Ortaçağ karanlığı

350 yılında başlayıp 30 yıl süren Kavimler Göçü, Orta Çağ'ın başlangıcı kabul edilir ve 1453 yılında İstanbul’un fethine kadar devam eder. Yaklaşık on bir asır süren uzunca bir zaman dilimidir. Bu dönemde Avrupa'nın en güçlü devletleri arasında Roma İmparatorluğu ve Bizans Devleti yer alır. Kendilerini aydınlar sınıfına sokan okumuş yazar, çizer ve sanatçılarımızın çoğu gördükleri ve yaşadıkları olumsuzlukların ( özellikle İslam ve Müslümanlar söz konusu olursa ) kaynağını ortaçağ karanlığı zihniyetine yükler ve zamanın yöneticilerini bizi “Ortaçağ karanlığına” götürmekle itham ederler.Bilinçaltlarına batı merkezli tarih anlayışı yerleştiği için Avrupa medeniyetinin karanlık ortaçağını bizim medeniyetimize de yükleyip büyük bir yanılgının içine düşerler.Orta Çağ'ı küresel anlamda bir dönem olarak kabul edecek olursak her medeniyet için Orta Çağ'ın "karanlık" olduğunu söylemek yanlış olur. Hele bizim medeniyetimiz için bu tabir tam bir aymazlıktır. Keza Hint medeniyeti, Çin medeniyeti için de bu tabir asla kullanılamaz.

Avrupa medeniyetinin Orta Çağ'ını anlamak için, Roma İmparatorluğu iyi incelememiz gerekir.Roma, Yunan etkisi ve kültürü altında bir şehir devleti olarak kurulup, sırasıyla cumhuriyet ve imparatorluk dönemlerini yaşamış, ardından, İmparator tarafından taktiksel olarak ikiye bölünen imparatorluğun Batı kanadı, Kavimler Göç’ünün etkileriyle son bulmuştur. İmparatorluğun Doğu kanadı (bilinen adıyla “Bizans İmparatorluğu”), Hıristiyan bir devlet olarak 1453 yılında atalarımız tarafından fethedilinceye kadar varlığını sürdürmüştür.

Peki, bu çağa “karanlık” denmesinin sebepleri nelerdi?

Orta Çağ Avrupa'sında devlet gücü kilise, kral ve lortlar arasında bölünmüş, kilisenin krallığa her an tehdit oluşturduğu, her yöneticinin kendi adalet sistemi olduğu bir dönemdir.Hıristiyan din adamları çıkarlarına göre dinlerini bozmuş, halkın dinden uzaklaşması ve gittikçe densizleşmesine neden olmuşlardır. Çünkü 1- Ne kadar günahkâr olsalar da zengin olanlara, yaptıkları bağış karşılığında cennetten köşkler sattıkları ve günahlarından beraat ettiklerine dair Endülijans denilen belge verdikleri tarihsel bir gerçekliktir. Bunun yanında rahiplerin karşısında yaptıkları hataları itiraf etmek suretiyle günah çıkarma ayinleri de düzenlerlerdi. Hatta yeni doğmuş bir bebeğin günahkâr olduğuna inanılır ve onu günahlarından arındırmak için kilisede kutsal saydıkları bir suyla vaftiz ederlerdi 2- Papalık kendilerine karşı gelen siyasi liderleri, bilim adamlarını, burjuva sınıfından veya halktan istediklerini Aforoz ederek dinden kovmuş ve cehennemlik olmalarına karar vermişlerdir. 3-Bunun da ötesinde bir şehir, bölge veya ülkeyi tümden dinden çıkarma ve lanetleme anlamına gelen Enterdi uygulaması da meşhurdur. Papalık bir bölge için bu kararı aldığında orada vaftiz, cenaze defni veya evlenme gibi dini merasimlerin hepsi durdurulmuş olurdu. 4- Papalık kendilerine karşı fikir veya buluş ortaya koyan bazı bilim adamlarını Engizisyon Mahkemesi’nde yargılayarak idamına (yakılmasına) hükmetmiştir. Orta Çağın sonunda yaşamış Avrupalı astronomi bilgini GiordanoBruno da bunlardan biridir. Galilei de yargılanmış ama mahkemede korkmuş ve fikirlerinden vazgeçmiştir ki ancak canını bu şekilde kurtarmıştır. Sonuçta Orta Çağ Avrupa’sında özgür düşüncenin Katolik Kilisesi tarafından tamamen baskı altına alınması, Skolastik düşünce olarak tarihe geçmiş bir olgudur. Bütün bu yanlış hukuksal ve dinsel uygulamalar insanları bunalttı ve büyük bir tepki birikiminin oluşmasına neden oldu.Orta Çağ Avrupa’sının yaygın siyasi yapısı ise Feodalite veya Derebeylik denilen bir sisteme dayanıyordu. Bu sistemde büyük krallıklar içerisinde geniş topraklara sahip olan derebeylerin bölgesel hâkimiyet alanları vardı. Etrafı surlarla çevrili kale veya şatolarda hâkimiyetlerini sürdüren derebeyleri bir nevi kendi küçük krallıklarını kurmuşlardı. Bunlar kendi çıkarları için halkı ezdikçe eziyorlardı. İşte Avrupa medeniyetinin ürettiği bu zalimane uygulamalar ortaçağa karanlık denmesine sebep oldu.

