Bu kent için ne düşler kurduk…

Bundan 40 küsur yıl önce Kocaeli Gazetesi’ndeki köşemin adı “İzmit Üzerine Aydınlık Düşler”di.

Yaşanılan yeri sevmek güzel.

İzmit de güzel yaşamak için uygun bir yerdi.

Zaten burada doğmuş, büyümüştük. Öğrenim ve askerlik için bir süre ayrılıktan sonra, ekmek için yine buraya dönmüştük.

O dönemin koşulları içinde önemli eksiklerimiz vardı.

İyi - kötü, bugünkünden daha huzurlu bir yaşantımız sürüp gidiyordu.

Demokrasimiz daha iyiye gidecek gibi bir umut içindeydik.

Kentimiz sanayiyi çeken bir mıknatıs gibiydi. Neredeyse her ay bir iki sanayi kuruluşunun temeli atılıyor, bir ikisinin açılışını yapıyorduk.

Kentin içinden geçen kömürlü kara trenin yerini, modern, renkli trenler almıştı. Hat isimleri bile “Boğaziçi” gibi tatlı rüzgar estiriyordu.

Ağır aksak da olsa, o dönemin koşulları altında daha donanımlı bir kentleri yakalamak istiyorduk. Gelişen sanayinin katkısına, itim gücüne inanıyorduk.

Umutlarımız vardı… Dileklerimiz vardı.

İşte bu nedenle gazetedeki köşe yazılarımın başlığını “İzmit Üzerine Aydınlık Düşler” koymuştum.

Oldukça hoş karşılanan bu başlık, konuyu izleyenlerin ağzında benim ikinci adım oldu.

Orada ne düşler gördük, ne umutlar yaşadık.

Mesleğimin gelişmesi düşlerini dile getirdim; eğitilmiş, okullu gazeteci, okunan yerel gazeteler gibi. Yalnız gazete çalışanı değil, tekniği konusu da bu düşlere malzemeydi.

Kentin bir radyosu olsun diledim, bir TV’si olsun.

Sanatla, edebiyatla dileklerimiz çoktu. Güzel sanat dergileri çıksın, kentin bir tiyatrosu olsun istedim.

Doğal olarak da kentin daha yaşanır bir yer olabilmesini sağlayacak yatırımlar gündemimdeydi.

Örneğin suyumuz kıttı. Susuzluk bir sorun olarak büyüyordu.

Özellikle yukarı semtlerin ulaşım sorunu vardı. Oralara motorlu araçlar ulaşsın istiyorduk.

Spor alanlarımız çoğalsın. Takımlarımız bizi üst liglerde temsil etsin dileğini dile getiriyorduk.

Keltepe’nin, Sapanca Gölünün, kaşı kıyıların turizm merkezinde dönüşmesinin düşlerini görüyorduk.

Kentin adı “Yeşil İzmit”ti ama, yeşil gittikçe azalıyordu. Yetkili makamların ağaç düşmanlığı önlensin, kent daha çok çiçeklensin istiyorduk.

Karşı sahillere ulaşım deniz yoluylaydı. Daha büyük, modern vapurlar istiyorduk.  Sesimize ancak “Üsküdar” deniz faciasından sonra kulak verdiler ama iş işten geçmişti.

Bu arada demiryolunun kıyıdan değil, yukarıdaki tepeleri aşarak geçmesi isteğinin savaşını veriyorduk. Çünkü bu hattın denizle kentin bağlantısını keseceği çok açık ortadaydı.

Yani düşler kurarken yanlışlıkları ihmal etmiyor, düzeltilmesi için direniyorduk.

Andımızın okullarda okutulduğu, politikacıların din istismarını rahat rahat yapamadığı, Atatürk’e küfür edilmediği, parlamentonun normal çalıştığı, oturmamış bir demokratik yapı içinde olsa bile halkın temsil gücünün kullanıldığı, Taliban’ın zaferinde halka lokum dağıtılmadığı, adaletin gıcırtılı da olsa hakkıyla dağıtıldığı, milletin her ulusal davada birleşerek kükrediği bir ortamda, kentimiz için iyi düşler görüyorduk.

Kısacası gelişen dünyaya ulaşma dileklerimiz yansıyordu köşemizden.

Bunları dile getirince aynı beklenti içinde olanların övgü ve gülümsemeleri ile karşılaştık durduk.

Kısacası mutluyduk. Yaşam mücadelesinde kamunun mutluluğu için çabalamak huzur veriyordu.

Düşlerimizin çoğu gerçekleşti. Suadiye Barajı, Şehir Tiyatrosu, Kartepe Kış Sporları Merkezi gibi…

 Bazı temel konular halkın değil, merkezi yönetimin takdiri ile yönlendi. Onlar hala bir kentin yaşamını zora sokacak durumlarını sürdürüyor. Örneğin karayolu, demiryolu geçişleri…

Bir de yükümlü olanların hizmet konusunda büyük ayıbına tanık olduk. Hiçbir yerel yönetim partisi değiştikten sonra öncekinin hizmetlerini temel almıyor, onu geliştirmiyor, yüceltmiyordu. Bu hastalık gelişmeye çelme takan bir durumdu. Bu durumun en somut örneği, büyük amaçlarla ve çabalarla belli bir aşamaya ulaşan Kocaeli Fuarı’nın, yeni gelen  değişik siyasi iktidar tarafından ölüme mahkum edilmesiydi.

İçinde barınan halktan biri, bir gözlemci olarak kent için düş kurmak çok güzel. Hele bu olgu, olumlu olumsuz sonuçlarıyla 50 yıla varan bir perspektif içinde değerlendirilince…

Kayıplarıyla, kazançlarıyla bu yaşam sürecek… Kazançları yaşama sokanlar unutulmayacak… Kayıpların sahipleri de…

Not: Hatır sormak için beni telefonla arayan ve “İzmit Üzerine Aydınlık Düşleri” anımsatarak benim bu yazıyı yazmam için esin veren, gazetemizin 34 yıllık spor yazarı sevgili kardeşim Hakan Yağcıoğlu’na teşekkür ederim. A.F

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Okulların açılması Covid-19'un yayılmasına etken mi?