


Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?