Çözüm Hali

Uzun zamandır görüşmediğim bir hocamla sohbet ediyor, başta ahlak olmak üzere, ülkemizin çeşitli sorunlarından bahsediyorduk.

Tespit ettiğimiz sorunlar üzerine birden bana döndü ve sordu:

“Çözümü için ne düşünüyorsun?”

Güzel bir soruydu.

Kendisine döndüm ve dedim ki:

“Düzeltmeye kendimden başlamayı.”

Ve devam ettim: “Zira bir şeyin düzelmesini istiyorsam önce düzelmesi gereken yanlışa ben ne kadar katkıda bulunuyorum, onu tespit etmem ve sonra bu ‘katkı payını’ kesmem lazım ki kendime ve çevreme sorunun düzelmesi notasında yardımcı olabileyim. Gücümün yettiği yerden başlayarak çözüme katkı sağlayabileyim.”

Hemen her köşe başında dünyayı kurtarmaya (!) çalışan insanların sarf ettikleri büyük sözleri düşündüğünüzde bu çözüm yolu basit gibi gelebilir size.

Ancak belki de hayattaki en zor şeydir insanın kendini değiştirebilmesi.

Belki de bu zorluk nedeniyle genellikle bir sıkıntı ya da istemediğimiz bir durumla karşılaştığımızda ilk tutumumuz kendimiz dışında bir suçlu bulmaktır.

Belki de o nedenle birçoğumuz başkalarının eksiklikleri üzerinden kendi artılarımızı tanımlamaya eğilim gösteririz. 

Öyle ya, suçu başkalarında aramadan önce kendimize dönüp bakmanın bir bedeli olacaktır: Kendimizle yüzleşmek.

Akabinde yüzleştiğimiz gerçekten hareketle, problemin niteliğine bağlı olarak, kendimizde değişime gitmenin zorunluluğunu kabul etmek.

Bu zorunluluğu kabul ettikten sonra ise değişim için gereken iradeyi gösterip adım atmak.

İşte o nedenle bu bedeli ödemek çoğu zaman kolay bir iş değildir.

Zira görmek de kabullenmek de irade gösterip adım atmak da öyle kolaylıkla yapabildiğimiz şeyler değil.

Bunun en güzel örneğini alışkanlıklarımızda görmüyor muyuz?

Kaçımız alışkanlıklarımızı rahatlıkla değiştirebildiğimizi söyleyebilir?

Neticede hayatımızı “olmak”tan ziyade “söylemek” üzerine inşa etmeyi tercih ediyor, “olmanın” zorluğundan “söylemenin” kolaylığına sığınıp kaçarak vazifemizi bitirdiğimizi düşünüyoruz.

Hatta sözü dahi genellikle başkalarına yönelik olarak kullanıyoruz.

Kendimize değil.

Mesela yalan söylenmesine kızıyoruz ama iş bize gelince “zaruret”ler icat edip kendimiz için meşrulaştırabiliyoruz.

Hırsızlığa, yolsuzluğa, görevin su istimaline kızıyoruz ama iş bize gelince “başkaları da yaptığı” için yapmamanın adeta “ahmaklık” olduğunu düşünüyoruz.

Liyakati savunuyoruz ama iş bize gelince “rahat çalışabileceğimiz” insanlarla bir ahenk kurabilmek için tanıdıklarımızı kayırmakta problem görmüyoruz.

Fikir ve ifade özgürlüğünü savunuyor, birbirimizi dinleyebilmenin önemini vurguluyoruz ama iş bizim gibi düşünmeyenleri duymaya ve dinlemeye geldiğinde “tehlike çanları” çaldırarak seslerini kısabiliyoruz.

Başkalarının yaptıkları hataları gün yüzüne çıkarmadaki hevesimiz kendi yaptığımız hatalara gelince, “gücümüzü kaybetmemek adına”, sönüveriyor. Susuyor, susturuyoruz.  

Neticede başkalarında görmek istediğimiz her “doğru” kendimiz söz konusu olduğunda “ama” ile bertaraf edildiğinde, yaşadığımız ve tutumumuz ile sürmesine sebep olduğumuz sıkıntılardan şikayet etmek de, çözümü için akıl vermek de anlamsız hale geliyor.

Zira Ralp Waldo Emerson’un dediği gibi; bir şey söylerken “olduğumuz hal” ve “durduğumuz yer” o kadar bağırıyor ki, ne söylediğimiz duyulmuyor…

Dolayısıyla meselelerimizin çözümü için evvela halimize ve durduğumuz yere bakmalıyız ki çözümsüzlüğün sebebi olmayalım…

Çözüme giden yola ancak böyle girilebilir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?