Reklamı Kapat

F-16 HAMLESİ

Geçtiğimiz hafta dış basından öğrendik ki Türkiye S-400’ler sebebiyle dışına çıkartıldığı F-35 Savaş Uçakları programında kalan 1 buçuk milyar dolar parasının üzerine 4 buçuk milyar dolarında daha teklifte bulunarak hem yeni F-16’lar hem de elindeki F-16’ları modernleştirecek kitlerin alımı için ABD’ye teklif sunmuş.

Bu konu ülkemizde gereğince ilgi görmedi, olayın kısa ve orta vadede hem siyasi hem de askeri açıdan ne tür hamlelerin mesajını içerdiği pek tartışılmadı.

ASKERİ AÇIDAN

Türkiye’nin elinde hava gücü giderek yaşlanıyor, vurucu kabiliyetimiz terör örgütleri ve onların biraz semirmişleri olan ancak hava kuvveti sahibi olmayan unsularla mücadele için hala yeterli. Üstelik yerli üretim silahlı ve silahsız insansız hava araçlarımızla da gerilla taktiklerle savaşan yapıların alan hakimiyeti tezlerini bundan sonra tamamen geçersiz kılacak bir kapasiteye sahibiz.

Ancak ne yazık ki olay sadece bu organize çetelerle savaştan ibaret değil. Her ne kadar devletler arası savaşlar artık pek yaşanmasa ve genellikle vekalet savaşlarıyla ülkeler birbirlerinin canını yakmaya çalışsa da her zaman için iki devletin nizami orduları arasında bir savaşa hazırlıklı olmak zorundasınız. Türkiye bugün batısında Yunanistan doğusunda İran’la çok ciddi gerilimin içerisinde. Bu mesele de yeterince üzerine düşülmeyen bir konu esasen. Her iki ülkeyle de aramızdaki askeri dengede aleyhimize bir kayma yaşanırsa; sabahına ülkemize saldırmaktan geri durmayacaklardır. Bu sadece biz ve komşularımız için geçerli bir tespit değil. Dünya halen daha silah gücüyle dengesini sağlıyor ve zayıf düşerseniz; tepelenirsiniz.

Yunanistan’ın ABD ile her sene yenilediği askeri işbirliği anlaşması bu sene ilk kez beş senelik olarak uzatıldı. ABD Akdeniz’in tam göbeğindeki Girit adasında ve burnumuzun dibi olan Dedeağaç’ta askeri yığınak yapıyor, teknolojisini yerleştiriyor ve buraları deniz aşırı üsler olarak iyice değerli hale getirecek hamleler yapıyor. Türkiye ile sürekli yaşanan ve her krizde masaya gelen İncirlik artık ABD askeri kurmayları tarafından olmazsa olmaz olarak görülmüyor. Zira ABD Körfez ülkelerinde çoktan İncirlik’in yerini ikame edecek tesislerini yaptı, genişletiyor.

Yunanistan F-35 programının önemli alıcılarından birisi. Eğer bu askeri teknoloji beklendiği süreçte ve seviyede devreye tam anlamıyla geçecek şekilde sürecini tamamlar ve Yunanistan da bunlardan istediği kadarını alırsa çok acıdır ki Ege’deki hava gücü üstünlüğü aleyhimize bir kayma yaşar. Buna bir de bizim olan adalara amiyane tabirle çökmeleri, silahsız olması gereken kendi adalarını ve bizden çökerek aldıkları adaları silahlandırmaları gibi faktörleri de eklediğimiz zaman ortaya kaotik bir durum çıkıyor. Asker sayınızın fazla olmasının artık çok bir anlamı yok, teknolojiniz ne kadar ileriyse o kadar güçlüsünüz.

