Çağdaşlık üzerine

Sürüklendiğimiz kavram kargaşası girdabında boğuluyoruz adeta. Herkesin kendisine göre bir anlam yüklediği “çağdaşlık” kavramı bunlardan biridir. Çağdaşlıkla kim ne kastediyor, kim ne anlıyor belli değil."Çağ" Türkçe bir kelime olup "zaman dilimi" "vakit" anlamına gelir. Çağdaş ise sözlüklerde aynı çağda yaşayan anlamındadır. Günümüz insanının çağdaşlıktan anladığı elbette bu mana değildir. Bu kavram sıklıkla medenileşme, modernleşme ve batılılaşma anlamlarında kullanılır oldu.Bazıları “ çağdaş olmanın neresi kötü?” diye soruyorlar. Bu sorunun cevabı bu kavrama yüklediğiniz anlama göre değişir elbette. Günümüzde bazılarına göre çağdaşlaşmak Batıyı bir bütün olarak taklit etmek, Batı'nın modern denilen hayatına imrenerek onlar gibi olmaya çalışmaktır. Onlara göre çağdaşlaşmak, kısaca Batılılaşmaktır. Bazılarına göre de, dini değerleri hayatın bütün alanlarının dışına itmek, dini Yüce Allah ile birey arasındaki özel bağ ve ilişkiye indirgemektir. Bu anlayışlar baştan aşağı yanlıştır, çağdaşlığı hiç anlamamak veya kendi bakış açısına göre yorumlamaktır.

Çağdaşlık kavramı genellikle modernleşmek kavramıyla karıştırılmaktadır. Modernleşme bir projedir ve yakın geçmişimizde ortaya atılmıştır.Çağdaşlaşmak başka modernleşmek başka şeylerdir. Çağdaşlaşmak ile modernleşmenin en önemli farkı insanın konumun değişmesidir. Çağdaşlaşmak, bir süreçtir. İnsanlık tarihi kadar eskiye dayanır. Çağdaşlaşmak bir milletinin dini ve kültürel değerlerinin, kurumlarının çağın ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde ve çağımızdaki bilgi ve teknolojiden yararlanılarak düzenlenmesi ve ihtiyaçlara cevap verecek konuma getirilerek hizmete sunulmasıdır. Modernleşmek ise bir batı projesidir. İnsanı kendi kültür ve medeniyetinden kopararak asimile etmektir. Anadolu insanı engin basireti ile genel olarak çağdaşlaşmaya evet, modernleşmeye hayır demektedir.

Tarih boyunca bir toplumun kendi kültürüne göre çağdaşlaştırdığı değerler diğer toplumlar için modernlik alanına girer. Modernliğe bağımlı olan toplumlar önce kültürel, sonra ekonomik ve daha sonra da siyasi manada sömürge olmaktan kurtulamazlar.

XVI. yüzyıla gelinceye kadar Türk-İslâm âleminde akıl, din ve bilim uyum hâlinde fert ve toplumun huzur ve mutluluğunu sağlamıştır. XIV-XVI. Yüzyıl arası dünyanın en çağdaş ülkesi Osmanlı İmparatorluğu idi.  Batı Rönesans ve reform hareketlerini gerçekleştirirken, Türk-İslâm dünyası; maalesef akıl, bilim ve düşünceyi ihmal ederek rakiplerinin gerisinde kalmıştır.Batı dünyasındaki Rönesans, bir çağdaşlaşma hadisesidir. Duraklama ve gerileme dönemlerinde Türk-İslâm dünyasına çağdaşlaşma yerine modernleşme telkin edilmiştir. Bu yüzden kendi değerlerini, kurumlarını geliştirme, hayata geçirme yerine reform, ıslahat adı altında kendisine sunulanları yani başka toplumların değerlerini benimseme ve hayat tarzı hâline getirme yönünde adımlar atılmış ve bu tür değişimlerin başına “modern” sözü eklenmiştir. Çağdaşlaşmaya değil, işte bu modernliğe karşı çıkan Müslümanlar muhafazakâr veya gelenekçi suçlamaları ile saf dışı edilmek istenmiştir. Batı dünyasının sahip olduğu ortak değerler çağdaşlaşmanın ürünü olarak gelişim ve değişimini sürdürürken çağımızdaki değişim ve gelişmelerin dışında kalmış olan toplumlarda ise değerler ve kurumlar modern, modernlik ve modernleşme ile tanıştırılmaya çalışılmıştır. Konuyu günlük hayatımıza indirgeyecek olursak; müzik, giyim-kuşam, yeme-içme, eğitim, mimari gibi temel alanlarda hayatımızı ilgilendiren hemen her konuda çağdaşlaşma ve modernleşme mücadelesi yaşanmaktadır. Kendi kültürel değerlerini çağdaşlaştıramayantoplumlar modernlik adı altında başka toplumların değerlerini hayata geçirirler. Tarihte kendi değerlerini çağın ihtiyacına cevap verecek şekilde geliştirerek toplumun hizmetine sunamamış olan milletler asimile edilerek sömürülen milletler grubunda yerlerini almışlardır.

