Miralay Nazım Beyin Hatırası

Twitter’da son dönemde önüme takip ettiğim Kurtuluş Savaşı odaklı tematik hesaplar sayesinde haberdar olduğum bir sivil inisiyatifin takdire değer bir çabasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendilerine “Mürettep Müfreze” adını vermiş İstiklal Mücadelesi Araştırma Topluluğu tarafından yürütülen Kütahya’nın Çöğürler ilçesindeki TCDD tren istasyonunun adının Şehit Miralay Nazım BeyTren İstasyonu olarak değiştirilmesi için çok içten ve hiçbir maddi karşılıkları olmayan bir çaba yürütüyorlar.

Askeri Yerbilimleri akademisyeni Dr. Selim Erdoğan hocanın yayınlarıyla varlığından haberdar olduğum bu topluluk ve Miralay Nazım Bey için yaptıkları kampanya, Kurtuluş Savaşı’nın 100. yıllarını idrak ettiğimiz bu sene ve önümüzdeki iki sene için çok kıymetli ve çok özel bir girişim.

Miralay (Yarbay) Nazım Bey Kurtuluş Savaşı’nın en kanlı çarpışmaları olan, Turgut Özakman’ın kaleminden sinemaya uyarlanmış abide bir eser olan Kurtuluş Dizisinin dördüncü bölümünde “Kan Seli” adıyla anılan; tarihimizin en büyük dönüm noktalarından birisidir. Mustafa Kemal Paşa’nın “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” askeri doktrinini ortaya koyarak o güne kadar savaş tarihi boyunca bilinen tüm askeri taktikleri bir çırpıda silip çöpe atan dehasını ortaya koyduğu çok özel bir süreçtir.

Miralay Nazım Bey Nasıl Şehit Oldu?

Sizlere Dr. Selim Erdoğan hocanın kaleminden Miralay Nazım Beyin kısaca öyküsünü aktarmak istiyorum. Ordunun düşebileceği olası bir bozgunu ortadan kaldırmak için başka bir komutanın ihmalini kapatmak için bir dakika düşünmeden harekete geçmiş ve vatan topraklarına kavuşmuş soylu bir komutanımızın hikayesi.

“1907’de Harbiye’den teğmen rütbesiyle mezun olmuştur. 14 yıl Çanakkale’de, Makedonya’da, Galiçya’da, Kafkasya’da savaşmıştır. Milli Mücadele’ye ilk katılan subaylardandır. 1. İnönü Muharebesi’nde 4. Tümen’e komutan olarak atandığında Kurmay Yarbay’dırMehmet Nazım Bey.

Kütahya Eskişehir Muharebeleri 10 Temmuz’da (1921) başladığında Yarbay Nazım Bey’in 4. Tümeni Miralay (Ayıcı) Arif Bey’in 3. Grubu komutasındadır. Muharebelerin bu evresi Yunanlıların kesin sonucu nerede arayacağının anlaşılamadığı, belirsizlik dönemidir. Nitekim Trikupis komutasındaki Kuzey Tümenler Grubu’nun İnegöl kesimindeki harekatı uzun süre Batı Cephesi’ni meşgul eder. 13 Temmuz’a gelindiğinde kaos hakimdir. Buna Arif Bey’in 15 gündür cephesini yeterince tahkim etmediğinin anlaşılması da eklenince sıkıntı büyür. Topçuları taktik uygulama aşamasında tümen komutanlarının komuta etmesi düşmana karşı en güçlü silahın etkili kullanılamamasına neden olur.

Sorunlar birbirine eklenirken Yunan 2. Kolordusu cephesini Kütahya – Altıntaş kesimine çevirir. Nazım Bey’in 4. Tümeni 2 alayıyla 4. Grup (Kemalettin Sami Bey) emrine, Kütahya kesimine kaydırılır. Tümen’in 132. Alayı yerinde kalır. 4. Tümen bu kritik hatta Yumruçal – Nasuhçal kesimini savunacaktır. Kıtanın kaydırılması sırasında bir sorun daha ortaya çıkar: İntikal. Dağlık ve ormanlık arazi piyade intikallerini çok zorlaştırmaktadır. Yunan Taarruzunun sıklet merkezi anlaşılmıştır ama artık 5 tümenin taarruz edeceği bu kesime yığınak yapmak, kuzeyden tümen kaydırmak için çok geçtir. Ordu baskına uğramanın çaresizliğiyle boğuşmaktadır.

Mehmet Nazım Bey her şeye rağmen 15 Temmuz sabahı karargâhı ile hatta ulaşır. 58. Alayı Nasuhçal kesimine yerleşmiştir ancak diğer alayı, 40. Alay Yumruçal’ı kamilen işgal etmediği gibi alayın emniyetini sağlayacak önemli bir tepede de alaydan bir tek asker dahi yoktur. Bu durumun yıkım getireceğini gören Yarbay Mehmet Nazım Bey mahiyetindeki muhafız taburunun süvari bölüğünü o tepeye sürer.

