Bu özür kabul edilebilir mi?

İktidar partisi sözcüleri eski Türkiye ve yeni Türkiye diye ayırıyorlar ya. Eski Türkiye’yi, eleştirip yerlere batırıyorlar ya… Bizler o eski Türkiye’yi mumla arıyoruz.

Eski Türkiye’de, bu sınırlar içinde yaşayan ve onurla Türk Milleti damgasını taşıyan toplumumuzda, İstiklal Marşımıza ve bayrağımıza saygısızlık yapan bir “deli”ye bile rastlamazdık.

Oysa şimdi, takım elbise giymiş, boynuna kravat takmış, siyasi kimliğini cebine yerleştirmiş, makam sahibi kimilerinin, İstiklal Marşımız sırasında ayağa kalkmayarak, bir ideolojik gösteriden siyasi çıkar sağlamaya çalıştıklarına tanık olduk. Hem de birkaç kez değil, birçok kere.

Milli Bayramlarımıza katılmamak için hastalık bahanesi yaratan ve bu hastalıkların hep resmi bayramlarda nüksetmesini yaşayan ve yaşatan Devletin üst yöneticilerini de gördük, görüyoruz.

İstiklal Marşımıza saygısızlık yapmak, resmi bayramlarımızı kutlamamak için sudan mazeret uydurmak gibi, eski Türkiye’de rastlamayı aklımızdan bile geçiremeyeceğimiz bu olayların nedenini anlamakta güçlük çekiyoruz.

Yoktan var edilen bu ülkede doğmuş büyümüş, bu ülkenin verdiği olanaklarla varlığını sağlamış, halkın temsilcisi gibi yüksek bir payeye sahip olmuş kişilerin, kendilerini “kerhen “ bu ülkenin vatandaşı sayması nasıl bir şey? Anlamak güç. Reddettiğiniz tüm değerler sizin var olmanız için. Bunu sağlayan da eski Türkiye’nin başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, o ve onun çevresinde toplanan, bu vatanı, bu bayrağı, bu takım elbiseli, kravatlı uygar hayatı, büyük mücadelelerle yaratan kahramanlar.

Sizler hala vatanı düşmanlara teslim edip, onların gemisiyle ülkeyi terk edenlerin mi arkasındasınız?

Neredeyse her gün yürek kanatan bir olayla karşı karşıyayız. Sonuncusu AKP Gebze örgütünden.

Bir toplantı yapılıyor. Masaya 2 Türk bayrağı ve flama seriliyor. Buraya kadar normal. Ama sonrası? Sonrasında masaya meyve tabakları geliyor ve tabaklar Türk Bayrakları üzerine yerleştiriliyor.

Şehitlerimizin kanından rengini almış ve bizim egemen varlığımızı temsil eden bayrağımız, siyasi bir toplantının yapıldığı yerde, üzerine tabakların dizildiği bir masa örtüsü haline getiriliyor. Hiç kimse de “bu olmaz, bu yapılmaz” deyip durumu düzeltmiyor. Toplantı bitiyor, içler acısı durumun fotoğrafları yayınlanıyor ve izleyen duyarlı vatandaşların protestoları yükseliyor. AKP Gebze İlçe Başkanı Recep Kaya bunun üzerine bir açıklama yapıp, “görüntü en çok bizleri üzmüştür. Bu görüntü için özür dileriz” diyor.

Biz de diyoruz ki; bu özür kabul edilebilir mi? Asla.

MEKSİKA DİZİLERİ DEVAM MI EDİYOR ?

Pandeminin 65 yaş üstü tüm kurbanları gibi biz de 8.5 ayı evlerde hapis geçirdik. Yaş almışlarla yaş alamamışların bu mahkumiyetine hala akıl erdiremiyorum. Böyle bir garabeti dünyada tek bizim ülkemizde yaşatan tüm yöneticilerimize saygılar.

Günün 24 saatinde birkaç odaya tıkılmak nasıl bir şey onu öğrendik.

Bu yaşa kadar “kodes” yüzü görmemiş, namuslu, düz insanlar olarak, bu deneyimi bizlere bağışlayan yöneticilerimize saygılar sunmak, en baştaki görevimiz olmalı!

