Salya sümük intikamı

Hayat denizde başlamış.

Yine denizde mi tükenecek?

Son günlerde aklıma takılan soru bu…

Doğa uyarıda mı bulunuyor?

Yoksa bir adım daha ileri atarak, intikamını gerçekleştirecek bir planı mı devreye soktu?

Uyardı, uyardı… Baktık ki duyan yok, “takan” yok…

Her gün, harika bir yeni gün batımı tablosunu gözlerimizin içine sokarak;

“Bak,” diyor… Bunları yitiriyorsun.

Öte yandan, yüz yıllarca yuvarlana yuvarlana birer sanat eseri olmuş milyonlarca parlak taşların üzerinden billur gibi suyun dalgalanıp gittiği yerleri, hayal dünyası içinde bırakarak, o güzelim denizi, salya sümüğe boğarak;

“Bak intikam böyle alınır” diye mesaj mı veriyor? Yoksa daha ileri adımlarının korkutucu işaretini mi çakıyor?

Hele bir başka alayı, dalga geçişi var ki!

Bir insan olarak büzülüp kalıyorum.

Karşılık beklemeden sunduğu koskoca bir nimeti, salya- sümüğe boğup, itfaiyeci hortumu ile toplama zorunda kalan duyarsız insanoğlunun, çaresizliğini de sergiliyor. Hem de onu herkesten önce, doğayı korumak durumunda olan, koskoca bir devlet yetklisinin, çaresizlik içinde açıklama yaptığı törende yapıyor bunu.

Aynı topluluk içinde yaşayıp duyarsız olmayan, doğaya yapılan ihanetleri gördükçe kahrolan, engel olmaya çalışırken sövülüp sayılanlardan biri olarak, kupkuru odunların içinde yaş olup yanarak, suçsuz yere azap çeken insanlardan olmak, ne kadar acı…

Üç yanı deniz olan verimli bir toprakta yaşama şansı, her ulusa kısmet olmaz. Sadece deniz ürünlerini akıllıca değerlendirip, ekonomimize güçlü bir dayanak daha kazandırmamız mümkün.

Ama ne yapılıyor? Hoyrat ve bilinçsiz bir avlanma faciasıyla balıklarımız bile Yunanistan ve Rusya kıyılarına sığınıyor.

Üç yanı denizle çevrili bir ülkede, temiz balığı, İsveç, Norveç gibi ülkelerden ithal ederek yemek zorunda bırakılan insanlar topluluğu olmak ne acı!

ÜZÜNTÜDEN AĞLAMANIZ GEREK…

Dünyaya gözleri kapalı olmak ne kadar kötü.

Yıllar önce cennet kıyıları olan Tütünçiftlik’teyiz. Bir yaz günü. Yazlıkçılar bir araya toplanmış, sevinç içinde, o zamanki adıyla İPRAŞ Rafinerisi’nin temel atma gününü kutluyorlar. Rafineri hemen evlerinin birkaç kilometre uzağında kuruluyor.

Yazlıkçıların birinde Amerikalı konuk var. Herkesin neden bu kadar sevinçli olduğunu soruyor. Rafinerinin temel atılışının kutlandığını öğreniyor. Yüzünü buruşturarak şunları söylüyor:

“Sizin sevinmeniz değil, üzüntüden ağlamanız gerekiyor” …

Çünkü, onlar zamanında bu durumları yaşamışlar. Kaybettiklerinin ne kadar değerli olduğunu biliyorlar.

Biz sanayileşmeye çok geç başladığımız için bilmiyoruz. Bu yatırımlara ihtiyacımız da var.

Ama gözlerimizi açıp görmek zorunda olduklarımıza bakmıyoruz. Batı ülkeleri ilk sanayi kurulduğunda neler yaşamışlar? Sonra kayıplarını gidermek için neler yapmışlar? Eğer bunlar bilinseydi ve önlemler alınsaydı, bugün o güzelim Marmara Denizi salyasını , sümüğünü ortalığa saçmak durumunda kalmazdı.

Şimdi tüm bu zorlukları görerek, acı duyarak yaşıyoruz.

Peki ne yapıyoruz?

Güzelim kıyılarımızı doldurmaya devam ediliyor. Güzelim koylarımızı rant uğruna darma duman ediyorlar. Derelerimizi, göllerimizi kurutuyorlar. Oksijen fabrikası dağlarımızı altın çıkarıcılarına siyanürle zehirletiyorlar. Ekmeğini oradaki doğadan çıkaran insanlarımıza, bu katliama engel olmaya çalıştıkları için jandarma dayağı attırıyorlar.

Doğa bunları görüyor, uyarıyor ve bakıyor ki, tüm bunlar dikkate alınmıyor… O zaman salyasını sümüğünü bırakıyor, suratımıza tükürüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Tayfun Akar - Bu güne kadar Marmara Denizinde salya yoktu, eskilerin meşhur bir sözü vardır CHP için "geldi ismet, kesildi kısmet". Bu ülkenin başına gelmiş en büyük milli felaket CHP dir. İstanbul belediye başkanı paraları iş birliği içinde olduğu KOÇ grubundan otoları

kiralamaya harcarken, Silahtağada bulunan arıtma tesisinin yapımını durdurdu. istanbul her gün büyüyen bir şehir. Eski dönemde şehir planlaması ve artan nüfus göz önünde bulundurularak, arıtma tesisi planlanmıştı. Ekrem İmamoğlu bunu hiçe saydı, İstanbulun kirli suyu fosseptiği kontrolsüz Marmara denizine bırakıldı ve bu deniz salyası dediğimiz olayı tetikledi. Ekrem İmamoğlu halkın önüne çıkıp hesap vermeli ve Silahtarağadaki arıtma tesisinin yapımının neden engellendiğini açıklamalıdır. Koç grubunun eski Ceo'usu akıl hocası ve yardımcı olarak Ekrem İmamoğlunun yanına geldikten sonra, Koç grubu ile iş birliği içinde yapılan her işi para varda neden Silahtarağadaki arıtma tesisine para yok, Ekrem İmamoğlu bunu çıkıp halka açıklamaları ve Deniz Salyasına sebep olduğu için bu ülkenin halkından özür dilemelidir.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 19 Haziran 09:02


Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?