Bi'küçük Yalçın öyküsü

EFSANE SOL BACAK YALÇIN KILDIRAN, FENER, BEŞİKTAŞ, GALATASARAY’A SIRT ÇEVİRMİŞTİ… GORDON MİLNE KAÇIRMAYA KALKTI… DÖNER BIÇAĞIYLA FETHİYE’DE KOVALANAN, BURSA’DA DİLİ BOĞAZINA KAÇIP ÖLÜMDEN DÖNEN TAVŞANLILI YALÇIN, KİMİ KOCAELİSPORLULAR GİBİ KULÜBÜNÜ SATMADI… KOCAELİ’DE İŞÇİLİK YAPARKEN, O MÜTHİŞ SAĞ BACAĞINI KAYBETTİ… ŞİMDİ DE AMANSIZ HASTALIKLA SAVAŞIYOR…

***

Hani çok musibete uğrayan insana denir ya:

Bu adamın başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir diye…

İşte o misal…

Yalçın Kıldıran…

Ve onun hikâyesinin özetinin özeti…

Çünkü onu yazmak, 2-3 ciltlik romana bedeldir ve herhalde gazeteci olarak ancak ben yazabilirim…

O halde başlayalım…

***

1987…

Tavşanlı…

Kağıtspor Tavşanlı’da zorlu bir maça çıkıyor…

Ben de oradayım…

Yaşarı Kıyar…

Totem Yaşar…

İsmail…

Şinasi oynuyor bu takımda…

Müsabaka 0-0 bitiyor…

Kütahya’nın yaz sıcağı…

Biz de TEK (Şimdiki Tedaş) tesislerinde konaklıyoruz…

Permatik Mustafa masör olarak formunun zirvesinde…

O yıllar yani…

***

Linyit Stadı’ndaki maç başlıyor…

Yaşar Kıyar yine ortalığı darmaduman ediyor…

Kalede Birol var…

Kağıtspor istediğini alıyor…

0-0…

2 puanlık sistemde bir puan iyi tabii…

Hem de, son demlerini yaşayan rahmetli Avni Kalkavan yönetimindeki gırgırı bol bir takımda…

O maçta sol kanatta Tavşanlılı genç bir çocuk dikkatimi çekiyor…

Yalçın Kıldıran’mış ismi…

Notlarıma alıyorum…

Zaten genç milli takıma bile davet edilmiş…

Aradan iki yıl geçiyor…

Kocaelispor’da, şu anda içerisinde bulunduğumuz Körfez Küçük Sanayiciler Sitesi, şimdiki adıyla İzmit Sanayi Sitesi yönetim kurulunun o zamanki başkanı Güngör Kandemir başkanlığında, bir yenileşme ve gençleşme hareketi başlıyor…

Güngör Kandemir…

Erdal Uzguç… (Turgut Demirkıran’ın patronu)…

Metin Uçar…

Mesut Kavurt…

Recep Türkkal (Sinek Recep)…

Erkan Candan gibi sitenin önde gelen isimleri yönetimi oluşturmuş…

İyilik meleğimiz Mesut Kavurt ağabey, kapı kapı dolaşıp kombine bilet satmaya çabalıyor…

Yani Kocaelispor bir yerde adeta sanayiden idare ediliyor…

Yalçın Özön’ün değerli ve asil eşi Aynur hanım da adeta kulübün genel sekreteri gibi…

Her şey ondan soruluyor…

Kooperatif binası adeta Kocaelispor kulüp binası haline geliyor…

Bizim de işimize yarıyor tabii… O zaman tek gazeteyiz ve binamız da şimdiki yerimizi iki blok arkası…

Yani haber kaçmıyor… (Zaten kaçamaz, dediğim gibi tek gazeteyiz, Kocaelispor muhabiri benim ve ben ne yazarsam o)…

***

Neyse, Yalçın adını duyunca içim coşuyor…

(Ki o Yalçın, iki yıl sonra Bakırköyspor’la oynarken, Şener Dal ve Zeki Kaya yönetimindeki takımda, o zamanki adıyla 3.Lig’e, şimdiki adıyla 2.Lig’e düşmek üzere olan takımı 2-2 biten maçta 2 gol atarak kurtaran Yalçın’dır…)

