Sedat Peker olayının ortaya koyduğu gerçekler

Türkiye, “normal bir ülke” olsaydı ne olurdu?

Bir kişi; adı, kimliği ve de geçmişi ne olursa olsun ortaya çıkıp “kirli çamaşırları” ortaya döktüğünde, bağımsız yargı derhal harekete geçer iddialar hakkında soruşturma başlatırdı.

Başka?

TBMM’de derhal “Araştırma Komisyonu” kurulur, iddialar ciddiyetle değerlendirilirdi.

Ama Türkiye “normal bir ülke” olmadığı için bunların hiç birini görmüyoruz.

Sedat Peker, kim olduğu beni hiç ilgilendirmiyor, ortaya çıktı dedi ki, “Siyaset-ticaret-mafya-medya arasında şöyle şöyle kirli ilişkiler var…”

Ben anlattıklarına bakarım.

Söylediklerini bir dinle!

Bir araştır…

Araştırılmıyor, aksine Peker’in söyledikleri “yok” kabul ediliyor.

“Geçmişi kirli” deniliyor.

“Güvenilmez bir kaynak” deniliyor.

İtibarsızlaştırılıyor.

Susturulmak isteniyor.

Oysa bırakın konuşsun.

Hatta daha fazla konuşmasına fırsat yaratın.

Amaç, Sedat Peker’i susturmak değil, konuşturmak olmalı.

Yargı görevini yapıyor mu?

Geldiğimiz noktada, artık Türkiye’de “bağımsız yargının varlığından” söz edemeyiz.

Yargı diye bir şey yok.

Sedat Peker olayı bu gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Şu garipliğe bakın ki, yargı, “Sedat Peker’in anlattıklarına” değil, “Sedat Peker hakkında” soruşturma başlattı.

“Konuşma, anlatma, sesini kes” dercesine…

Ve TBMM’nin işlevsizliği

Sedat Peker olayı, TBMM’nin bilinen bir gerçeğini de bir kez daha gözümüze gözümüze soktu.

Ülkemiz böylesine bir bataklığa saplanmışken, komisyon kurup pisliklerin araştırılması yönünde iradesini kullanamadı.

Nasıl geçmişte “FETÖ-siyaset” ilişkileri üzerine gitmekten özenle kaçınmışsa, bu kez de “mafya-siyaset” ilişkisini görmemezlikten geldi.

Sedat Peker olayı, “ülkemizin demokrasi-hukuk devleti-adalet ve temiz siyaset röntgeni”nin çok net çekilmesine fırsat verdi.

Neyin ne olduğu ve kimin kim olduğu artık kabak gibi ortada!

Bütün bunlar, devleti “devlet adamı sorumluluğuyla” adam gibi yönetmemenin sonucu.

Devletin gücünü tarikatlarla paylaştın, sonunda paylaştığın tarikat devletin gücünü senden almak istedi.

Arkasından devletin gücünü mafya ile paylaştığın anlaşılıyor, devre dışı bıraktığın mafya intikam almak için siyasetçilerin mafya, siyasetçilerin medya ve siyasetçilerin iş insanlarıyla yürüttüğü “bütün kirli çamaşırları” ortalığa döküyor.

Olup biten bu!

Siyaset dünyası, “ipliğimiz pazara çıktı” tedirginliği içinde.

Bu nedenle yargı pisliklerin üzerine gidemiyor.

Bu nedenle parlamento komisyon kurup olup bitenleri araştıramıyor.

Aman halk gerçekleri öğrenmesin!

Aman ha rezil olmayalım!

Tamam da, üstü kapatıla kapatıla Türkiye nasıl temizlenecek?

En güncel sorunumuz bu.

Bu sorunu aşmalıyız.

Türkiye’de “temiz eller operasyonu” mutlaka başlatılmalı.

Bu kadar da “kandırılma” olmaz ki!

AKP’nin “kandırılma listesi” oldukça kabarık.

*Ergenekon’da kandırıldı.

*Balyoz’da kandırıldı.

*FETÖ tarafından kandırıldı.

*PKK desen, “çözüm sürecinde” kandırdı.

*Suriye politikalarında da kandırıldı.

*F-35 olayında da sanki bir kandırma var.

*Mafya ilişkileri konusunda da kandırılma kokuyor.

Valla, bir çırpıda benim aklıma geliverenler bunlar, siz devam edebilirsiniz.

Tamam da, bir iktidarın “kandırılma sicili” bu kadar kabarık olamaz ki!

Klasik kuraldır:

Bir defa kandırılırsan, suç kandırandadır.

Birden fazla kandırılırsan, suç sendedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# AKP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

GARİBAN - Sayın yazarım: Bir AKP li olarak inanın çok üzülüyorum. Çıksınlar yok yada diyebiliriyorlarsa var desinler. Sessizlik suçu kabul etmek anlamına gelmiyor mu. Şu an ki seçim sistem ile hiçbir milletvekili olayı bilse bile izin almadan konuşamaz. Milletvekillerini halk kendi arasından seçse ve isim verse, bunlar Ankara ya seçilerek gitse orda milletin sesi olur. Makamları sorgularlar. Geldiğimiz durum maalesef böyle. Televizyonda hep aynı gazeteciler ve yorumcular, ne diyeceklerini ben bile önceden biliyorum. Bazı tetikçi gazetecilere bakıyorum. Sedat Peker olayından kelime bahsetmiyor. Çok tuhaf ve manidar değil mi. Ah benim Türkiyem. Yine DIŞ GÜÇLER diyelim. Basit bir şekilde bu işten suçu başkasına atıp çekilelim. Bahse konu paralar da herhalde dış güçlere gidiyordur. Bizde İTİAT kültürü olduktan sonra bu olayları çok çekerez. Vesselam.

Yanıtla . 7Beğen . 2Beğenme 23 Haziran 08:55


Anket MHP'de yeni il başkanı kim olacak?