Bir tarafta “müflis tüccar” görüntüsü, diğer tarafta ABD’de gökdelen

Sevgili okurlarım, mesleğim gereği okumak, yazmak, kent-ülke ve dünya sorunlarını izlemek zorunda olan bir kişi olarak 70’li yaşlarımı huzur içinde geçirdiğimi söyleyemem.

Tamam, sağlığım yerinde.

Tamam, günlük ihtiyaçlarımızı karşılayacak kadar gelire sahibiz.

Tamam, ailemizde bir sıkıntı yok.

Ama ülkemizde olup bitenler, bana “iğne” gibi batıyor.

“Boş ver” diyemiyorum.

Gözümü kapatıp görmezlikten, kulağımı tıkayıp duymazlıktan gelemiyorum.

Görevim… Yazmak zorundayım…

Olduğu gibi… Dosdoğru…

Kendime sansür uygulamak ne haddime!

Hele söz konusu olan “devletimin onuru” ve “milletimin çıkarı”ysa!

Devletimizin düşürüldüğü şu duruma bakın!

Gazete okuyor ve TV’lerde haberleri izliyorsanız, o haber mutlaka dikkatinizi çekmiştir.

Başlığı, “Tıbbi cihaz sektörü ikinci kez eylem yaptı”!

DÜNYA Gazetesi’nin haberi aynen şöyle:

“Alacaklarının vadesi, kamu hastanelerinden 18, üniversite hastanelerinden ise 20 ayı bulan tıbbi cihaz sektörünün temsilcileri, alacaklarının bir an önce ödenmesi için ikinci kez eylem yaptılar. Sektörün, 6.5 milyar lirası vadesi geçmiş olmak üzere kamudan alacağı 9 milyar liraya ulaştı. Tıbbi cihaz sektöründeki dernek ve federasyonların oluşturduğu Sağlık Platformuna üye iş insanları bir eylem yaptı. İş insanları, Ankara Ulus’taki Atatürk Anıtı önünde bir araya gelerek basın acıkması yaptılar. Basın açıklamasında, ‘Devletimize güvenmek istiyoruz’, ‘Alın terimiz kuruyalı 19 ay oldu’ ve ‘Yerli milli söylemleri kürsüde kaldı’ yazılı dövizler açıldı. Sektör mensupları, 2020 yılında da eylem yapmıştı.

Sektör adına hazırlanan bildiriyi okuyan dernek ve federasyonların oluşturduğu Sağlık Platformu sözcüsü Erkin Delikanlı, sektör mensuplarının devlete güvenerek malzeme verip hizmet ürettiğini, bunların karşılığının tahsil edilemediğini söyledi. Tahsil edilemeyen alacaklara ilişkin kesilen faturaların tüm vergilerinin de devlete ödendiğinin altını çizen Demir, “Böyle bir ticaret dünyanın neresinde var” dedi. Delikanlı, “Gerçekten bu para devletimiz için ödenemeyecek bir tutar değildir. Eğer ülkemizde olağan dışı bir durum var ve biz bunu bilmiyorsak, milletçe elimizi taşın altına koymaya hazırız” diye konuştu.

Alacaklarını tahsil edemeyen sektörün aynı zamanda 2018 ve 2020 yıllarında yüzde 25-27 arasında feragate zorlandığını hatırlatan Erkin Delikanlı, “Şirketini kaybetmek istemeyen ve ‘bir daha ödemelerde aksama olmayacak’ sözü veren kamu otoritesinin sözüne güvenerek alacaklarının bir kısmından vaz geçmek zorunda kalmıştır. Ancak feragat yapan şirketlere düzenli ödeme yapılacağı yönünde verilen söz her zamanki gibi yine tutulmamış, feragat yapan ve yapamayan hiçbir meslektaşımız ödeme alamamıştır” diye konuştu. Delikanlı, sektörün gelirlerinin tamamına yakınını kaybetme noktasına sürüklendiğini söylerken, hammadde tedarikinde de büyük güçlük yaşadıklarını dile getirdi.

“Tedarik aksayabilir”

Tıbbi cihaz sektörünün salgın öncesi ve halen devam eden salgın sırasında sorumlu davranarak tedariği sürdürdüğü buna karşılık kendilerini “önemsizleştiren” bir tavırla karşı karşıya kaldığını belirten Delikanlı, “Geldiğimiz noktada sektörümüz Kamu hastaneleri ve Üniversite hastanelerinden 19 aydır alacaklarını tahsil edememektedir. Gelirlerinin tamamına yakınını kaybetme noktasına sürüklenmiş olan sektörümüz, üretim yapamaz, hammadde tedarik edemez ve ithalat gerçekleştiremez duruma gelmiştir. Sektör, tedarik zincirini sürdüremeyecek noktaya sürüklenmiştir. Sayın yöneticiler sayenizde tedarik zinciri kırılma noktasına geldi, getirdiğiniz noktadan sektörümüzü geri döndürmek sizin elinizde, biz her türlü fedakarlığı yaparken, var olan bütçe hangi keyfiyetle kullanılmaktadır. Toplumun sağlığı hiçe sayılmakta, sağlık sisteminin sağlamış olduğu toplam fayda ve itibar yok edilmektedir. Bu anlayışla neye hizmet edildiği kamuoyuna açıklanmak zorundadır.” dedi.

Erkin Delikanlı tarafından yapılan açıklamada, sorunlarını çözecek “ehil” kişilere seslerini eylemle ulaştırmak istedikleri belirtilerek, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya seslenerek 6 milyar TL’lik alacaklarının defaten ödenmesini beklediklerini söyledi.

