“Sonlu dünyada sonsuz büyüme arzusu”

Dünya gündeminin önemli maddelerinden birini ekolojik kriz oluşturmaktadır. Geleceğimizi şekillendirecek bir mevzu olması ve tehlikenin boyutunun artması hasebiyle de meselenin derinliği dikkat çekmektedir.

Bu minvalde geçtiğimiz sene yapılan hükümetler arası iklim değişikliği panelinde konuşulan mevzulara karşı eleştirel bir bakış açısı ile bakan Eric Holthaus, bu konuyu “Sonlu Dünyada Sonsuz Büyüme Arzusu” başlıklı makalesi ile (Doğu Batı, Sayı 95) ele alıyor ve şu önemli hususlara temas ediyor:

19. yy dan itibaren hız kazanan sanayileşme ve teknolojik gelişmeler hayatımıza kolaylık sağlarken bir taraftan çevreye olumsuz etkileri söz konusu oldu. Hatta ne yazık ki son 30 yılda dünyadaki karbondioksit salınımı tüm geçmiş zamanlarda yapılan karbondioksit salınımından daha fazla bir hal almış durumda…

Bu durum geleceğe dair bize korkunç bir tablo bize sunuyor. Buna göre bir çok bilim adamı bu saatten sonra alınacak en radikal tedbirlerin bile ekolojik sistemin geleceği hakkında bize sadece yazı tura hakkı verme şansı sağlayacağı doğrultusunda fikir beyan etmekte.

“Peki, bu noktaya nasıl gelindiği” soracak olursak:

Bu sonuca dair en büyük pay, sanayileşmesi yüksek zengin ülkelere ait görünüyor. Zira bu noktaya geliş, onların ekolojik sisteme verdiği zararlardan kaynaklanıyor. Nitekim dünyada İklim değişikliğine yol açan karbon salınımılarının %40’ından ABD’nin sorumlu olduğunu, bilimsel kaynaklar belirtmektedir.

Hal böyleyken ABD’nin iklim değişikliğine mücadeleyi ön gören Kyoto ve Paris sözleşmelerini imzalamaması kendisinin mevcut sisteminin ekolojik sisteme verdiği zararı adeta ispatlar bir hareket olarak karşımıza çıkıyor.

Holthaus bu durumu çarpıcı bir şekilde açıklıyor: Ona göre zengin ülkelerin zenginliklerinin temeli sömürü sisteminden kaynaklanmaktadır. Dünyadaki toprakları, okyanusları ve ekosistemleri kolonileştiren bu ülkeler, böylelikle atmosferi de kolonileştirdiler.

Batılı ekonomik gelişmelerin tamamının sömürü, madencilik, emperyalizm ve çoğunlukla fosil yakıtlar üzerine kurulu olduğu gerçeği de küresel iklim krizinin nedenlerinin başını çekmektedir.

Bu noktadan bakıldığında ve gelişmiş ülkelerin tamamına yakınının kapitalist ekonomik sistemin oyun kurucuları oldukları düşünüldüğünde, ekolojik dengeyi bozanın kapitalist sistem olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır.

Dolayısıyla “sonlu bir dünyada sonsuz bir büyüme arzusu” devam ettiği müddetçe iklim değişikliği hiçbir türün şimdiye kadar karşılaşmamış olduğu varoluşsal bir tehdit olmaya devam edecektir.

Çözüm için dünyada kurulacak yeni bir sistem üzerinde düşünülmeli ve adımlar atılmalıdır. En azından şimdiye kadar ekolojik düzeni bozmaya yol açan şeylerin yapılmasından vazgeçmeye başlamak bile, bu yolda atılacak önemli bir adım olacaktır.

Tabii gelinen nokta itibariyle, adalet ve eşitliğin ön planda olduğu yeni bir dünya düzenin, yaşanacak olumsuzlukları öteleyebileceği ve dahi engelleyebileceği ihtimali aşikar olmakla beraber bu beklentinin bir ütopyadan öteye gidip gidemeyeceğini ise zaman bize gösterecektir.

Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?