Bir yanda insan yerine konmamanın üzüntüsü, bir yanda tüm insani alışkanlıklardan uzaklaşmak… Ne yaptık bu hükümlülük süresince? Okuduk, yazmaya çalıştık, yedik, içtik, sıkıldık, sıkıldık… Bir amacı olmadan, mahkum yaşamı kabul etmek kadar anlamsız bir şey olamaz. Okumaktan da bıktık. Yazmak da anlamsızlaştı. O zaman tek kalan şey dizi izlemek oldu. Yerli dizilerden hiç hoşlanmam. Onları değerlendirme dışında tuttum.

Uzay, robot, teknolojinin insana hükmettiği maceralar ve öyle bir dünya da hiç işime gelmez. Ne kalıyor? Popüler dizilerle dolu Netflix’in dünyası. Burada Meksika dizilerini izledim. Hem tarih, hem macera, mafya, çete, siyaset ilişkileri. Ne yalan söyleyeyim, bayağı da sardı. Pablo Escobar’lar, El Chapo’lar, Marcos’lar…

Diziler yakın geçmişte Güney Amerika ülkelerindeki uyuşturucu mafyalarını, onların siyasilerle, güvenlikçilerle iç-içeliklerini anlatan gerçekçi diziler. Benim için ilginç ve öğretici oldu. Sonra diziler bitti. Başkalarını izlemeye çalıştım. Ne yazık ki hiçbiri onlar kadar tat vermedi.

Şimdi ülkemizdeki son olayları izliyorum. Bana Güney Amerika dizilerinin devamı gibi geliyor. Yalnız bizdekiler daha sonuçlanmadığı için, haklarında hüküm vermek için erken.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder

# AKP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Fazli Sarı - Sizin işiniz gücünüz sizinle aynı inançta olmadığı için AKP düşmanlımı bırakın bu işleri sen desene bizim gibi alkol almıyor diye Tayyip Erdoğan'a düşmanız, Nedense bu vatanı bölmeyi amaçlayan HDP ile iş birliği yapan Atatürkçülerden hiç bahsetmiyorsunuz. AKP lilerin masasında kasara bayrak üstüne fark edilmeden tabak koyuldu diye çok koyu vatansever kesilen size ne oluyor da birden bu vatanı bölmek isteyen pkk nın uzantısı HDP liler ile iş birlikçisi sizin kim olduğunu çok iyi bildikleriniz hakkında tek laf etmiyor üç maymunu oynuyorsunuz. O kadar vatan sever nutukları attıktan sonra bu vatanı bölmeye kalkanlara susarak vatan severlik nutukları ile siz bu halkı uyutacağınızı sanıyorsanız bu şunu gösterir, siz bu halkı daha hiç ama hiç tanımamışsınız. Bırakın bu işleri sizin derdiniz vatan severlik değil zerre kadar bu konuda kaygınuz olsa HDP iş birlikçilerini de bu sayfada yazardınız, o kadar vatanseveriseniz insanların bu konudaki iyi niyetini istismar etmeye çalışıyorsunuz ama biten sizin zihniyetiniz HDP iş birliği ile çok kötü bir bataklığa saplandı bu laflar ile göz boyama ile onları kurtaramayacaksınız. Vahdettin neymiş İngiliz ile iş birliği kaçmış yapmışta gemi ile kaçmış. İngiliz iş birlikçisi vahdettin İngilizin adamıysa, İngiliz neden Ankara ve İstanbulu tek kurşun atmadan Ankaarda kurulan hükümete teslim etti de Vahdettin'e teslim etmedi. Bak ne demişsiniz?, Vahdettin İngiliz iş birlikçiymiş. İnsanların zekası ile alay etmeye son verip bunları da açıklamalısınız. Bu palavraları artık kimse yemiyor boşuna insanları kandırmaya çalışıyorsunuz. Herkes İngilizin gerçek iş birlikçilerini artık çok iyi biliyor bu ülkede.

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 23 Haziran 23:32


Anket Yaz tatilinizi nerede geçirmeyi tercih edersiniz?