Bir büyük yanılgı da, toplumumuzda çağdaşlaşmanın önündeki engellerden birinin dinimiz ve milli kültürümüz olduğu tezidir. Bu tezin bilimsel hiçbir dayanağı ve değeri yoktur. Kendi dinini, medeniyetini ve kültürünü anlayamayan ne çağı anlar ne çağdaşlığı. Müslümanlar iki yüzyıldır çağdaşlıkla değil, modernleşmek ile mücadele ettiler. Bazıları kavram kargaşası üreterek bu mücadeleyi çağdaşlıkla mücadele gibi gösterdiler hala böyle göstermeye devam ediyorlar.

Cumhuriyetin ilk yıllarında bazı alanlarda başlatılmış olan çağdaşlaşma hareketleri ilerleyen yıllarda dünyamızı etkisi altına almış olan birtakım izm’ler (Hümanizm, Sosyalizm, Faşizm, Kominizim, Globalizm vb.) yüzünden olumsuz yönde etkilenmiştir. Ülkemizde bilim, sanat ve fikir adamlarının bazıları “izm’lere” kapılıp dünyaya kendi izm’leri penceresinden bakmaları çağdaşlaşma sürecimizi olumsuz yönde etkilemiştir.

Atatürk, Cumhuriyet’in 10.yılı konuşmasında “Millî kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkaracağız.” veciz sözleri ilemodernleşmeyi değil çağdaşlaşmayı hedef olarak göstermiştir.Eğitimde modernlik uğruna atılmış olan adımlar, nesillerimize verilmiş olan eğitim, ülkemiz ve içerisinde yaşadığımız dünyanın gerçeklerini kavramaya, çözümler üretmeye yetmemektedir. 1739 sayılı Türk Millî Eğitim Kanunu’nun 2. maddesi “Türk milletinin bütün fertlerini Türk milletinin kültürel değerlerini benimseyen koruyan ve geliştiren yurttaşlar olarak yetiştirmektir.” demektedir. Yıllardan beri kanunun bu maddesi sözde kalmış, ağırlıklı olarak yabancı uzmanlara programlar hazırlattırılmak suretiyle çağdaşlaşma yerine modernleşme tercih ve telkin edilmiştir.

Atatürk’ün “Muasır milletler seviyesinin üzerine çıkma”, millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “asrın idraki” olarak tanımlamış oldukları düşünce, asla ve asla modernleşme olmayıp çağdaşlaşmadır. Çağdaşlaşmayı Türk milletinin dini ve kültürel değerlerinin, kurumlarının çağın ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde ve çağımızdaki bilgi ve teknolojiden yararlanılarak yeniden yorumlanarak ihtiyaçlaracevap verecek konuma getirip hizmete sunulması olarak anlamalıyız.

Bu konuda yaşadığımız problem ne sahip olmakla iftihar ettiğimiz yüce dinimiz, ne kimliğimizi oluşturan kültürümüz ve geleneğimiz, ne de içinde yaşamamız çağımızdır.Problem çağdaşlaşmayı geçmişimizden koparak modernleşme ve batılılaşma olarak algılamamızdır.Biz Müslüman toplumlar, çağdan daha fazla geçmişimizden koptuk. Asıl mesele bu yanılgıdan bir an evvel kurtulmaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Sağlık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Cenk Cemil - Sayın Fahri Bey,

Size bu konularda ufkunuzu açacak merhum şairimiz Mehmet Akf ersoy referanslı bir link veriyorum. Lütfen zahmet edip okuyunuz ve inceleyiniz !

http://iseder.net/2016/05/11/mehmet-akifin-medeniyet-ve-cagdaslik-algisi/

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 18:00


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?