Reklamı Kapat

Uzmanlığın Anlamı

Yıllardır en temel problemlerimizden birinin cehalet olduğunu, bilmemek olduğunu söyleriz.

Ancak bugün meselenin bilmemekten ziyade “çok bilmek” olduğunu düşünüyorum.

Hatta her şeyi bilmek olduğunu.

Zira gündemimizi meşgul eden konulara dair bilhassa sosyal medyada ve/veya çeşitli medya kanallarında yorum yapanların bir kısmına baktığınızda, “her şeyin uzmanı” olanlardan “bir şeyin uzmanı” olanlara söz düşmediğini görüyorsunuz.

Hal böyle olunca uzmanlığın anlamı kalmadığı gibi, uzmanlık alanı çerçevesinde konulara daha net açıklık getirebilecek ve tartışmaların hararetini dindirebilecek kişilerin seslerini de duymak zorlaşıyor.

Bir de “çok bilmenin özgüveni (!)” ile olsa gerek, her konunun uzmanlarının birçoğunun fütursuz üslubunu da dikkate aldığımızda “bilgi zehirlenmesi”nin getirdiği toksik ortamın psikolojilerimize etkisini anlamak zor değil…

Bu durumun pek çok nedeni var elbette ancak bilinçsiz internet kullanımını bu nedenlerin belki de başına koymakta fayda var.

Çünkü iki tuşla bilgiye ulaşmanın kolaylığı, bilgi üretiminin zorluğu üzerine düşünmemizi de engellemeye başlamış görünüyor.

İnternete girip meseleyi “çözdüğünü” düşünenlerin birçoğunun, o çözüme götüren bilginin nereden geldiği üzerinde pek fazla düşünmedikleri gibi.

 Düşünülmediği için olsa gerek, uzman ile uzman olmayanın farkı da fark edilmez olmaya başladı.

Dolayısıyla uzmanlığa saygı da gittikçe azalıyor.

Halbuki uzmanlığın en önemli özelliği, alanla ilgili “bilgi bilinci”ni oluşturmasıdır.

Bir başka ifadeyle uzmanı olduğu alanda bilgi üretiminin nasıl gerçekleştiğini bilmeleridir.

Bilginin yorum ile ilişkisini dikkate almalarıdır.

Buna bağlı olarak bilgi diye ortaya atılanların hangisinin bilgi, hangisinin safsata olduğunu tespit edebilmeleridir.

Neticede doğru bilgi ile yanlış bilgiyi nasıl ayırt edebileceklerinin farkında olmalarıdır.

Bu durum ise uzun yıllara dayanan bir çabanın, çalışmanın ürünüdür.

İşte alan uzmanlığı olmayıp bilgiyi hazır olarak bulanlar ile alan uzmanlarının arasındaki temel fark budur.

Bu fark ise bir konunun sağlıklı zeminde tartışılıp tartışılmamasını belirler.

Belirliyor.

Öyle ki, bu fark alan uzmanını konuyu ele alırken genellikle daha tedbirli bir yaklaşım sergilemeye iter.

İddiasını delilleri üzerinden ortaya koymaya mecbur bırakır.

Bu mecburiyet meselenin şahsileştirilmeden tartışılmasına zemin kurar.

Zira alandaki tecrübesi, bilginin üretim sürecini göz önüne alarak, yanlışlanabileceği ihtimalini her daim dikkate almasını sağlar.

Bu dikkat ise, “sadece bildiği alanda” konuşmasını beraberinde getirir.

Nihayetinde de yapıcı bir üslup kullanmaya sevk eder.

Çünkü “her şeyi bilme” iddiası yoktur, olamaz.

Öncelikli meselesi konuyu anlamak ve akabinde anlaşılmasını sağlamaktır.

Ne pahasına olursa olsun haklı çıkmak değil.

Uzmanlığın dikkate alınmasının lüzumu da buradadır.

O nedenle siz siz olun, “bir şeyin uzmanı”nın yanılma ve yanıltma ihtimalinin “her şeyin uzmanı”na göre yok denecek kadar az olduğunu unutmayın.

Neticede “çok bilen çok yanılır” diye boşuna dememişler…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?