SİYASİ AÇIDAN

Türkiye’nin S-400’leri alması sebebiyle dışında bırakıldığı F-35 programından yediği darbeyi kapatmak için yeni F-16’lara ve elindekileri modernize edecek kitlere ihtiyacı var. Hem de acil olarak. Bu sıkışmış durumu görerek ABD’ye yeni bir başvuruda bulunmak doğru bir adım. Üstelik siyasi açıdan da ABD – Türkiye ilişkilerini ve daha genel bağlamda NATO’nun ittifakınıniçindeki ikircikli tutumu da gözler önüne serebilecek bir test niteliğinde.

ABD Türkiye’yi F-35 programından çıkartırken şu gerekçeyi öne sürdü. F-35 sadece bir savaş uçağı değil, uçan bir karargahtır. Sahip olduğu teknolojinin yerle olan bağlantıları sayesinde bir uçaktan çok daha fazla kabiliyete sahiptir. S-400’ler ve sonrasında yapılan S-500 ve S-600’lerin amacı da temel olarak F-35 ve NATO ülkelerinin diğer ürettiği askeri hava araçlarını düşürmektir. Siz eğer bu iki cihazı aynı envanterde aktif ederseniz; düşmanımız Ruslar bizim konseptimizi anlarlar, teknolojimizi çalarlar ve proje tehlikeye girer, askeri olarak darbe alırız.

Bu öne sürdükleri tezler kendi açılarından doğru ve anlaşılabilir. Ancak Türkiye’nin de S-400 almaya giden süreçte NATO konsepti dahilinde hava savunma sistemi alma çabaları hep duvara tosladı.

2013 yılında Türkiye’nin açtığı uzun menzilli hava savunma sistemi ihalesini Çin kazanmıştı. Türkiye 2015 yılında bu ihaleyi iptal etti. İptal sebebi de NATO’nun baskısıydı. Türkiye 2013 yılında açtığı ihaleye katılan ABD, Fransa – İtalya ortaklığı, Rusya ve Çin arasından en ucuz teklifi veren ve aynı zamanda ortak üretim teklifinde bulunan Çin’i seçmişti. Bu karar NATO bağlamında yanlış, ulusal savunma bağlamında doğru kabul edilebilir karardı.

2015 yılına gelindiğinde bu ihaleyi iptal ettiren NATO baskısı sonrasında Türkiye’ye NATO ülkeleri tarafından hava savunma sistemi satılmadı. NATO ülkelerinin kendilerine ait hava savunma sistemlerinin getirilip, Türkiye’nin istediği bölgelere kurulması ve ortak yönetim yapılması önerileri sunuldu. Haliyle bunun Türkiye açısından kabul edilmesi mümkün değildi. Üzerine bir de Suriye’deki Rus uçağının düşürülmesi olayı geldi. 15 Temmuz badiresi sonrasında da Türkiye iyice Rusya’ya muhtaç kalınınca; barışmak için Rusya’yla askeri ticaret yapmak zorunda kaldık. Ve bugün 2 buçuk milyar dolar ödeyip hangara kilitlediğimiz S-400’lerimiz, parasını verip alamadığımız F-35’lerimiz arasında sıkışıp kaldık. Bazı şeyler parasıyla da olmuyor demek ki. Bu da herkese ders olsun.

BU HAMLE ÖNEMLİ

Türkiye hem hava kuvvetlerinin yakın süreçte girmesi muhtemel darboğazı aşmak hem de ABD’yle gerilen ilişkileri normalleştirmek için karşı bir hamle yaptı, üstelik çok akıllıca ve stratejik bir hamle. Şunu belirtelim ki silah ticareti, iki ülke arasındaki en sarsılmaz diplomatik bağdır. Sevin sevmeyin, etik bulun bulmayın; bu dünya politikasının bir realitesi. Bu tüm dünyada çok uzun yıllardır böyledir. Bunun eleştirilecek, muhaliflik edilecek bir tarafı yoktur. NATO dışı silah alımlarına muhaliflik mantıklı olabilir ancak milliyetçi şovenizm için “ABD’ye karşı sen ne dersen ben iki fazlasını derim” mantığıyla “çalıştır S-400’leri” demek gibi acziyet içeren hallere de muhalefet düşmemelidir. S-400 bir hatadır. Tarihimizde yerini almıştır. Herkes bundan ders almalıdır.