İnancım artıyor Kocaelispor’a…

Ve o Yalçın, Bülent Uygun ile beraber öyle bir sıçrama yapıyor ki, Türkiye onları konuşmaya başlıyor…

Adnan Dinçer…

Güvenç Kurtar derken Süper Lig’de zirveye çıkan takımda Ömeroviç, Mirko, Kuzman, Saffet, Ergun, Melih kadar Yalçın’ın adı da efsane oluyor…

DÖNER BIÇAĞIYLA FETHİYE’DE KOVALANDI… ÖLÜMDEN DÖNDÜ…

Ve meşhur döner bıçağı hikâyesi…

Takımın tesisi yok…

Yine 90’lı yılların başı…

Faruk, Arif ve Yalçın Değirmendere’de kalıyor…

Yalçın tesislerde kalıyor…

Tabii genç adamlar, her zamanki gibi bol bol dedikodu üretiliyor…

Taraftar gaza geliyor…

Hodri Meydan’ın kurucusu Hüsnü Dindar, Engin, Haluk ve bir grup taraftar, Yalçın ile beraber Fevziye Camii’nin yanındaki tesiste kalan Yalçın ve arkadaşlarına saldırıyor…

Yalçın öldürüleceğini anlıyor, Fethiye Caddesi’ne doğru kaçmaya başlıyor…

Dedikodu kurbanı olduğu ortada…

Zaten çok iyi koşan adam…

Hüsnüler onu yakalayamıyor…

Bir apartmanın bodrum katına saklanıp, canını kurtarıyor…

Olayla alakası bile yokken ölümden dönüyor…

BURSA’DAKİ TARİHİ MAÇTA, DİLİ BOĞAZINA KAÇIYOR

Sene 1993…

Bursaspor ile Bursa’da oynuyoruz…

Pırıl pırıl güneş…

Tuncay Akgün…

Bülent Uygun…

Melih…

Saffet…

Mikro…

Kuzman…

Şov yapıyor…

Tabii ki Yalçın…

Bir orta saha mücadelesi, Yalçın yerlerde…

Sırt üstü yatmış…

Kıvranıyor…

Herkes çevresine toplaşıyor…

Danimarkalı’nın durumu gibi…

Bursalısı da, Kocaelisporlusu da başını ellerinin arasına almış, bazıları ağlıyor…

Eyvah diyoruz…

Yalçın ölüyor…

Meğerse dili boğazına kaçmış…

Masör Hasan ağabey bir çırpıda dilini çekiyor ve Yalçınımızı kurtarıyor…

Allah bize bağışlıyor…

O günü hiç ama hiç unutmadım…

ALİ ŞEN KAÇIRMAYA KALKIYOR… GORDON MİLNE, SEBA’DAN İLLE DE ONU İSTİYOR… GALATASARAY TETİKTE BEKLİYOR… O TAKIMI SATMIYOR…

Kocaelispor’un futbolcuları o yıl kapış kapış gidiyor…

Avrupa’ya açılmış ve sezonun ilk yarısını Galatasaray’ın önünde açık ara önde bitirmiş lider Kocaelispor, Avrupa’nın bile dilinde…

Futbolcular kapış kapış gidiyor…

Halil İbrahim Kara, Faruk, Tuncay Fenerbahçe yolunda…

Bülent Uygun Galatasaray ile gizlice görüştüğünü sanı tuzağa düşüyor, Kocaelispor’un şampiyonluğunu yakıyor…

Motivasyonu sıfıra indiriyor…

O da Fener’e gidiyor…

Sonra Mirko (Mert Meriç), Ergun Fener’e, Saffet ve Kuzman Galatasaray’a gidiyor…

Yalçın mı ?..

