Sorumluluk bilinci

İnsanoğlu sorumlu bir varlıktır. Bu hususu yüce yaratıcımız “İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” (Kıyame Suresi, 75/36) buyurarak bizlere hatırlatır. Sorumluluklarımızı ferdi ve toplumsal olarak iki ana grupta değerlendirebiliriz. Dinî terminolojide buna “mükellefiyet” denir. Mükellef (sorumlu) kişi; söz ve davranışlarına dinî ve hukukî sonuçlar bağlanan, aklî melekeleri yerinde olup ergenlik çağına ermiş kimse demektir. Bu özelliğe sahip kişilerin muhatap kabul edilmelerinin nedeni ise; akıl denilen anlama, düşünme ve ona göre davranma kabiliyetine sahip bulunmalarıdır. O halde sorumluluk taşıma konum ve kıvamında olanların, bu yükümlülüklerini bireysel ve toplumsal olmak üzere iki temel grupta değerlendirmeleri gerekir. Bireysel sorumluluk öncelikli olarak insanın yaratıcısına, kendisine, ailesine ve çevreye karşı olan yükümlülüklerdir. Bu grup, bir bakıma toplumsal bilincin ve sorumluluğun ilk basamağıdır. Dolayısıyla bu alandaki öncelikler yerine getirilmeden, toplumsal sorumluluğun tam anlamıyla yerine getirilmesi beklenemez. Bu yazımda her iki sorumluluğu da önem ve öncelik sırasına göre özetlemeye çalışacağım.

Bireysel sorumluluk

Bireyin öncelikli olarak yaratıcısına, kendisine ve ailesine karşı olan yükümlülüklerdir. İnanç ve ibadet hükümleri öncelikle bireyi ilgilendirmektedir. Hiç kimse bu sorumluluğunu başkasına yükleyemez ve devredemez. Örneğin bir başkasının kendisi yerine iman etmesi kabul edilemeyeceği gibi, namaz ve oruç gibi bedeni ibadetleri de başkaları tarafından yapılamaz. Her insan, yaptığı/yapmadığı eylemlerin sonuçlarına göre değerlendirilmektedir. Kişi, yapmadığı veya sebep olmadığı bir günahtan sorumlu değildir. Baba evladının, evlat da babasının günahından sorumlu tutulamaz. İnsanın akrabası, dostu ve arkadaşının suçlu olması kendisinin suçlu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, onların halim selim olmaları da, kendisinin iyi bir insan olduğu anlamına gelmez. Yüce kitabımız bu konuyu şöyle açıklamaktadır: “Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.” (Necm, 38/40)

Bireysel sorumluluk yüce kitabımızda sık sık hatırlatılır. “Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” (En’am, 160) Görüldüğü gibi bu hüküm; insanı daha çok iyilik yapmaya yönlendirmekte ve motive etmektedir. Çünkü yapılan hayır ve iyiliğin karşılığının, katlanarak kendisine verileceği müjdelenmektedir.

Toplumsal sorumluluk

Toplumsal sorumluluk bireylerin ve kurumların topluma karşı duyarlı şekilde hareket etmeleridir. Toplumsal sorumlulukta kültürel, ekonomik, sosyal ve çevresel problemlere çözümler aranır. Ve ihtiyaçlar doğrultusunda sorunlara duyarlı bir yaklaşım sergilenir. Esas alınan en önemli hedef toplumsal faydadır. Bireysel çıkarlar bir kenara bırakılarak toplumsal sorunlar ve ihtiyaçlar ele alınır. İslâm dini prensip olarak toplum hâlinde yaşamayı, tek başına yaşamaya tercih etmiştir. İnsanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammet (s.a.v.) bir yandan insanların şahsî haklarının korunmasına önem verirken diğer yandan onların oluşturdukları toplumla bütünleşmelerine yardımcı olmuştur. Bu durum, bütün dünyevi ve uhrevi işler için geçerlidir.

Toplumsal sorumluluklarımızın başında milli ve manevi değerlerimize bağlılık, birbirimizi sevmek, saymak ve birbirimizin haklarına saygı göstermek, iyilikte yardımlaşmak, muhtaçlara el uzatmak ve kamu mallarını korumak gelir. Sevgili Peygamberimiz, birbirimizi sevmeyi imanın gereği olarak kabul etmiş ve şöyle buyurmuştur: “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de kâmil bir imana sahip olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.” Buyurmuşlardır. Başka bir hadis-i şeriflerinde de “Bir müminin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderenin, Allah kıyamet günündeki sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir; darlıkta olana kolaylık gösterene, dünyada ve ahirette kolaylık sağlar. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, dünyada ve ahirette kusurlarını örter; kul kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da ona yardım eder…”

Çalışmak, üretmek ve kazanmak bireysel bir hak olduğu gibi, aynı zamanda kendimize, ailemize ve topluma karşı bir sorumluluktur. Kendimizin ve bakmakla yükümlü olduğumuz aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılamak, yakınlarımıza ve topluma yük olmamak için çalışmak görevlerimiz arasındadır.

Müslümanların bireysel ve toplumsal sorumluluklarının bu dünyaya bakan yönü yanında bir de ahirete bakan yönü bulunmaktadır. Büyük mahkemedeki hesabı verebilmek için, imtihan dünyasındaki sorumlulukları yerine getirmek gerekir. Bu da insanın başta kendisi, ailesi ve yakınları olmak üzere bütün insanlara ve doğal çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirmesi ile mümkün olur. Akıl ve irade nasıl insana özgü iki kabiliyetse, bunların sonucu olan sorumluluk bilinci de ona özgüdür. İnsan bu bilinçle diğer canlılardan ayırt edilir. Sorumluluk bilinci konusunda model alacağımız en güzel örnek şüphesiz Sevgili Peygamberimizdir. Ağlayan bir çocuğun annesine vereceği sıkıntıyı düşünerek uzun kıldırmak istediği namazı kısa kesen Allah Resûlü11 sorumluluk duygusunun şaheser bir örneğini vermiştir.

Özetle, sorumluluk bilinci fert, aile, akraba, komşuluk ve arkadaşlık ilişkileriyle başlar, daha sonra bütün milleti ve insanlığı kuşatan halkalarla genişleyerek devam eder. Zira insanlar, aynı gemiyi paylaşan yolcular gibidir. Geminin bir bölümü su alırsa, kısa bir süre sonra bütün yolcuların etkilenmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla herkes, suyun gemiye sızmasına karşı önlem almak durumundadır. Özellikle milletimizin ortak değerleri olan hürriyet, vatan, millet, bayrak, Kur’an ve ezan gibi kutsallarımız söz konusu olduğunda, sorumluluk bilincimiz en üst noktaya çıkmalı, birlik ve beraberlik ruhumuz coşmalı adeta tek yürek olmalıyız. Gelecek hafta inşallah bu konunun çok önemli bir bölümü olan “Kültürel Aidiyet ve Sorumluluk Bilinci” konusunu ele almaya çalışacağım. Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Sağlık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

K Ernur - Sayın hocam ağzına yüreğine kalemine sağlık Rabbim siz ve sizin gibi büyüklerimize uzun ömürler versin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 18:48


Anket Okulların açılması Covid-19'un yayılmasına etken mi?