Reklamı Kapat

“Tosuncuk” içeride, bizim “tosunlar” ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor

Olay aynı.

Halktan “fazla kazanç vaadiyle” para toplamak ve tüymek.

Yani vatandaşı dolandırmak…

“Tosuncuk” Mehmet Aydın, Ağustos 2016’da “Çiftlik Bank” adlı uyduruk bir banka kurdu, saf ve temiz yürekli milletimizi “Sizi kısa zamanda köşeyi döndüreceğim” diye kandırdı, topladığı milyonlarca lirayı alıp Uruguay’a kaçtı.

Hakkında “kırmızı bülten” çıkarıldı, yakalanacağını anlayınca teslim oldu, Türkiye’ye getirildi, dün çıkarıldığı mahkeme tarafından ikinci kez tutuklandı.

“Tosuncuk”un marifetleri kısaca böyle.

Bizim “tosunlar”ın yaptığı

“Tosuncuk” var…

“Tosun” var…

Mehmet Aydın, görüntü ve yaş itibariyle “tosuncuk” ise…

Yedi yıl önce Kocaeli halkının altın ve paralarını alarak ortadan kaybolan Tüysüz kardeşlerin her biri bir “tosun”!

Tesadüf, dün “bizim tosunlar”ın, yani Tüysüz kardeşlerin yine duruşması vardı.

Unutmuşsunuzdur, “bizim tosunlar”ı bir hatırlayalım.

İbretlik bir olay!

Tam “Türkiye’deki soygun ve kapkaç düzenini” anlatan bir olay!

Satırbaşlarıyla vereyim.

*Bir zamanlar İzmit’te “Tüysüzler” adında bir “kuyumcu dükkânı” vardı. Soyadları “Tüysüz” olan kardeşler işletirdi bu kuyumcuyu. Cemalettin Tüysüz… Cengiz Tüysüz… Yüksel Tüysüz… Turgut Tüysüz

*Meslekleri görünürde “kuyumculuk” idi, ama esas “tefecilikten” para kazanırlardı. Yani yaptıkları işi tam tarif etmek gerekirse, “tefeci-kuyumcu” demek mümkündü.

*”Para” çalıştırırlardı… “ Altın” çalıştırırlardı… Tıpkı banka gibi… Para ve altınlarını getirip teslim edenlere, “acayip kâr payı” verirlerdi. Banka “1” veriyorsa, Tüysüzler “8-10” verirdi. Tabii onlar da topladıkları para ve altınları, sıkışan iş insanlarına “kat kat fazlasına” kullandırırlardı. Tabii yaptıkları işler arasında, “kredi kartı tefeciliği” de vardı.  

*Çok para kazanırlar, lüks içinde yaşarlardı. Malikâneler… Lüks otomobiller… Seyahatler… Hatta para çok olduğundan sülaleden birini “Kırkpınar Ağası” bile yapmışlardı. Kentin sayılı zenginleri arasında gösterilirlerdi.

*”Değirmenin suyunun nereden geldiğini” bilen biliyordu da, bilmeyenler veya bilip de “nasıl olsa bir şey olmaz” diyenler, altınlarını ve paralarını Tüysüzler’e teslim etmeye devam ediyorlardı. Yüzlerce, binlerce kişi… Sadece Kocaeli’den değil, çevre illerin “uyanık geçinenleri” de vardı aralarında.

*Bir gün, bundan 6 yıl önce 27 Haziran 2014 tarihinde, İzmit büyük bir şokla uyandı. Tüysüzler, tüymüştü… Gece yarısı, dükkânda ne kadar altın ve para varsa arabalarına alıp şehri terk etmişlerdi. Olayı ilk duyuran da biz olmuştuk. Bir anda kuyumcu dükkânının önü parasını ve altınını kaptıranlarla doldu. Giderken evlerini de boşaltmışlardı, telefonları da kapalıydı.

*Çok geçmedi, mağdurlar soluğu savcılıkta almaya başladı. Adliye binasında uzun kuyruklar oluştu. Üç günde tam 636 mağdur “dolandırıldık” diye suç duyurusunda bulundu. Bütün dolandırılanların sayısı bu kadar mıydı? Daha fazlaydı, ama çoğu “utançlarından” resmi suç duyurusu yapmıyorlardı. Bunlar arasında kimler mi vardı? Üst düzey emniyet görevlileri, yargı mensupları, fabrika yöneticileri… Altınlarını “kocalarından habersiz” Tüysüzler’e teslim eden kadınlar… Veya karılarının altınlarını “işyerindeki kasada saklıyorum” diyerek alıp, Tüysüzler’e götüren kocalar… Bunlar resmen suç duyurusunda bulunamıyorlardı.

*Ortalık ayağa kalkmıştı. Yakalama kararı çıkarıldı, Tüysüz kardeşler gelip teslim oldular, “Bizi serbest bırakın, malımızı mülkümüzü satıp borçlarımızı ödeyeceğiz” dediler, birkaç gün cezaevinde yatıp çıktılar. Çıktıkları gibi yine ortadan kayboldular.