Bu arada SEİS Başkanı Metin Demir de yaptığı açıklamada, ödeme yapılmamasına rağmen, fatura kesildiği için tahakkuk eden vergilerin ödendiğini belirterek çeşitli dönemlerde söz verilmesine rağmen ödemelerin gerçekleşmediğini söyledi.

Eyleme, Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri (TÜMDEF) ile Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS), EGEDER, ORDER, MATİAD, DOMED, SADER, FÜDER, DİŞSİAD, TÜSAN GASİD, İç Anadolu Tıbbi Cihaz Derneği, GMD, ÇUMED, MEDİKOM, OSTİM Medikal Kümelenmesi ve Sebit-İSEK üyesi işverenler de destek verdi.


Devlet, kendini bu duruma düşürür mü?

Bu eylem yeni değil, geçen yıl da bu zamanlarda yine “Alacaklarımızı alamıyoruz” diye sokağa çıkmışlardı.

O zaman alacak tutarı 26 milyar lira civarındaydı.

Demek devlet, satın aldığı malın parasını ödememeyi “bir sistem” haline getirmiş.

Ankara’daki eylem haberini okurken, ödeme güçlüğü çeken veya iflas noktasında olan fabrikaların önündeki işçi eylemleri gözümün önüne geldi.

 Bir devlet, kendini nasıl bu hale düşürebilir?

Geçen yıl ABD’li şirketler de alacakları için ayağa kalkmışlardı

Hatırlayın…

Geçen yıl yine eylül ayının son günlerindeydi.

Medyaya yabancı haber ajansı Reuters tarafından geçilen bir haber düştü.

Okurken kan adeta beynime sıçramıştı.

ABD Türkiye Büyükelçisi David Satterfield’in demeç veriyor, ABD’li şirketlere uzun zamandır ödeme yapmayan devletimizi yerden yere vuruyordu.

Diyordu ki ABD Büyükelçisi:

“Türkiye’deki devlet hastanelerinin yabancı ilaç şirketlerine borcu bir yıl içerisinde 230 milyon dolardan 2 milyar 300 milyon dolara çıktı. Şirketlerimiz böyle devam etmek istemeyebilir. Türkiye’nin ABD’li ilaç şirketlerine borcunu ödememesi durumunda, şirketler Türkiye’ye ilaç satmayı durdurabilir.”

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşürüldüğü o acıklı durumu mutlaka hatırlarsınız.

Büyükelçi, Türkiye’ye resmen “müflis tüccar” muamelesi yapmıştı.

“Borcunu ödemezsen, mal yok” diye restini çekmişti.

Tam bir rezalet yaşanmıştı.

Ajans, ABD Büyükelçisi’nin bu sözlerini tüm dünyaya servis etmişti.

Türkiye’nin ABD’li şirketlere “2.3 milyar dolarlık ilaç borcunu ödeyemediğini” dünyada artık bilmeyen yoktu.

Ülkemiz itibar kaybı üzerine itibar kaybı yaşamıştı.

Bunlar olacak şeyler değil

Sevgili okurlarım, bu olaylar kuşkusuz sizleri de fazlasıyla üzüyordur.

Devletimizin “müflis tüccar” muamelesi görmesi ne kadar acı!

Bunlar kamuoyuna yansıyanlar…

Bizim bilmediğimiz kim bilir daha neler var!

Yazık, bu mantıkla devlet yönetilmez.

Piyasaya borcunu ödeyemeyen bir devlet, gidip ABD’de gökdelen dikmez.

Yüksek binalar ve şaşalı saraylar, devletlere itibar kazandırmaz.

İtibar, aldığının parasını zamanında ödemektedir.

İtibar, hukuk devletindedir.

İtibar, adaletli davranmaktadır.

İtibar, ülkeyi “borç ekonomisiyle” değil, “üretim ekonomisiyle” yönetmektedir.

Borçlanarak alınan uçaklar, yaptırılan saraylar, lüks otomobiller ne zamandan beri “itibar” oldu?

Türkiye’nin artık gerçekleriyle yüzleşme zamanı geldi.

“Müflis tüccar” görüntüsü veren bir devleti, dünyada kimse ciddiye almaz!

Onurumuzu korumak zorundayız.

Ancak şunu unutmayalım…

Çalışmayan, üretmeyen, çalışan ve üreten ülkelere sürekli avuç açan, borcunu zamanında ödeyemeyen bir ülkenin onuru; sürekli tehdit altındadır.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

erol demirbek TÜRK - ABD deki 60 katlı TÜRK EVİ nin mülkiyetinin tamamı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ne mi ait ? YOKSA BAŞKA ORTAKLARI DA VAR MI? . her katında kimler oturuyor kullanıyor katlarda hangi kurumlar var . KATLAR KİRAYA VERİLMİŞ İSE KİMLER KİRACI VE KİRALARI KAÇ DOLLAR . öyle eski iktidarın aldığı arsaya bina yapıp yaptırıp ( eğer bir müteahhide yaptırılmışsa kaça yaptırılmış nasıl ödenmiş veya ödenmekte ) her hangi bir ihale hatası ile başkalarına istemeden de olsa çıkar geçmiş mi vs. vs ŞEYTAN AYRINTIDA SAKLIDIR HALKIMIZ BUNLARI MERAK EDİYOR . yetkililer açıklarsa memnun oluruz . sözüm aynı zamanda MUHALEFET PARTİLERİNE .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Eylül 18:51
01

Gebzeli - Kolayı var, onlarıda soğan üreticileri gibi terörist ilan ederiz olur, biter....

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 25 Eylül 08:17


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?