Reklamı Kapat

Diyanet, dine de devlete de yük!

Bunu söyleyen ben değilim.

Bu söz, ilahiyat profesörü Mustafa Öztürk’e ait.

Yani bu sözü söyleyen “o mahalleden” biri.

Prof. Öztürk, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesiydi, “siyasal İslamcı” kesimin baskısına dayanamayarak 15 Mart 2021’de görevinden istifa etti ve Münster Wilhelm Üniversitesinden aldığı davet üzerine akademik çalışmalarına bu üniversitede devam etmek için Almanya’ya gitti.

Uçağa binerken de sosyal medya hesabından şu paylaşımlarda bulunmuştu:

*”Yerli ve milli tımarhanede herkese ruh sağlığı dilerim…”

*"Doktora tez danışmanlıklarımı Cübbeli ile Sakarya'daki tacizci Nurullah'a devrettim. İlahiyat işleri artık onlara teslim."

Son gelişmeler üzerine ne dedi?

Cumhuriyet’ten İpek Özbey, Mustafa Öztürk’le Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son durumu ve ülkemizde yürütülen siyasal İslam konularında bir röportaj yaptı.

Uzun bir röportaj, okumadıysanız mutlaka okuyun.

Prof. Öztürk’ün belli başlı görüşleri satırbaşlarıyla şöyle:

*Muhafazakâr muhitte yetişen gençlerin pek çoğu ebeveynlerinin destekledikleri siyasi iktidarın yıpranmasına koşut olarak dini değer sorgulamasına başladı. İşte kıyamet alametleri.

*Giden gitti, dağılan dağıldı; artık elde avuçta büyük ölçüde Milli Görüş zihniyetiyle de bağdaşık kitle kaldı. Bu basit seçmen kitlesinin de dağılmasını önlemek için dini temsil kartı yeniden açıldı.

*Toplumda sevgi, adalet, merhamet kültürünü geliştirmenin formüllerini bulmadan, isterseniz milletin başından aşağıya konfeti gibi ayet yağdırın, ne millet daha dindar olur ne de gençlik!

*Yolsuzlukların, hırsızlıkların, arsızlıkların vaka-ı adliyeden(sıradan olay) sayıldığı, cezasızlığın hükümferma(hüküm süren) olduğu bir siyasal ve sosyolojik vasatta Kuran bir kez daha nazil(gökten inmek) olsa yine kâr etmez.

*Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın sorun ettiği hususlar milletin kahir ekseriyetinin(ezici çoğunluğunun) sahici gündeminde yer almadığı gibi, ideal devlet düzenine ilişkin özlemleri arasında da yer almıyor.

*Bir dini temsil iddiası taşıyorsanız, milleti ‘sen batılsın, sen hakikatsin’ diye sorgulamak yerine senden önce de bu topraklarda var olan, en az senin kadar vergileriyle bu devlete katkıda bulunanları da temsil edeceksiniz. Sünnilik böyledir diyeceksin, Alevilik böyledir… Sen böyle yapmıyor, varlığını tahkim(sağlamlaştırma) eden maddi imkânları sağlarken o beğenmediklerinin vergilerini alıyor ama dini söylemle sövüyorsun.

İslam cumhuriyeti isteyenlerin oranı yüzde 5-6’yı geçmez

*Ülkeyi uçurma vaatleri tutmadı, tutmuyor. 2023 vaatleri ise 2010’lu yıllardaki ekonomiktablonun dahi gerisine düşmüş görünüyor. İşte böyle bir vasatta, elde avuçta kalan mevcut seçmen listesini zapturapt altına alabilmek için CEHAPE zihniyeti, laiklik, Kemalistlik gibi söylemlerle dindar muhafazakâr kitlenin 28 Şubat sürecindeki kötü anılarını da yeniden canlandıracak ve bu sayede kendilerini belki kerhen, çarnaçar desteklemeye mecbur bırakacak dini temsil üzerinden kimlik siyaseti kozunu bir kez daha oynamak siyasi olarak işe yarayacak bir taktik olarak görülüyor. Fakat benim kişisel gözlemim ve kanaatime göre, din kozu kendisinden beklenen neticeyi vermeyecek. Ayrıca İslam’ın tüm şeri kuralları ve sembolik uygulamalarının kamusal alana taşınmasıyla daha mutlu bir Türkiye’de yaşanacağına inanan kitlenin, toplam nüfusun yüzde 5-6’sını geçmeyeceğini bilmek için kamuoyu araştırmacısı olmak da gerekmiyor. Yani buranın teokratik bir devlet, bir İslam cumhuriyeti olmasını isteyenlerin oranı yüzde 5-6’yı geçmez.

Diyanet İşleri Başkanı’nın “şehülislamlığa” özenmesi

*Tarihte kırılma noktası Ebussuûd’un 30 yıllık dönemidir. Malum saray entrikalarıyla meşhur Osmanlı Devleti’nde bir şeyhülislamın 30 yıl bu makamda kalabilmesi her babayiğidin harcı değildir. Ebussuûd ile birlikte şeyhülislamlık makamından sâdır olan(ortaya çıkan) fetvaların hatırı sayılır bir kısmı siyasi iradenin yapıp ettiklerini onaylayıcı mahiyette olmuştur. Bu dönemde şeyhülislam ve şeyhülislamlık, sultanın irade-i seniyyesini(padişah emri) ve örfi sultanisini büyük ölçüde dini argümanlarla meşrulaştırma makamına dönüşmüştür. Bu durum aslında dine yüktür; bugünkü Diyanet İşleri Başkanı  Ebüssuûd dönemindeki şeyhülislamlığa özenir izlenimi vermektedir. Bu haliyle, Diyanet’in hem dine hem devlete yük olduğu kanaatindeyim. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Aslan Er - Ne insanlara ne devlete bir faydası olmayan. Camileri bile süpürmeyen merkezi sistemle ezan okunup camiye ezan okunurken gelen. Ukalalık diz boyu devlete sırtını dayayıp cemaati olmayan köylerde camiye gelmeyen. Fabrikalar zarar edip kapatanlar bu hantal yapıyı biran önce kapatmalılar. Atatürk’ü anlayıp onun sayesinde maaş alanlar çok sevdikleri Osmanlı sistemi gelesinde. Kaçı görev yapabilecek

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 23 Eylül 20:08
03

GARİBAN - Dini siyasete alet edenlere, güzel dinimizi yaptığı kötü davranışlarla kötü gösterenlere lanet olsun. Güzel dinimizi lekeleyenlere, dinden maaş harici rant elde edenlerde dahil. Birileri soldan , birileri sağdan geçirip güzel dinimiz lekeleniyor. Bunları yüce Allah'a havale ediyorum

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 23 Eylül 15:00
02

Daha Ne Yapsın - heykeller büstler ve senin kadar değildir her şeyi sil hiçbir şey yapılmadığını farzet gasilhaneye gelip yattığında bile pis mıçını yakayıp pamuklama yapıyor o bile yeter

Yanıtla . 5Beğen . 4Beğenme 23 Eylül 13:39
01

erol demirbek TÜRK - aynen başlığa katılıyorum. dinimiz yanlış insanların belki de düşmanlarımızın elinde olabilir . ali efendi toki için bankalardan faizli para almak haram değildir bile dedi . dinimizde ve peygamberimizin sünnetinde vede hutbesinde dahi FAİZİN HER ÇEŞİDİ HARAM olduğu kesinikle belirtilmiş. FAİZİN EN BÜYÜK GÜNAHLARDAN OLDUĞUDA kitabımızda .

Yanıtla . 2Beğen . 6Beğenme 23 Eylül 10:17


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?