*Ağır ceza mahkemesinde yargılandılar, yargılanırken “talimatla ifadeleri alındığından” hiç İzmit’teki duruşmalara gelmediler. Yargılama 18 Şubat 2017’de bitti, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi Tüysüz kardeşler hakkında ilginç bir karar verdi. Görevi suiistimal ve dolandırıcılıktan beraat, Bankacılık Kanunu’na muhalefetten 5’er yıl hapis ve 100’er bin lira para cezası…

*İstinaf Mahkemesi bu kararı bozdu, özetle “sanıkların her bir mağdur için ayrı ayrı cezalandırılmasını” istedi. Bu arada BDDK ile ilgili yargılamanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisi kapsamında olduğunu da kararına ekledi. 

Ve bir önceki duruşmada yaşanan “soyadı değişikliği” şoku

İddianamenin hazırlanması, araya giden pandemi süreci derken, Tüysüz kardeşlerin yeniden yargılanmaya başlaması uzadı.

İlk duruşma ancak 26 Kasım 2020 Perşembe günü yapılabildi.

O gün iki “şok” birden yaşandı.

Birinci şok; mahkemenin yakalanarak getirilmesi kararı vardı, Tüysüz kardeşler aranmış, bulunamamıştı.

İkinci şok ise, kardeşlerden Cemalettin Tüysüz ve Yüksel Tüysüz’ün soyadlarını değiştirmesiydi.

Cemalettin Tüysüz, “ALBAYRAK” soyadını almıştı.

Yüksel Tüysüz’ün yeni soyadı ise “HANCIZADE” idi.

Artık mahkeme kayıtlarında isimleri “Cemalettin ALBAYRAK” ve “Yüksel HANCIZADE” olarak geçiyordu.

Görüyorsunuz, her ikisinin soyadı da afili!

Her neyse…

Ben esas bu “soyadı değişikliğinin” üzerinde durmak istiyorum.

Biliyorsunuz, ad ve soyadı değişikliği eskiden “mahkeme kararıyla” mümkündü.

6 Kasım 2017 tarihinde bir kanun çıkarıldı, bu kanuna göre mahkeme kararı olmaksızın kişi ad ve soyadını değiştirebiliyor.

Diyeceksiniz ki, “Kanunlar izin vermiş, Cemalettin ve Yüksel Tüysüz de soyadlarını değiştirmiş. Bunda ne var?”

Doğru, yaptıkları kanuna uygun.

Kanun bir hak vermiş, onlar da kullanmış.

Ancak burada “hakkın kötüye kullanılması” söz konusu.

Cemalettin Tüysüz ve Yüksel Tüysüz, kanunun kendilerine verdiği hakkı düpedüz kötüye kullanıyorlar.

Amaçları, alacaklıların kontrolünden kurtulmak.

Kendilerini gizlemek…

Kaçmak…

İki soyadı değişikliği mutlaka bu yönüyle ele alınmalı ve iptali için gereken yapılmalı.

Şimdi ortaya çıkan manzarayı görüyor musunuz?

636 kişi dolandırıldık diye savcılığa başvuruyor…

636 kişiyi dolandırdıkları sabit kişiler serbest…

Bunlardan ikisi de “mağdurlardan kaçmak için” suç işledikleri tarihteki soyadlarını değiştiriyor.  

Böyle bir şey kabul edilebilir mi?

4 yıl önce çıkarılan kanun, bu gibiler için mi çıkarıldı?

Cemalettin- Yüksel kardeşlerin yaptığı, “bir hakkı kötüye kullanılması” değil de ne? 

Özetle “bizim tosunlar”, 7 yıldır ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor

Evet, tosuncuk Mehmet Aydın içeride, bizim tosuncuklar (Tüysüz kardeşler) 7 yıldır ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşıyorlar.

Kaçırdıkları altın ve paralarla değişik şehirlerde iş kurdukları konuşuluyor.

Üstelik ikisi de biraz önce yazdığım gibi soyadlarını değiştirdiler.

Cemalettin Tüysüz, oldu Cemalettin Albayrak…

Yüksel Tüysüz, oldu Yüksel Hancızade…

Amaçları ne?
Amaçları, kendilerini “alacaklılardan” gizlemek.

Dünkü duruşmaya da gelmediler, mahkeme Cemalettin Albayrak ve Turgut Tüysüz hakkında yakalama kararı verdi.

Bakalım yakalanacaklar mı?

Sizlere bugün “tosuncuk ve tosunların” hikâyesini anlatmaya çalıştım.

İzlemeye devam edeceğiz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Lazo - Gülü seven halkımızda dikenine katlansın.Çok saf bir halkımız var.Aslında çok kurnaz.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 14 Temmuz 08:07


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?