Hak arama özgürlüğü var mı?

Gerçek anlamıyla “Demokratik bir HUKUK Devletinde” vatandaşların “Hak arama özgürlüğü” temel bir kuraldır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 25. Maddesinde; “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir” diyor.

26. maddede ise; “Düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyeti RESMİ MAKAMLARIN MÜDAHALESİ OLMAKSIZIN  haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar” diye belirliyor.

Öte yandan, 3.10.2001’de yapılan değişiklikle, bu hürriyetlerin kullanılmasını “milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ile bölünmez bütünlüğünün korunması…” gibi gerekçelerle “sınırlanabileceğini” belirtiyor.

 Anayasa’ya göre toplantı ve gösteri yürüyüşleri  “önceden izin almaksızın” yapılabilir.

Ne var ki; “Siyasi iktidarı “DEVLET” kimliği ile karıştıran ve Anayasal hak ve özgürlükleri hiçe sayan siyasi iktidar sahipleri, bu temel hak ve özgürlükleri keyfi olarak yok sayıyor.

Örnekleyelim;

·       HES inşaatları ya da maden şirketlerince, yaşadıkları doğanın tahrip edilmesine karşı çıkanların karşısına Jandarma ile engel olunuyor. Bu tür masun eylemler Valilik ya da Kaymakamlık talimatlarıyla engellenebiliyor. Sadece son 3 ayda Rize, Van, Muş, Mardin, Hakkari, Eskişehir, Bitlis Valilikleri ve Kağıthane Kaymakamlığı tarafından “Eylem ve etkinlik yasakları” ilan edilmiş! Valilik ve Kaymakamlıkların bu Anayasa ve yasalara aykırı keyfi tutumları yıllardır sürüyor.

·       Tazminatlarını alamayan Somalı işçiler, seslerini duyurabilmek için Ankara’ya yürümek istiyor, Jandarma ve polis güçleri ile engelleniyor, gözaltına alınıyor, gece yarısından sonra salındıklarında “pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasağını deldikleri” gerekçesiyle ceza yazılıyor!

·       Yıllardır kayıp olan çocukları için eylem yapan “Cumartesi Anneleri” engelleniyor, hırpalanıyor! Ama Diyarbakır Annelerinin eylemleri hiçbir engelle karşılaşmıyor!?

·       Sağlık görevlilerinin, sendikal hak mücadelesi veren işçilerin eylemlerinin karşısına yine polis gücü ile çıkılıyor. Ve, son olarak, “ aşı karşıtlarının eylemine” izin veriliyor!

Elbette, aşı karşıtları da olsa, “düşünce ve kanaatlerini açıklama özgürlüğünü” kullanmalıdırlar.

Asıl soru ve sorun şu;

NEDEN ÇİFTE STANDART?

Gerçek anlamıyla bir HUKUK DEVLETİ’nde siyasi iktidarın Anayasal ve yasal hakları engelleme keyfiliği olamaz.

Bunca olumsuz ve keyfi engellemelerden sonra, Anayasa Mahkemesi “Toplantı ve gösteri yürüyüşü Anayasal bir haktır, engellenemez” kararını açıkladı.

Kahraman Maraş Valiliği, İl Jandarma Komutanlığı’nın isteği üzerine 5 Mayıs 2016’da 1 günlük eylem ve etkinlik yasağı ilan ediyor. Valilik aynı gerekçeyle daha sonra 4 kez daha yasak karı veriyor. Bu konuda İdare Mahkemesi ve daha sonra Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru sonunda, Anayasa Mahkemesi “HAK İHLALİ” kararı veriyor ve başvuruculara 10 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmediyor.

Kimi siyasetçiler; “Anayasa Mahkemesi kapatılmalı” diyebilme cüretini gösteriyorlar!

Yani, “ANAYASAL BİR SUÇ” işliyorlar.

Çünkü, Anayasa Mahkemesi “Anayasal bir üst yargı kurumu” niteliği taşıyor.

İşte bu durum bile, kimi siyasetçilerin kafalarında “Anayasal hükümler” hiçbir anlam ifade etmiyor!

“Ben, hak arama özgürlüğüne saygılıyım.” Diyebilen her vatandaş, ülkemizde yaşanan bu hukuk dışı uygulamaları düşünmesi gerek!

Hak arama özgürlüğü her insan ve her toplum için yaşamasal bir güvencedir.

Yoksa, siyasi muhterislerin oyuncağı oluruz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

İrfan - Bu ülkenin hangi ideoloji ve rejim ile yönetildiği anaysa da belli. Türkiye hak arama ve düşünceleri ifade özgürlüğü olmayan bir 3.dünya ülkesi. Sözde ülke padişahlıktan sonra özgürleşmiş ama padişah aleyhine konuşulanların hapse atılmadığı, adli takibata tabi kalmadığı Osmanlı dahi, bu rejim ile idare edilen Türkiye'den çok daha demokratik ve özgür bir ülkeydi. Medyada yazıyor 3 yıl içeresinde 116 çocuk 5816 sayılı Atatürkçü koruma kanununa muhalefetten hapise atılmış. 80 yaşındaki yazar Süleyman Yeşilyurt Anayasanın 25. maddesinde kanunlar ile teminat altına alınan düşünceleri ifade özgürlüğü hakkını kullandı diye yaşına bakılmaksızın hapse atıldı. Derin Tarih dergisi Latife hanımın batıda medyada çıkan bir mektubunu yayınladı diye toplatıldı.5816 sayılı Atatürkü koruma kanundan her yıl binlerce kişinin ifadesi alınıyor mahkemeye veriliyor, yüzlerce kişi hapsie atılıyor, böyle bir anlayışın hakim olduğu ülkede siz hangi hak arama ve düşünceleri ifade özgürlüğünden bahsediyorsunuz Mustafa bey. Çağdaş medeni ülkelerde normal bir şahsa söylendiği zaman hakaret sayılabilecek bir ifade bir parti genel başkanına söylendiği zaman demokrasinin gereği suç sayılmazken, Türkiye gibi bre 3. dünya ülkesinden CHP kurucu genel başkanına en ufak bir eleştiri yaparsanız hapsi boylarsınız. Bu zihniyetin Hitler Alamanasından ne farkı var? Bir kült oluşturulmuş führere biat etmek mecburi, dışına çıkarsan, eleştiri hapsi boylarsın. Sizin gibi Atatürkçülerde bundan hiç rahatsız değildir. Bu 3.dünya ülkesi kanunlarının arkasına sığınıp, ideolojilerinin devlet eli ile korunmasından çok memnundur ve derler ki bu kanun DP zamanında çıktı. Buna ilk karşı çıkması gereken sizsiniz, çünkü Atanızı halktan kanun ile korunan bir kişi konumuna düşürülmesi başta ona yapılan en büyük saygısızlıktır. Neden yazınızdan bundan hiç bahsetmiyorsunuz? bu düşünceleri ifade özgürlüğüne size göre engel değil mi? Padişahlıklarda kişiye özel kanun olur, bu ülkede kişilerin hepsi eşit vatandaş değil mi?.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 07:57


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?