Kalıyor…

Kütahyalı Tavşanlılı Yalçın Kıldıran Gölcüklü Halil İbrahim gibi gitmiyor ve Kocaelispor sevgisini terk etmiyor…

Terk etmedi sevdan beni diyor…

Sefa Sirmen de bunun karşılığı Yalçın’ın rakamını yükseltiyor ve sahip çıkıyor…

Yalçın, 80’lerde İbriç’in yaptığı gibi, kentin sevgilisi ve efsane oluyor…

İLK TİCARİ İŞİNDE, 300 MİLYON LİRA DOLANDIRILDI

Yalçın, rahmetli babasıyla beraber Tavşanlı’da yatırım yapıyor…

Kütahya’nın merkezinde adidas bayiliğini alıyor…

Zamanın parasıyla 300 milyar lira yatırıyor… (Dolar o zaman 1.073 TL.)…

Yani tüm parasını…

Ama aşk bu…

Neşe hanım ile tanışıyor ve Değirmendere’de yaşamaya devam ediyor…

Memleketine dönmüyor…

Zaten Kocaelispor ve Değirmendere aşığı bir genç…

İşlerini babası yürütüyor…

Ve tabii kandırılıyor ve Yalçın bir anda parasız pulsuz kalıyor…

Tüm birikimleri yok oluyor…

Bu olay onu çok üzmüştü…

Yakından biliyorum ve elimden geldiğince moral vermiştim…

Asgari tecrübeli bir gazeteci ne kadar moral verebilirse elbette…

Çünkü morale değil, paraya ihtiyacı vardı…

2017’DE AYAĞI KESİLİYOR…

Eşinin rahatsızlığı sonrasında iyileşmesiyle mutlu olan Yalçın yavaş yavaş kendini toparlıyor…

Kocaelispor antrenörlüğünden sonra Ogün Bağlantı’da, patron Yüksel Gümüş’ün sayesinde işe giriyor…

Sigortası ödeniyor ve emekliliğe hazırlanıyor…

Ancak bir gün gazetemizde sayfalarımızı hazırlarken istihbarattan haber geliyor…

Yalçın Kıldıran iş kazası geçirmiş..

Vezirçiftliği’ndeki iş yerinde üzerine dev demir yığını düşmüş ve son anda kenara çekilince, sağ ayağı parçalanmış…

Art arda ameliyatlar sonrasında Sopalı Hastanesi’nde o meşhur sağ bacağı kesildi…

Yıkıldık… Ona hissettirmedik… O neşeli (sanırım eşinin isminden ötürü) konuşmasıyla kendini bırakıp bize moral veriyordu…

Ve canı kızı onun her şeyiydi halen de öyle…

Pandemi döneminde de sağlık çalışanı olan kızındaydı aklı, ama maşallah sıkıntı olmadı…

VE YİNE SAVAŞA BAŞLADI

Bitti mi ?..

Hayır…

40 yıl felçli bir annenin 2016’da kalp krizinden yitiren biri olarak, onun bu sıkıntılarının bitmeyeceğini biliyorum…

Çünkü Allah bu sınavları sevdiği kullarına veriyor…

Geçtiğimiz hafta sohbet ettiğim Yalçın’a, sormak istemediğim soruyu sordum…

‘Yalçın’ım sağlığın nasıl?’..

“Ağabey biliyorsun işte… Haluk Balaban (Gazetemizin bilgi işlem müdürü ve 40 yıllık arkadaşım, Yalçın’ın Değirmendere’den komşusu) ağabeyle konuşmuşsun sanırım… “

“Evet Yalçın’ım… Ondan sordum… Durum nasıl”…

“Savaşıyoruz”…

Sonra da geçmiş olsun dilekleri yağdı…

Çünkü onun izniyle ben sosyal medyada paylaştım…

Dualar akın akın gidiyor hala…

Çünkü o bir efsane ve İbriç gibi Kocaelispor tarihine adını yazdırdı bile…

YARIN: 1993’TE YUVACIK’TAKİ MARMARA TV (ŞİMDİKİ TV 41), PAŞA’DAKİ SELAM TV STÜDYOSUNDA ÇORAPLI, KRAVATLI NAKLEN YAYIN…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?