Dinimizi yüceltmiyorlar, emperyalizme hizmet ediyorlar

Ülkemizde şimdiye kadar “oyuncak” hale getirilmeyen bir Diyanet İşleri Başkanlığı kalmıştı, onu da hallettiler.

Ne hukuk, ne adalet, ne yargı…

Ne eğitim, ne kültür…

Ne tarım, ne sanayi

Ne dış politika…

Ne ordu…

Hiç ama hiçbir şey bırakmadılar.

“Kurumsal devleti” yok ettiler.

Devlet, tek bir kişinin “oyuncağı ve babasının çiftliği” haline getirildi.

“Oyuncaklar” da hiç itiraz etmiyorlar, keyifleri yerinde, “oynayan”ın her isteğini adeta dokuz takla atarak yerine getiriyorlar.

İşte son günlerde yaşadıklarımız.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın şu haline bakar mısınız?

“Fetvasız” geçen bir günümüz yok.

Güne başlarken ilk işimiz, “bugün fetva var mı” diye bakmak oluyor.

İşi, “selamlaşma biçimine müdahale etmeye” kadar vardırdılar.

“Günaydın ve tünaydın” cahiliye dönemi selamlaşma biçimiymiş.

Dün de yazdım, Diyanet İşleri Başkanlığı “din işlerini koordine etmeyi” bıraktı, iktidarın yönlendirmesiyle artık “devlet işlerini” koordine etmeye başladı.

Anayasamız yürürlükte mi, değil mi?

Güya yürürlükte…

Anayasamız var mı, var.

Anayasa mahkememiz?

O da var.

Yalnız anayasayı da anayasa mahkemesini de takan yok.

Dedim ya, “kurumsal devlet” yok edildi.

“Kurumsal devlet” yok edilmemiş olsa, böyle “başıboş” davranmak mümkün mü?

Anayasanın 2’inci maddesi ne diyor?

“Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.”

Ne dersiniz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde bu özellikler kaldı mı?

14’üncü maddede hangi ilkeler yer alıyor?

“Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiç biri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.”

Son yıllarda iktidarın aldığı kararlar ve bu topluma yaşatılanlar, anayasamızın bu maddesine uygun mu?

Gelelim, anayasamızın 24’üncü maddesine…

“Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını, yahut dince kutsal sayılan şeyleri, istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”

AKP döneminde, bu maddenin delinmeyen, çarçur edilmeyen bir tarafı kaldı mı?

Neymiş?

“Devletin sosyal ekonomik, siyasi veya hukuki düzeni kısmen de olsa din kurallarına dayandırılamaz”mış…

Başka?

“Siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, din veya din duyguları, yahut dince kutsal sayılan şeyler, istismar edilemez ve kötüye kullanılamaz”mış…

AKP döneminde bu ilkeler tek tek vuruldu, yok edildi.

74 yaşımdayım, bu mesleği 55 yıldır sürdürüyorum, dinimizin AKP döneminde olduğu kadar siyasi, ticari ve kişisel çıkar amacıyla kullanıldığına tanık olmadım.

Yine bu dönemdeki kadar, dini duyguların ve dince kutsal sayılan şeylerin istismar edildiğini ve kötüye kullanıldığını görmedim.

Dinimizi din olmaktan çıkardılar, “siyasi ve ticari meta” haline getirdiler.

Ve tabii işin en üzücü tarafı da, Ali Erbaş gibi diyanet işleri başkanlarının siyasilerin “siyasi hırslarına” alet olmaları.

Onların ipe sapa gelmez her isteklerine “evet” demeleri.

Kendilerini kullandırmaları…

Dinimizi de bitirdiler, kendilerini de bitirdiler.

Sanırım İslam dinine hiçbir dönemde bu kadar zarar verilmemiştir.

Kulak kabartın, toplumda, “Eğer Müslümanlık buysa…” diye başlayan tepkiler çığ gibi büyüyor.

Bunlar “Dinimize hizmet ediyoruz, dinimizi yüceltiyoruz” havasındalar, ama şundan emin olsunlar, yaptıkları, “emperyalizmin din ve mezhep üzerinden ülkeleri bölmek stratejisine” hizmet etmekten başka bir şey değil.

Bütün yaptıkları bu!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Alperen - yandaş eleştiriler sizi mutlu ediyor ama kral çıplak

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Eylül 13:01
01

GARİBAN - Diyanetin ne hale geldiği şuradan belli. Cuma namazlarında camilere yardım isteniyor. O kadar kalabalıktan o kadar az para toplanıyor ki. Merak edenler görsün. Eskiden gelir seviyemiz daha düşüktü, camilere daha çok yardım ediliyordu. Bürolara işyerlerine konan sadaka kutularına bakın, hiç dolmuyor. Halk artık eskisi gibi yardım yapmıyor. Bunu okuyan arkadaşlar kendini muhasebe etsinler. Eskiye göre maneviyatı artmışmı, azalmışmı. Diyanete, imamlara, imamhatip mezunu okuyan kişilere saygıları artmışmı, artmamışmı. Diyanet Başkanına lüks araç yakışırmı, yakışmazmı, Hz. Ömerin Kudus ün anahtarını almaya geldiğinde, kölesi ile birlikte yamalı elbise ile kölesi ile deveyi sırayla binip, tam kudus e geldiklerinde devenin yılarını tutanın Hz. Ömer olduğu , ne kadar mütevazi olduğu bize cami kürsülerinden anlatılmazmıydı. İşlerine gelince Hz.Ömer , İşlerine gelince Turist Ömer. Vesselam....

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 21 Eylül 10:32


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?