Yeniden Kapanmalar Hayırlı Olsun

Bunun böyle olacağı en başından beri belliydi lakin bizim ülkemizde de siyaset kurumu tüm dünyada olduğu gibi akıl ve bilimin askeri olmak yerine halk pışpışlama yolunun neferi olmayı tercih etti. Almanya, İngiltere, ABD, Fransa, İtalya ve Türkiye son iki aylık süreçte pandemi önlemlerini aşılamanın verdiği rehavet ve ekonomik çarkların artık belirli sektörlerde mutlaka dönmek zorunda olduğu iddiası ile gevşettiler ve bugün sonbahar döneminde yeni bir dalganın gelmesini oturmuş bekliyoruz.

Karşımızdaki virüsün sürekli yeni varyantlar geliştirmesinin doğanın en temel işleyiş prensiplerinden olan evrim mekanizması gereğince asla bitmeyeceğini; bu hastalık öldürücülüğünü kaybedeceği mutasyonlar seviyesine gelene kadar birçok önlemin esasen devam etmesi gerektiğini aslında bal gibi herkes biliyor. Ancak ne yazık ki tarih boyunca olduğu gibi siyasi mekanizmalar kendi kurdukları ekonomik ve sosyal yapının esiri durumundalar. Netice olarak da bu sonuç doğmuştur.

Ülkemizde salgın yeniden hız kazanmış durumda. Turizm ve hizmet sektörünü kurtarmak için zamansız yapılan açılma, aşıya geç erişmemiz olmamız gibi sebeplerle sonbahar aylarında şu an başlamış olan dördüncü dalganın zirvelerine ulaşacağız. Bir yanda aşı karşıtları, bir yanda salgına inanmayanlar, bir yanda sakat ekonomik düzen sebebiyle çaresizlikle hayat normale dönsün diye bir ergen çocuk gibi direten insanlar.Nihayetinde görülen o ki beklentilerin aksine yeni kısıtlama ve kapanmalar bizleri bekliyor.

Aşı Olmasa Halimiz Haraptı

Sonbaharda zirve noktalarına çıkacak olan dördüncü dalga şu anda önlemleri minimize etmiş tüm ülkelerde başladı. Bizim ülkemizde de bayram tatili süreci devreye girdiği için bu zirvelerin ne boyutta olacağını öngörmek çok güç. Allahtan aşılama konusunda ciddi bir mesafe kat ettik. ABD’de salgından ölenlerin %99,2’si resmi verilere göre aşısız insanlar. Bugünlerde ülkemizde günde yaklaşık 50 civarında insan virüs sebebiyle hayatını kaybediyor. Ortalamayı ABD verisine göre alırsak, iki günde ölenler içerisinde sadece 1 kişi aşılı, diğerleri aşısız.

Sağlık Bakanlığının aşılamayı arttırmak için yürüttüğü kampanyalar, ikna çabaları fena gitmiyor. Aşıya erişim de oldukça kolay ve tüm dünyada olduğu gibi ücretsiz. Ancak sağlık sorunları sebebiyle aşı olamayanlar haricinde aşıya ciddi bir şekilde direnen, buradan gerzekçe bir politik duruş ortaya koymaya çalışan; kafayı komplo teorileriyle bozmuş komple manyaklar yüzünden salgının gidişatı bir türlü frenlenemiyor. Bu ülkemize has bir durum değil, tüm dünyada post-truth çağında bir kısım delilerin kara propagandaları neticesinde ciddi anlamda bir ruh hastası zombi kitle meydana geldi. Bakanlık her gün ölenlerin sayısını açıklarken bu kişilerin kaçının aşılı, kaçının aşısız olduğunu açıklamalıdır.

Elbette insanların sağlık sorunları varsa, potansiyel riskleri yüksekse aşı olmamaları gerekiyor ve buna da kararı zaten sağlık otoriteleri veriyor. Öte yandan mRNA aşısına tam anlamıyla güvenemeyip inaktif aşıları olmayı tercih edenler de kendilerince bir kısım çekinceleri sebebiyle başka bir aşı türünü tercih ediyorlar.

Ancak bugün ülkemizde iki farklı türde aşı, çok kolay erişilebilir bir şekilde ve ücretsiz olarak; hatta randevuya bile gerek olmadan “selamünaleyküm ben geldim aşı olacağım” şeklinde bile herkesin evine en fazla iki kilometre mesafede duruyor. Buna rağmen bu salgından aşılama eksiği sebebiyle yara alırsak bu insanların taşıdıkları vebalin büyüklüğünü tarif edecek kelime bulmamız imkansız.

Ölmelerinde Sakınca Yok

Bu bir kısım ruh hastasının ve yüksek seviyede aşağılık kompleksi sebebiyle bu ruh hastalarının güdümüne girmiş kişilerin ölmelerinde bir sakınca yok. Nasıl ki varyantları ortaya çıkartan mutasyonlar evrim mekanizmasının en önemli dinamiklerinden birisiyse; doğal seleksiyon da aynı şekilde bu mekanizmanın temel taşı. Doğada var olabilecek kadar güçlü olmayanların ortadan kalkmalarına dayanan bir prensip olarak elbette işleyecek.

Bu zeka seviyesi düşük ya da içinden çıktığı sosyal yapı sebebiyle beyinleri eksik – yanlış çalışan insanlar ölecekler, aşılanmış olan daha makul ve geniş bir kitle yaşamaya devam edecek. Bu gerizekalılar öldükçe onların bozuk genleri ileri nesillere taşınmayacak. İnsanlık için güzel bir eşik olarak değerlendirilebilir bile. Ama hayatın normale dönememesi, ekonominin eski ritmini bulamaması, her biri onlarca yıl emekle yetişen memleketin en kıymetli kaynağı olan yetişmiş insanlarımız olan sağlık çalışanlarının hayatlarını riske ediyor olmaları sebebiyle ölmekle kurtulmuş olmuyorlar; bu vebali de öte tarafa taşıyorlar.

Salgının varlığına inanmayanlar, böyle bir virüsün aslında olmadığını ve bunun bizleri yönetmek için planlanmış bir komplo olduğunu iddia edenler, “salgına inanmayanlar hasta olmuyor” diyenler, “aşılarla bize çip takacaklar” diyenler…

Bunların nesillerinin üremesi; insan türünün ortalama zeka ve beceri seviyesini aşağı çekecektir. Nasıl ki doğada hızlı koşamayan ceylanlar aslanlara yem oluyor, üreyemiyor ve hızlı koşamayan ceylanların genleri sonraki nesillere aktarılamıyorsa; beyni yavaş insanların da genlerinin bir sonraki nesillere aktarılmıyor olması bizim türümüzün lehinedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Okulların açılması Covid-19'un yayılmasına etken mi?