HDP’nin 11 çağırısından 10’una katılıyorum, birine…

HDP, hafta başında (27 Eylül 2021) “Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı Deklarasyonu” başlıklı tutum belgesini kamuoyuna duyurdu.

HDP’nin yol haritasını ve seçim sürecindeki tutumunu ortaya koyan deklarasyon 11 maddeden oluşuyordu.

Maddelerin metni uzun, özü şöyle:

1-Türkiye’nin temel ihtiyacı demokrasidir. Kuvvetler ayrılığının işlediği demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz.

2-Yargı, yürütmenin vesayeti altındadır. Yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti yerle bir etmiştir. Tüm siyasi davaların ortadan kaldırılması gerekli.

3-Kayyum anlayışına son verilmesi acildir.

4-Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP çözüm için hazırdır.

5-Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, işbirliğine yönelik stratejiler dış politika anlayışının temelidir.

6-Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak vazgeçilmez adımlardır.

7-İstidamın artırılması, işsizliği ve yoksulluğu ortadan kaldıracak ‘Hakça Dağıtım Programı’ en büyük toplumsal ihtiyaçtır.

8-KHK’larla yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda liyakatin esas alınması gereklidir.

9-Doğa ve çevre tahribatına yol açan tüm projelerin, başta Kanal İstanbul olmak üzere durdurulması gereklidir.

10-Gençlerin kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri, eğitim sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi özgür ve güvenceli yaşamın gereğidir.

11-Sivil, özgürlükçü yeni bir anayasa, Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır.

HDP’nin 11 maddelik “tutum belgesinin” özü böyle.

Ben 11 maddelik bu deklarasyonun 10’unun altına hiç tereddüt etmeden imzamı atarım.

Dördüncü madde hariç…

Neydi o dördüncü madde?

“Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur…”

Bu görüşe neden katılmıyorum?

Daha önce de defalarca yazdım.

Fırsatım oldu, Kürt coğrafyasına defalarca gittim.

Güneydoğu Anadolu, Irak, Suriye…

Bu konuda onlarca kitap okudum.

İnceledim, sordum, soruşturdum, görüşmelerde bulundum.

Vardığım sonuç şu:

Türkiye’nin “Kürt sorunu” yok.

“Sorun” olarak ortaya konulan, emperyalizmin klasik bir diretmesi.

Yani sorun, “yerli” değil.

Eğer sorun yerli olsaydı, eğer iddia edildiği gibi PKK etnik bir kimliğin silahlı gücü olsaydı, Türkiye’de çoktan kan gövdeyi götürmüştü.

Emperyalizmin bütün oyunlarına rağmen Türkiye böyle tehlikeli bir noktaya geldi mi?

Gelmedi…

Şundan emin olun, PKK ülkemizdeki etnik bir kimliğin silahlı gücü değildir.

PKK, başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin silahlı gücüdür.

Emperyalist devletlerin, Ortadoğu coğrafyasını parçalamak için kullandıkları silahlı bir güçtür.

Onlar tarafından kurulmuştur, anlar tarafından besleniyor.

Araştırın bakın, kimlik siyaseti, o kimliğe sahip yurttaşların sorunlarını hiçbir zaman çözmemiştir.

Kimlik siyasetini ön plana çıkarmak, emperyalizme hizmet etmek, emperyalizmin maşası olmaktır.

Çünkü emperyalizmin milletleri bölmek için kullandığı en basit yöntem budur.

İşte Yugoslavya örneği!

Yugoslavya’yı yedi parçaya ayıran kimlik siyaseti değil mi?

Sen Sırp’sın, sen Boşnak’sın, sen şusun sen busun dediler, o güzelim ülkeyi paramparça ettiler.

Aklımızı başımıza alalım, önümüzde örnekler var, hiç olmazsa bu yaşanmışlardan ders almasını bilelim.

Sorunların temeli

Türkiye, “sorunsuz bir ülke” mi?

Dünyada sorunsuz bir ülke var mı ki?

Elbette ülkemizin de sorunları var.

Hem de pek çok ülkeden daha fazla.

Türkiye’nin “demokrasi” sorunu var.

Türkiye’nin “özgürlük” sorunu var.

Türkiye’nin “hukuk devleti” sorunu var.

Türkiye’nin “insan hakları” sorunu var.

Türkiye’nin “kalkınmışlık” sorunu var.

Türkiye’nin “bilimsel eğitim” sorunu var.

Türkiye’nin “çalışmak ve üretmek” sorunu var.

Türkiye’nin “toplumsal ahlak” sorunu var.

Daha hangi birini yazayım?

Ama HDP’nin, Türkiye’nin bu temel sorunları ortadayken “Kürt sorununu” ön plana çıkarması, bence anlaşılabilir bir davranış değil.

Gelin hep beraber yukarıdaki temel sorunlarımızı çözelim, göreceksiniz ki ortada elle tutulur başka bir sorun kalmayacak.

Kürt kökenli yurttaşlarımızı “sorun” gibi göstermenin anlamı yok!

Emperyalizmin pek çok ülkede yediği haltlar ortadayken, emperyalist devletlerin değirmenine su taşımanın hiç ama hiç anlamı yok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Sıtkı Koçak - Sayın Tanzer Bey Hocam;

Bu yazınızı büyük bir hazla okudum...Harika...Tüm yazılarınızı gönülden okuyorum...Düşüncelerinize kalben katılıyorum...Teşekkürler...

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 30 Eylül 13:45


Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?