Reklamı Kapat

Düşün(dür)mek

Sevdiğim bir yakınımla din üzerine konuşuyorduk.

Bu esnada “iman ettiğin bir şeyin gerekçelendirilmesini anlamsız buluyorum” mealinde bir cümle sarf etti.

Şaşırdım.

Zira bir müddettir dikkatimi ayrıca celbeden bir tartışmaya işaret ediyordu:

İman ve akıl ilişkisi.

Kendisi bu ifadeyi dindar bir kişi olarak söylemişti ancak benzer bir yaklaşımı, biraz da eleştiri ile, dine karşı mesafeli olan, hatta dine karşı olan insanlardan da duymuştum.

Onların yaklaşımı ise, Müslümanlara yönelik olarak “önce iman ediyor sonra imanlarını rasyonel hale getirmeye çalışıyorlar” şeklindeydi.

Bir başka ifadeyle “önce iman edip sonra delil getiriyorlar” diyorlar ve bunu da bir tür “komedi” olarak tanımlıyorlardı.

Bir de kendini dindar olarak tanımlayan ve imanın bir gönül işi olduğunu, akla dayandırılmasının yersiz, hatta dinden çıkmaya zemin kuran bir yaklaşım olduğunu iddia edenler vardı.

Ki belki de bu yüzden, bunların bir kısmının hedefinde ilahiyat ve imam hatipler yer alıyordu.

Kendisine döndüm: “Müslüman bir ailede doğmuş, İslam’la doğduğu ailede tanışmış biri olman hasebiyle bu dediğini anlayabilirim. Zira hem aile ortamın hem de toplumun geneli açısından bakıldığında “neden iman etmen gerektiği” ile ilgili herhangi bir soru veya sorunla karşılaşmamış olabilirsin. Peki, İslam ilk geldiğinde genel olarak muhatap olduğu kişiler kimlerdi?” diye sordum.

Biraz tereddütle bakınca devam ettim: “İslam’ın uyulmasını istediği birçok ilkeden farklı bir inanç ve değer sistemine sahip, hayatlarını farklı bir inanç ve değer sistemi üzerine kurmuş yetişkin insanlardı, değil mi?”

“Evet”, dedi.

“Peki, belli bir yaşa kadar başka bir inanç ve değer sistemine göre hayatını şekillendirmiş bir insanın, kendine teklif edilen ya da yeni tanıştığı bir başka inanç ve değer sistemini hiçbir zorlama olmadan kabul etmesi nasıl gerçekleşebilir? Kabul etmesi için onun dediklerini düşünüp, bildiklerinden hareketle doğruluğuna dair aklen temellendirme yapmış olması ve bu temellendirmeleri yapabiliyorsa kabul etmesi gerekmez mi?” diye sordum.

Duraksadı.

Devam ettim: “İnsan için en zor şeylerden biri alışkanlıklarını değiştirmektir, değil mi?”

“Evet” dedi.

“Alışkanlıktan da öte, bir hayat biçimini değiştirmenin ne kadar zor olduğunu göz önüne alırsak, bu değişimi gerçekleştirme iradesini gösterirken insanın aklen makul bir iş yaptığını kabul etmesi lazım gelmez mi? Kabul ettiği yeni sistemi önce akli olarak değerlendirmesi ve üzerinde ikna olması gerekmez mi? Aklı olanın dini olabileceği ilkesini başka türlü nasıl anlayacağız?” dedim.

Ve ekledim: “Cenab-ı Hak “Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı” (Necm, 11) buyururken aklın ve kalbin birlikte işleyişine de işaret ediyor. Ancak aklın olmadığı yerde kalbin ne dediğini, nereye götürdüğünü nasıl anlayacağız?”

Yüzüme baktı ve: “Bu açıdan bakmamıştım, bunu ‘düşüneceğim’” dedi.

Bu cevap benim için yeterliydi.

Zira bir ilahiyat mensubu olarak, bu sahanın gerektirdiği en temel amaçlarımdan birine ulaşmıştım:

Düşündürmek.

Çünkü biliyorum ki düşünmeyi ve düşündürmeyi başardığınızda, insanların tercihlerinin “bilinçli” olmasına, böylece en ufak bir rüzgarda savrulmamasına da zemin kuruyorsunuz.

Farklı düşünceleri de dikkate almalarına vesile oluyorsunuz.

Böylece her denileni olduğu gibi kabul etmelerinin ya da dünyayı kendilerinden ibaret görmelerinin de önüne geçilmesine imkan oluşturuyorsunuz.

Gerisi zaten kendiliğinden geliyor...

Tecrübeyle sabit…

Kim ne derse desin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder

# aile

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?