Olasılıkların sonsuzluğu

Yaklaşık on ay önce “Tek Bir Gün İstiyorum” başlığına sahip olan bir yazı yazdım. Bu yazı benim için birkaç paragraftan çok daha fazlasını ifade ediyordu. Tek bir gün istediğim o yazı, o günlerde kendi düşüncelerinden feci şekilde daralmış bir kızın çığlığıydı adeta. Bilgisayarın önüne geçtiğim anda dökülmüştü kelimeler ellerimden birer birer. Cümlelerimi zihnimde toparlamama bile izin vermeden yazıyordu ellerim. O gün böyle ciddi bir hırs ve haykırış ile yazdığım bu yazıda okula gidebildiğim, normal bir gün geçirebildiğim, salgının olmadığı zamanlara karşı duyduğum özlemi anlatmıştım. Tek bir gün, sadece bir normal gün için yalvarıyordum adeta. Okula gidip arkadaşlarımı görebildiğim tek bir gün istiyordum. Bundan on ay önce…

Kim bilirdi ki o yazıdan on ay sonra gerçekten bu istediğim günlere geri döneceğimi? O gün hırsla ve bir parça da üzüntüyle kaleme aldığım yazımdaki cümleleri öyle büyük bir istek ile dilemişim ki… Sevgili okurum, ben arkadaşlarıma, normal hayatıma kavuştum, biliyor musun? Okuluma gidiyorum, öğretmenlerim, dostlarım ile sohbet ediyorum. Öyle özlemişim ki sınıfta yaşadığımız komik olaylara gülmeyi… Bu olayları unutmamak, o günün akşamında aileme de anlatabilmek için arkadaşlarım fark etmeden küçük bir kâğıdayaşadığımız komiklikleri not ediyorum. Bu kadar çok özledim hayatımı.

Daha salgın başlamadan önce, yani okula gitmenin bir ayrıcalık olmadığı zamanlarda, okuldan eve dönerken hep sahile gitmek ister, ama sürekli kendime belli sebepler bulup ertelerdim. Oysa ne güzel olurdu okuldan çıkınca sahile gidip biraz yürüyüş yapmak, değil mi? Salgın başlayana kadar bu isteğimi herhalde sadece birkaç kez gerçekleştirmişimdir. Şimdi ise okuldan çıkıp sahile gitmek için neredeyse dakika sayıyorum. Eve geldiğim anda üzerimdeki kıyafetlerimi değiştirip sahile inmek için can atıyor ve neredeyse her gün bunu yapmaya çalışıyorum.

Bugün de sahile indiğim, biraz yürüyüş yapıp sonrasında tost yerken limonata içtiğim günlerden biriydi. Fakat bugün bir farklılık vardı. Çünkü yanımdaki masada ilginç bir sohbet yapılıyordu. İki kişi arasında hararetli bir tartışmanın rüzgarları esiyordu. Bu hararetli tartışma ilk başta pek ilgimi çekmedi ama sonrasında tartışmadan yükselen seslerin ‘Kamran’ ve ‘Feride’ dediğini duyunca dikkat kesildim.

Yan masamdaki tartışmanın konusu benim de büyük hayranı olduğum Reşat Nuri’nin Çalıkuşu kitabının içerisindeki iki karakter hakkındaydı. Tartışmanın sahiplerinden beriki ‘Feride Kamran’ı terk etmekle çok iyi etti. Anadolu’ya giderek ufkunu genişletti.” derken öteki “Bence Feride Kamran’ı affetmeliydi. Elbet Anadolu’ya giderek ufkunu genişletmiş olabilir, fakat ne kadar büyük sıkıntılar çektiğini sen de biliyorsun. Eğer Kamran’ı affetseydi bu sorunların hiçbirini yaşamazdı.” diyordu.