Orta Çağ'ın en önemli olaylarından biri de İslamiyet'in doğuşudur.Kur’ân-ı kerîm beşeriyete hidâyet olarak bu çağda inzal olunmuştur. Hz. Muhammed (aleyhisselâm) son peygamber olarak bu çağda zuhur etmiş, büyük İslâm Medeniyeti bu çağda kök salmıştır. Türkler bu çağda Müslüman olmuş, Anadolu ve İstanbul bu çağda fethedilmiştir. Hz. Muhammed’in kurduğu İslam Medeniyetinde insanlar bir tarağın dişleri gibi eşitti. Hak ve adalet herkes için geçerliydi. Güçlü olanın haklı olduğu dönem bitmiş artık haklı olanların güçlü olduğu bir dönem başlamıştı. İslam’ın hâkim olduğu bölgelerde sosyal, siyasal, ekonomik ve bilimsel alanlarda mükemmel gelişmeler yaşanmıştır. Buna Dört Halife döneminde, Emeviler, Abbasiler, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yaşanan gelişmeler örnek olarak gösterilebilir. Günümüzde akılcılık ve bilim çok dillendirildiği için sadece bununla ilgili tarihimizden birkaç örnek vermek yeterli olacaktır.

Orta Çağda yaşamış Müslüman bilim adamlarından tıp alanında yazdığı eseri (El Kanun-u fit Tıp) yüzlerce yıl Avrupa’da da ders kitabı olarak okutulmuş olan İbni Sina, Sıfır sayısını matematiğe kazandıran Harezmi, astronomi alanında Uluğ Bey ve Ali Kuşçu bunlara örnektir.

Batı, Orta Çağ boyunca baskı, zulüm, sömürü, salgın hastalıklar ve hurafelerin pençesi altında kendi Karanlık Çağ’ını yaşarken Doğu’da Müslüman bilginler, aklın ve bilimin rehberliğinde birbirinden önemli buluşlara ve tedavi yöntemlerine imza atıyor, bu yöntemleri herhangi bir kıskançlık duymadan bütün insanlığın istifadesine sunuyorlardı.

Ortaçağ bir tek dönemi ifade etse de Batı’da ve Doğu’da aynı Ortaçağ yaşanmamıştır. Hatta Ortaçağda İslam medeniyetinin insanlığa sunduğu yeni değerler  ( hak, adalet, eşitlik, hürriyet, cinsiyet ayırımına karşı duruş… Vb) Avrupa ortaçağının sona ermesine önemli katkılar sağlamıştır. Bizi ortaçağ karanlığına götürmek isteyen zihniyete de, liderlere de hep birlikte karşıyız. Fakat bu karanlık dönemin İslamiyet ve Müslümanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Biz İslam’a sımsıkı sarıldığımız dönemlerde her alanda dünya lideriydik. Ne zaman ki İslam’dan uzaklaşıp refah, huzur ve mutluluğu başka yollarda aradık işte o zaman kaybettik.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Sağlık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?