Kendini Kınayan Nefsin Gör Dediği

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın bir şeyin üzerine yemin etmesi, o şeyin önemine işaret eder.

Bu minvalde üzerine yemin edilen birçok şey vardır.

Ancak içlerinden biri var ki, insan olabilmek ve insan kalabilmek için hayati bir önemi haiz:

Nefs-i levvâme.

Nedir nefs-i levvâme?

Kendini değerlendirip kendini eleştiren ve kınayan nefistir.

Bu nefsin, insan olabilmek ve insan kalabilmek için önemi de bundandır.

Zira insanın hayat yolculuğu esnasında, hata yapması, günah işlemesi oldukça mümkün, hatta kaçınılmazdır.

Bu durum insan için felakete yol açabileceği gibi, insanın kendini eğitmesi ve geliştirmesi için bir fırsata da dönüştürülebilir.

İlginç, değil mi?

Yani yanlışların ve hataların birer fırsata dönüşebilmesi.

İlginçtir ama pek çoğumuzun tecrübe ettiği üzere de mümkündür.

Tıpkı bir sınavda hata yaptığımız soruların cevaplarını unutmamamız gibi.

İşte hataların, günahların eğitimimiz ve gelişimimiz için fırsata dönüşme ihtimali de burada başlamakta, nefs-i levvâmenin önemi kendini bu noktada göstermektedir.

Bir başka ifadeyle, hataları ve günahları imkana dönüştürebilecek olan nefs-i levvâmedir.

Nasıl mı?

İnsanın öncelikle hata veya günah işlediğini kabul etmesi ile.

Zira yaptığını kabul etmek, doğruluğun bir parçasıdır.

Buna göre kişinin hata veya günah işlediğini kabul etmesi hem kendine karşı hem de hatayı veya günahı işlediği kişi/kişilere karşı dürüst olması anlamına gelir.

Hatanın veya günahın kabullenilmesi, kişinin yaptığı işin sorumluluğunu da üstlenmesi manasına gelir ki bu durum insanın sorumluluk bilincini ve aynı zamanda vicdanını devreye sokar.

En azından sokması beklenir.

Zira hatanın ve günahın kabul edilmesi, bundan doğacak zararın bedelinin de kabul edilmesini gerekli kılar.

İnsanın hatalarını ve günahlarını kabulü, başka hiçbir suçlu aramadan, suçu başkasına yüklemeden kendini eleştirmesine; bu hataya veya günaha düşmesine sebep olan zayıflıkları üzerinde düşünüp, bunların kendisine hakim olmasına izin vermesinden dolayı kendini “kınama”sına zemin kurar.

Bu zemin değerlendirildiğinde insanın hem kendine hem de çevresine dair farkındalığı gelişir.

Bu farkındalık, sorumluluk bilinci ve vicdanın devreye girmesi bireyi, eğer kendisine olan saygısını kaybetmek istemiyorsa, yaptığı hata ve günahların telafisi için gereken tedbirleri almaya ve “doğruları” yerine getirmeye teşvik eder.

Aynı zamanda, hatalarında ve günahlarda “ısrar” etmenin şahsiyet bozukluğuna sebep olacağını anlamasına, dolayısıyla onlardan uzak durma konusunda irade göstermesine vesile olur.

İşte hata ve günahın insanda farkındalığın, sorumluluk bilincinin, vicdanın ve iradenin gelişmesine zemin kurması böylece mümkün olur.

Ki nefs-i levvâmenin de yaptığı tam olarak budur.

Ve tam da bu nedenle insan olabilmek ve insan kalabilmek için önemlidir.

Zira insanın bizzat kendi içinden gelen bir iradeyle, hatalarının ve günahlarının esiri olmamasına vesile olacak bir ahlaki seviyeyi ifade eder.

Ve nihayetinde insana der ki:

“Kendinden başka herkesi suçlamak seni aklamaz; kaçabilirsin ama saklanamazsın…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Sufi - Allah razı olsun hocam. Ne güzel anlatmışsınız.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Ağustos 23:45


Anket Okulların açılması Covid-19'un yayılmasına etken mi?