Temamız insan ve yaşanılan yer…

Her gazetecinin günlük yazılarında ağırlıklı olarak seçtiği bir tema vardır.

Yazılar çeşitli konuları dile getirse de dönüp dolaşıp o temaya kilitlenir.

Benim de yıllardan bu yana, ele aldığım konular, kent ve insan ağırlıklıdır.

Çünkü yaşanılan yerin insan yaşamına etkisi çok önemlidir. Toplum olarak, huzuru, mutluluğu, sağlığı, esenliği sağlayan yaşanılan yerin taşıdığı özelliklerdir.

Zehirlenmiş havası, kıt ya da sağlıksız suyu, trafiği düğümlenmiş, parkların, yeşilin beton yığınlarına yenildiği kentlerde, mutlu insanlar hiçbir zaman çoğunluğu oluşturmaz.

1960 yıllardan sonra sanayileşme hırsına ve rüzgarına esir edilen İzmit, Türkiye’de bu konuda gösterilecek en iyi örneklerdendir.

Çalışmak, üretmek, bu gücün nimetlerinden yararlanmak en doğal insan hakkı ve toplumsal hedeftir.

Ama bunu sınırsız, ölçüsüz ve getireceği iyi-kötü sonuçları hesaplamadan yapmak, başarılı olmayan bir sonucu acımasızca karşımıza çıkarır. Doğan olumsuzlukları çözmek, eskisini yerine koymak çok zordur, hatta artık bir hayaldir.

Bir de bu tabloya, toplumun içinde bulunduğu ekonomik-sosyal bunalımları ekleyin.

Sınırsız bir güç elinde hiç de mutluluk getirmeyen bir hedefe kilitlenmesi…

İşsizlik…

Eğitimin kalitesizleşmesi, bu konuda yaşanan ilkesizlikler, beceriksizlikler…

Normalin altında bile bir yaşam kalitesinden uzaklaşmak.

Sağlığın paraya esir edilmesi…

Gelecek endişesi…

Hayal kuramayacak, ilerisi için en küçük bir isteğin yerine getirilmesinin düşünülemediği bir ortama sürüklenmek.

Genç ve dinamik bir nüfusun çaresiz bırakılması…

Teknolojinin hızla ilerlediği, bilginin en kolay ulaşılan güç olmasına karşın, sıkıntıların hurafeye yaklaşan inançlarla çözüme götürülmek istenmesi.

Bir olmak yerine ötekileşme örneklerini kanıksamak.

Ve her gün yaşadıklarımızı görünce, giderek umutsuzluğun büyüdüğüne tanık olmak.

Gördüğünüz gibi insan mutluluğunun uygar düzene ulaşmış bir yerleşim yerinde sahip olması gerektiği düşüncelerimiz, nerelere evirildi.

Düzgün trafik, yeşili bol bir yerleşim, temiz hava, bol su, gelişmiş sosyal olanaklar… Bunlar aslında düzgün ve çağdaş yönetimin getirdiği düzenin ögeleridir. Böyle bir yönetimin mumla arandığı yerde insan mutluğuna ulaşmak hayaldir.

Düzenimizde özlenen yerleşim yerlerini kazandırmak sorumluluğu yerel yönetimin omuzlarındadır.

Ama siyasi kaygılar ve kurnazlıklar nedeniyle, bu yetki merkezin baskısı altında bulunuyor.

Belediyeler arasında iktidar-muhalefet ayrımı, kaynakların birine bol, ötekine kıt verilmesi, yapılacak hizmetleri engellemektedir.

Son yerel seçimlerden sonra, alışılmışın dışında ülkemizde insan odaklı belediyecilik örneklerini yaşamaktayız. Ve bu başarılı yolda ilerleyen belediyeler görüyoruz ki, iktidara karşı zafer kazanmış olanlardır.

Tüm engellemelere rağmen, elde ettikleri başarılarla Türkiye’deki belediyeciliğin örnek alınabilecek bir noktaya ulaştığını gösteren örnekler yaratmaktadırlar. Buna karşılık bu başarılı girimleri engellemek yolunda ter döken merkezi yönetim, kıt kaynaklarla sağlanan hizmetlerin halka ulaşmasını engellemektedir. Elbet bunun halk tarafından seçim sandığında verilecek bir cezası olacaktır. Önemli olanın, ceza çekmek ya da cezalandırmak değil de hizmetin kolaylaştırılarak halka ulaştırma olduğu, siyasi hırslar nedeniyle görmezden gelinmektedir. Bu öteden beri Türk demokrasisi içindeki yaygın, şifa bulmayan bir hastalıktır.

Bu hastalığa tutulmayan liderler, güzel örnekler vermişlerdir.

Örneğin rahmetli Süleyman Demirel, İzmit’te CHP’li Belediye Başkanları Erol Köse ve Sefa Sirmen’e, her zaman büyük destek çıkmış, önemli hizmetlerin yapılması mümkün olmuştur.

Bugünkü yönetim bu konu da kötü sınav vermekte ve Demirel’in yarattığı bir tek güzelliğin örneğini sergileyememektedir.

Temamız; hiçbir zaman insan ve yaşadığı yerlerden uzaklaşamaz. Çünkü insanın mutluluğu nefes aldığı, ekmek yediği yerle çok ilintilidir.

Bir süre önce hava, su, yeşil mutluluğun ögeleriydi, bugün bunlara onlar kadar toplumsal ihtiyaçlar eklendi: Adil yönetim, iş, eğitim, sağlık, gelecek umudu… Daha birçokları.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Okulların açılması Covid-19'un yayılmasına etken mi?