Müsilaj uzun yıllar hayatımızda

Ülke gündemini bir anda sarsan müsilaj meselesini aslında biz Kocaelililer olarak uzun yıllardır yılda birkaç gün belirli zamanlarda İzmit Körfezinde görüyorduk. Ancak ne yazık ki mesele İstanbul’u ilgilendirmediği müddetçe ülkemizin ulusal medya gündemine çıkmadı. Şimdi de insanlar “Allah Allah ya bir anda nereden de çıktı bu” diye düşünüyorlar.

Mesnetli uzmanları dinlediğimiz zaman olayın sadece suyun yüzeyinde pis bir tabaka görünmesinden ibaret olmadığını, denizin dibinde yaşamın neredeyse bitme noktasına geldiğini anlıyoruz. Son altmış senedir Marmara Denizi ne yazık ki Bursa, Kocaeli, İstanbul ve Tekirdağ’dan yani dört noktadan birden insan eliyle tecavüze uğradı. Deniz salyası deniyor müsilaja ama bu denizin salyası değil, insanların pislikleri.

Tıpkı Koronavirüs pandemisi gibi, ortaya çıktığı anda hemen herkes “acaba ne zaman bitecek” diye düşünmeye başladı müsilaj meselesi ortaya çıkınca. Gördüğümüz gibi iki yıla yaklaştık ve Pandeminin daha hayatımızda uzun yıllar kalacağını anca anlıyoruz. Müsilaj da aynı şekilde hayatımıza yavaş yavaş “ben geliyorum” dedi ama insanlar kulaklarını tıkadılar. Şimdi geldi ve çok uzun yıllar gitmeyecek.

SADECE MARMARA TEHLİKEDE DEĞİL

Karadeniz kıyılarında da belirli bölgelerde müsilaj göründüğüne dair haberler var. Çanakkale Köprüsü inşaatının tepesinden çekilmiş görüntülerde parça parça pisliklerin Ege’ye doğru akışını izliyoruz. Bu pislik acilen önlem alınmazsa öncelikle iç denizimiz olan Marmara’yı sonrasında da diğer kıyılarımızı elimizden alabilir.

Dünyanın en pis denizlerinden olduğu verilerle sabit olan Karadeniz’in derin ve fazla akıntılı bir deniz olması sebebiyle kıyılarında pek hissedilmeyen yüksek orandaki kirlilik bir de Kanal İstanbul fecaati başımıza gelirse iyice Marmara’ya akacak. Boğazların kendi doğal alt ve üst akıntıları bu noktada doğal döngü olarak devreden de çıkmış olacak. Bugün anlıyoruz ki Kanal İstanbul demek, Marmara Denizinin tümünü İzmit Körfezi gibi Gemlik Körfezi gibi pislik yığını haline getirmek demektir.

MARMARA DENİZİ YIKICILIĞIMIZIN BİR SİMGESİ

Bütün dünya bugün bize, “ülkesindeki iç denizi yok eden bir millet” olarak bakıyor. Öylesine büyük bir rezillik ki bu; anlatmaya kelimeler yetmez. Apartmanınızda birisinin çocuğunu öldürdüğünü düşünün. Ona bakarken nasıl mideniz bulanarak nefretle bakacaksanız, işte bütün dünya bize şu an öyle bakıyor, öyle bakmaya da biz kafayı değiştirmezsek devam edecek. 60 senedir ırzına geçilen bu denizin iyi bile dayandığını söyleyebiliriz aslında.

Hoş biz millet olarak sadece doğamızı katletme konusunda değil; tarihi eserleri, kültürel mirasları, tarihe mal olmuş feyz alacağımız büyük değerlerimizi de kendi elimizle boğup öldürmek konusunda epey mahir ve dünyada rakibi zor bulunur bir milletiz.

Karadeniz yaylarından Kaz Dağlarına, Salda Gölünden Tuz Gölüne, Marmara Denizinden Ege ve Akdeniz kıyılarındaki sit alanlarına ve koylara, tarihi eserlerin restorasyon adı altında katledilmesine kadar maşallah yedi iklim dört bucak bizden nasibini alıyor. Aynı denizin doğu kıyıları olan Ege’nin haline bakın bir de uçakla yarım saat mesafedeki Batı kıyıları olan Yunanistan’a bakın. Durumun vahametini anlarsınız.

BİLİM YOKSA BİZ YOKUZ

Ne yazık ki her Ortadoğulu millet gibi biz de bilimle ne alıp veremediği meçhul garip bir milletiz. Bakmayın siz Jön Türkler, 2. Mahmut, 3. Selim ve Atatürk dönemlerindeki tarihin parladığı anlara. Kökleri Yavuz Sultan Selim’e kadar inen zihinsel bir çürüme içinde hala daha sürünüyor ve kafasını bu cendereden çıkarmaya çalışanların inatla çürüme kuyusuna geri çekildiği bir ortamda yaşıyoruz.

Bilim, insanın doğayla mücadelesi demektir. Ancak biz bu mücadele süreci boyunca öğrenilmiş olan doğayı korumak, onunla uyumu yakalamak ve bir ahenk içinde var olmak gibi zihinsel evrim süreçlerini pas geçtik. Batının makinelerini alıp doğayla mücadele ederken; zihniyetini alıp doğayı koruma noktasına geldiklerini bir türlü idrak edemiyoruz.

Güzelim yaylalarda doğmuş büyümüş insanların oraya baktıkları zaman “bina dikeyim” tasavvuru dışında zihninde bir şeyler canlanmayan insanların ülkesiyiz ne yazık ki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?