İşte ne olursa o anda olur. Tepeye hakim bir noktada mevzilenen Yunan makineli tüfeği ölüm yağdırmaya başlar. Mehmet Nazım Bey aldığı iki ağır yara ile atından düşer. Karargahtan ve süvari bölüğünden çok az asker hayatta kalmayı başarır. Bunlardan biri, emir çavuşu tümen komutanını atına attığı gibi sargı yerine yetiştirir ama artık çok geçtir. Nazım Bey burada vatana eklenir.

Mustafa Kemal Paşa’nın en güvendiği subaylardan olan Mehmet Nazım Bey 35 yıllık ömrünün 15 yılını vatan için dövüşerek, önceki 20 yılı ise dövüşmeyi öğrenerek geçirmiştir. Ordu içerisinde de çok sevilen Nazım Bey’in cenazesini Kütahya’dan Ankara’ya bir insan seli uğurlar. Nazım Bey şehadete erişmesinden bir gün sonra, 16 Temmuz 1921'de Albaylığa terfi ettirilir. Kayseri mebuslarının verdiği önergeyle de hayattaki biricik varlığına, anacığına maaş bağlanır. Ruhun şad olsun “vatandan başka sevgili bilmeyen” Albayım…”

TCDD Bu Çağrıya Yanıt Vermeli

15 Temmuz günü, Miralay Nazım Beyin şehadetinin yüzüncü yılında TCDD’nin bölgedeki yetkilileri, Çöğürler halkı ve Mürettep Müfreze hareketi hep birlikte Çöğürler Tren İstasyonunda bir anma gerçekleştirdiler. Tren garına Şehit Miralay Nazım Bey İstasyonu yazan bir branda astılar. Bir bölgenin halkı, kendileri doğmadan çok yıllar önce doğup büyüdükleri toprakları düşman işgalinden kurtarmış bir komutanın aziz hatırası altında; hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan bir araya geldiler.

TCDD’nin üst düzey yetkilileri ne yazık ki bu çağrıya kulaklarını tıkıyorlar ve sudan sebepler ileri sürerek bu milli kahramanımızın adının, şehit olduğu yere verilmesi talebini ısrarla reddediyorlar. Bu akıldışı tutumlarının bir an önce sona ermesi gerekiyor. İstiklal Marşının şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” adlı epik eserinde “ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer” dizeleri sadece hamaset olarak kalmamalı; bu ruh hayatımızın bir parçası haline gelmelidir.

Kocaeli İçin Güzel Bir Örnek

Mürettep Müfreze adlı bu sivil inisiyatifin çalışmalarını incelerken Kocaeli için de benzer çalışmaların hayata geçmesi gerektiğini düşündüm. Şanslıyız ki Yahya Kaptangibi isimler kentimizde gayet güzel bir şekilde yaşıyor. Fatma Seher Bacı nam-ı diğer Kara Fatma’nın adı kentin merkezinde bir üst geçitte her gün yüzbinlerce insan tarafından görünüyor.

Ancak tabii ki bunlar güzel ama yeterli değil. İpsiz Recep’in, Tercüman Ahmet ismiyle bilinen Ahmet Fuat Beyin, Servetiye cephesindeki kahraman kuvvacıların, onların komutanı olan Halit Karsıalan nam-ı diğer Deli Halit’in, bu orduların tümünün kumandanı olan İsmet Paşa’nın, Kazım Orbay’ın, Fahrettin Altay Paşa’nın ve Başkomutan Mustafa Kemal’in isimlerinin her sokakta, her mahallede bir şekilde yaşatılması gerekiyor. Sadece tabelalarda kalmaması, bu tarihi bilincin 7’den 70’e herkese zerk edilmesi gerekiyor. Bu şehrin yıllarca önce İngiliz ve Fransızların sonra da Yunanlıların işgali altında kaldığı, çok büyük mezalimler yaşandığı, halka edilen zulümlerin, tecavüzlerin, katliamların yapıldığı ne yazık ki tüm ülke çapında olduğu gibi kentimizde de pek bilinmiyor, hatırlanmıyor.

Bu ülke dünyanın en kalifiye subay sınıflarından olan Kurtuluş Savaşı kahramanlarının; bir avuç zekaları pırıl pırıl, kalpleri vatan sevdasıyla dolu, milletlerini dünyanın en medeni ve müreffeh milletleri arasına sokmayı kendilerine dert edinmiş aydın subayın iradesiyle çakan küçücük bir kıvılcımın dev bir yangına dönüşerek düşmanı yakıp kül etmesiyle kuruldu.

Ne yazık ki bu milli ruhu yeni nesillere gereğince anlatamıyor, sadece şovenizm ve kişi kültleri üzerinden politik kamplaşmalar için malzeme olacak şekilde eğip bükerek anlatıyoruz. Bu aymaz tutuma ülkedeki tüm aklı ve kalbi temiz siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler ve gerçek Cumhuriyetçiler dur demek zorundadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ali Çavuş - Kelimeler kifayetsiz denir. Ancak muhteşem bir makale. Yüreğinize sağlık.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Temmuz 16:47


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?