Ekmek almayı bile bilerek unutacağım, kararlıyım

Güneşli bir sabaha uyandım diye…

Biraz enerjiğim…

Geceden kalma iş sarhoşluğum var elbette…

Sabaha karşı 3.30’da yattım, 8.30’da kalktım…

Gece çalışmalarından sonra, yorgunluk nedeniyle çektiğim bir uykusuzluk hastalığım var…

Her yanım ağrır ve ağrı kesici almayı da pek istemem…

Uyuyamam…

Bu sabaha karşı da öyle yaptım…

En iyisi hemen işbaşı yapmak…

Gazetemiz bizim evimiz, sığınağımız olmuş…

Evim sensin misali…

Yani günün 12-14-16-20 saatini işyerinde geçirip de, evde 3-5 saat uyuduktan sonra, geriye kalan 3 saatlik bir ev yaşamımız var, o kadar…

Onun da tamamı zaten diziyle geçiyor, dizi yayınlanırken de gazete belki, ama kitap, dergi okumak zaten imkânsız…

Kafesteyiz…

Ama bu işe bizi kimse zorla başlatmadı…

İşimizi seviyoruz ve bedelini de seve seve ödüyoruz…

Aşk mı bu bilemem ?..

Soruyorsam değildir…

Belki de bağlılık…

Belki de gazeteci olarak yaşama alışkanlığı…

Her neyse…

Gece uykusu haram…

Zaten, günümüz koşullarında, gece uykusu kime haram değil ki ?..

***

Neyse dönelim sabaha. İşe gitmek üzere otobüs durağına yol alıyorum… Köy yolu haline gelmiş olan caddelerden geçiyorum, bir kağnı arabasının gıcırtıları ve öküzlerin çıngırak sesi, kuzu ‘me’lemeleri eksik…

Hani bir de yalak ve köy çeşmesi olsa, tam olacak…

Nostalji yaşıyoruz, 50 yıl öncesinin ilkel kentindeki gibi…

Yaşatanlara kurban !..

***

Her sabah otobüse binme, yer kapma, kadınlara da yer verme savaşı içerisindeyim…

Ama bugün tersim geldi…

Kimseye yer vermeyeceğim, yer vermeyenlere sataşmayacağım, maskesini takmayıp, otobüse binenlere karışmayacağım…

Bugün benim ‘Bana ne ?’ günüm…

‘Böyle gelmiş böyle gidiyor’ diyesim var…

Maskeli baloda, ben de yerimi alacağım…

Normal yurdum insanı olacağım…

Otobüste ayakta bile yer kalmayacak şekilde doluşan insan sürüsünün itirazlarına hiç aldırış etmeyeceğim…

Dedim ya…

Bugünlük:

“Bana ne ?..”

***

Nitekim öyle de yaptım…

Otobüste boş yer bulup, hemen oturdum…

Çevreme hiç bakmadan…

Etrafta kadın var mı yok mu, yaşlı var mı yok mu diye bakınmadan…

Vicdanım sızlamaya başladı ama, ne yapayım ?..

Hep sizin mi dediğiniz, istediğiniz olacak ?..

Felsefe yok…

Okumak yok…

Günceli takip etmek yok…

Zalime dur demek yok…

Müdahale yok…

Kafa yormak yok…

Yok oğlu yok…

Gün güzel devam ediyor…

İşimi bitirip, bir gün öncenin yorgunluğunu atmak için yaklaşık 17.30 civarında yola koyulacağım…

Planım bu…

Evde ne mi bekliyor ?..

Ajitasyonlu, bol müzikli, sinir bozucu dizilerle dolu ekran…

Saçma sapan ‘Süper’ rezalet ‘Lig’i maçı…

Salak salak yorumlar…

Buna alet olmayacağım…

Sürüden ayrılacağım…

Aptallık günahtır, aptal olmayacağım…

Maç da izlemeyeceğim bugün…

Yazıyı yazarken, henüz akşam olmadı…

Ulan bugün kararlıyım:

İlk kez eve elim boş gideceğim…

Ekmek bile almayacağım…

Ben de bugün böyle havada unutacağım ekmek, tuz almayı…

Beni bu havalar mahvetsin bugün…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder

# Kadın


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?