Bu vakit zihnimin geniş topraklarında bir tomurcuk şeklinde var olan fikirlerimden biri filizlendi. Feride’nin önünde zor bir seçim, bir karar anı vardı. Ya gururunu bir kenara bırakarak çok sevdiği Kamran’ı affedecek, ya da o evden kaçıp gidecekti. Feride yani sevgili Çalıkuşu elbette ki de ikinci seçenekte karar kıldı. Zaten Çalıkuşu’muza da bu yakışırdı.

Benim bu noktada düşündüğüm şey, Çalıkuşu’nun tüm hayatının yalnızca bir karar ile etkilenmesi oldu. Düşünün, Çalıkuşu bu noktada farklı bir karar verseydi her şey çok daha farklı olabilirdi. Ne Munise’ye sahip olabilirdi ne de büyük deneyimler ile dolu bir hayata…

 Hepimiz hayatımızı belli kararlar ile yönetiyoruz. Her birimiz önceden verdiğimiz kararlar ile şu ana kadar gelebildik. Akşam yiyeceğimiz yemeği karar verirken bile aslında ileriki günlerde sahip olacağımız yaşantıyı seçiyoruz ama bunu pek fark etmiyoruz. Bazen bu kararlar daha ciddi oluyor, bazense daha gündelik konular hakkında seçim yapmamız gerekiyor. Fakat konu ne olursa olsun, her zaman kararlarımız hayatımızı yönetiyor.

Çok ilginç değil mi? Belki bugün verdiğimiz bir karar elli yıl sonra yaşayacağımız bir olayı bile etkileyebilir.

Olasılıkların sonu yok. Ben bugün hayatım için yazı yazmayı değil de ilgimi çeken bir başka konu olan beyinsel fonksiyonlar ile ilgilenmeyi seçseydim ileride yaşayacağım hayat daha farklı olurdu. Ya da bugün bir enstrüman çalmayı öğrenmeye karar versem, belki de bu beni bir müzisyen olmaya iten faktör olurdu.

Bir önceki paragrafın başındaki cümlemi burada sizlere tekrardan hatırlatmak istiyorum. Olasılıkların sonu yok. Peki, bu sizi, bizi korkutmalı mı? Elbette hayır.

Feride’yi, Çalıkuşu’nu düşünün. Yalnız bir şekilde, kimseye haber vermeden, sevdiğini geride bırakarak Anadolu’nun ücra köşelerine gitmeye karar verdi ve bu riskli karar sonucunda bazen üzüldü, bazen güldü ama hem çevresine hem de kendisine çok yararlı bir hayata sahip oldu. En sonunda dasevdiğine, Kamran’a tekrar kavuştu.

Feride bu zorlu kararı verirken daha risksiz bir karar olan Kamran’ı affetmeyi seçseydi muhtemelen tüm hayatı boyunca kendine kızacak ve mutsuz bir insan olacaktı. Belki de Kamran’ı sevemeyecekti bile. Yani aslında daha risksiz olarak görünen bu karar Feride için daha riskli ve sağlıksız olan kararın ta kendisiydi.

İşte bu yüzden “riskli” olarak gördüğünüz bir karar varsa ve onu riskli olduğu için seçmek istemiyorsanız, bu kararınızı bir kez daha düşünün. Çünkü hangi kararın sizin için daha iyi olduğunu kesin olarak bilmeniz çok zor. Dediğim gibi, olasılıklar sonsuz.

Ben bugün salgın zamanından önce yaptığım gibi sahile gitmeyi erteleseydim muhtemelen o iki kişinin tartışmasını duymayacak ve bu yazının temellerini oluşturan düşüncelere sahip olamayacaktım. Siz de bugün bu gazeteyi alıp okumak gibi bir seçimde bulunmasaydınız muhtemelen benim yazım ile karşılaşamayacaktınız. Cümlelerimi okuyamayacaktınız.

Olasılıkların sonsuzluğu sevgili okurum… Bugün bizi olasılıkların sonsuzluğu birleştirdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?