Akıl tutulması 2

Bu hafta kaldığımız yerden yani Karaömerlioğlu’nun Doğu- Batı dergisinde yer alan değerlendirmeleri ışığında devam ediyoruz.

Karaömerlioğlu, akıl tutulması durumunu, güncel örnekler çerçevesinde şu şekilde izah ediyor:

Pandemide ortaya çıkan akıl tutulması bağlamında, ilk önceleri pek çok kişinin salgın meselesini küçümsediğini, bazılarının salgının boyutunu görmeyip bunu trafik kazalarına benzettiğine şahit olduk.

Sade vatandaşlar bir yana, devlet başkanlarının dahi salgın hakkındaki tuhaf yorumları hepimizi hayrete uğrattı. Mesela Trump’ın deterjan içme önerisi bu bağlamda hatırlanacak en çarpıcı örneklerden birisidir.

Bir başka örnek tüm dünyada maske olayında yaşandı.

Dendi ki “hasta olanlar taksın, olmayanlar takmasın.”

Sonra da dendi ki “bu hastalığı kapmış bazı insanlar semptom göstermiyorlar, yani hasta oldukları anlaşılmıyor.”

Bu durumda söz konusu iki önermeden her halükarda maske takmanın olmazsa olmaz bir önlem olduğu sonucu zaten çıkıyordu!

Esasında tüm bu açık seçik gerçekleri çok fazla kimsenin sorgulamamış olması kendi başına bir “akıl tutulması” göstergesidir.

Yüz milyonlarca insanın virüs nedeniyle ölmüş olmasına rağmen, bugün hala böyle bir virüsün olduğuna bile inanmayan insan sayısının da, tüm insanlık tarihine damgasını vurmuş en büyük buluşlardan biri olan aşıya karşıt olanların sayısının da dünya genelinde ürkütücü oranlarda olduğunu da görüyoruz.

Üstelik aşı meselesinin bugün dünyanın gündemine oturmuş, toplum sağlığını doğrudan doğruya etkileyen bir hale gelmiş olmasına rağmen.

Daha ilginci ise aşı karşıtlığının ve aşı kararsızlığının, eğitim düzeyi yüksek toplumsal kesimlerde daha fazla olması.

Günümüz dünyasında komplo teorilerinin bu kadar yaygınlaşıp onlara bu kadar fazla inanılması da akıl tutulmasının en önemli örneklerinden biri sayılabilir. Nitekim Amerika’da “dünya düzdür” safsatasına inananların sayısının hayli yüksek olmasından tutun salgının başlangıcında her şeyin sorumlusunun 5G sistemi olduğuna inanıp, Avrupa’da çeşitli yerlerdeki 5G istasyonlarına saldırılması gibi hadiseler de bu durumun örnekleri arasında yer alıyor diyebiliriz.

Karaömerlioğlu, yaşanılan bu akıl tutulmasına ışık tutan ve son yılarda üretilmiş bir kavramdan da bahsediyor: “Post-truth” yani “hakikat sonrası”.

“Hakikat sonrası” kavramı bağlamında, dünyada artık verilerin, gerçeklerin hiçbir önemi olmadığını belirtiyor ve ekliyor: Dolayısıyla buna düpedüz yalan söyleme sanatı demek de mümkün.

Buna göre yalanı söyleyenler bazen yalanlarının farkındalar ama bazen kendi yalanlarına kendileri de inanıyorlar. Bazen tembellikten, bazen cahillikten, bazen işlerine gelmediğinden insanlar gerçekleri teyit etme gibi bir ihtiyaç duymuyorlar.

Böyle bir kavramın bu kadar çokça gündemde tutulmasının dahi akıl tutulmasının boyutlarını bize göstermesi açısından önemli olduğunu söylüyor Karaömerlioğlu.

Karaömerlioğlu makalesinde zamanın ruhu olan akıl tutulmasını besleyen dinamikleri ise üç noktada ele alıyor: Birincisi geleneksel elitlerin krizi, ikincisi yeni rakip elitlerin niteliği ve nihayet internetle beraber iletişimin doğasının değişmesinin yarattığı etkiler.

“Peki, bu dinamiklerden neyi kastediyor?” deseniz…

Biz de bu noktadan devam edeceğiz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?