F-16’ları ve F-35’leri üreten Lockheed Martin şirketi bu silahları Türkiye’ye satmak istiyor. F-35’ler konusunda ABD kongresinin engelini aşamadılar ama F-16’lar konusunda elleri daha güçlü olacaktır. Yasalar gereğince ABD’li bir şirket, bir başka ülkeye silah satarken ABD’den Meclis onayı almak zorunda. İlgili onay sürecini yürütecek olan komitelerin hemen hepsi en sert Türkiye karşıtı; Rum, Ermeni, Fetö ve PKK lobileriyle içli dışlı siyasetçiler.

Ancak bu noktada Pentagon ve Beyaz Saray devreye girerek F-16’ların satışının sağlanması için meclis üzerinde baskı kurabilir. Zira F-35’ler için geçerli olan tezler F-16’lar için geçerli değil. Ayrıca bir NATO müttefikinin üçüncü kez ABD’den silah alımı sürecinin engellenmesi çok ciddi bir siyasi krizi hem Türk – Amerikan hem de NATO içi ilişkilerde tetikleyebilir. Zaten halihazırda Fransa başta olmak üzere birçok ülke tarafından sorgulanan NATO’nun meşruiyeti iyice tartışmaya açılabilir.

 FRANSA VE AB FAKTÖRÜ

ABD’nin Avustralya’ya ile yaptığı denizaltı satışı anlaşması geçtiğimiz ay NATO içerisinde çok büyük bir krize sebep oldu. Fransa Avustralya’ya askeri denizaltı satışı anlaşması yaptıktan sonra İngiltere ve ABD devreye girerek Avustralya ile Hint – Pasifik İttifakı adı altında bir askeri stratejik ortaklık ilan ettiler. Akabinde Avustralya’nın Fransa’ya haber bile vermeden aralarındaki anlaşmayı iptal etmesi; Fransız devlet yöneticilerinin bu olayı haberlerden öğrenmeleri gibi skandallar yaşandı.

Bütün bu karmaşık denklemin içerisinde Türkiye’nin konumu, işin en daha da karmaşıklaştığı ve Arap saçına döndüğü bir nokta. ABD ve İngiltere, Brexit sonrasında artık askeri olarak AB’den tamamen bağımsız hareket etme yoluna girdiler ve bu yolda devam edecekler. İsrail ve Suudi Arabistan Ortadoğu’daki karakolları olarak konumlanmış haldeler. Yunanistan Akdeniz’deki payandaları olma rolüne çoktan soyundu. Almanya ile AB içinde ekonomik, Ruslarla mezhepsel bağlamda sosyolojik ve ABD ile askeri anlamda pragmatik bir tutum içindeki Yunanistan da yakında AB içerisinde askeri anlamda bir krize sebebiyet verebilir. Üstelik her hamlesinde karşısındaki hedefe Türkiye’yi koymaktan da asla geri adım atmayan baş belası komşularımızdan birisi kendileri.

Tüm bu çerçeveyi gördükten sonra F-16’lar konusundaki teklif sadece Türk – Amerikan ilişkilerini değil, genel olarak NATO içi dengeleri de etkileyecektir diyebiliriz. ABD eğer bu talebi yine kabul etmezse Türkiye gidip Rusya’dan savaş uçağı almak gibi bir hataya asla düşmemelidir.Envanterini yine NATO envanterine uyumlu olacak şekilde öncelikle Almanya, Fransa ve İtalya olmazsa İngiltere ya da İsrail gibi ülkelerin silahlarıyla yenilemelidir. Bu sayede hem NATO içerisinde müttefiklerini arttırabilir hem de AB ile olan askeri birlikteliğini bir adım ileri taşıyarak bölgesel denklemde ABD karşısında ezilme riskini azaltabilir. Yunanistan çok azıtınca kafasına vuracak ve esasen dengimiz olan abilerle daha yakın bağlar oluşturabilir. Eğer olur da NATO uyumlu envanter gelişimi yolunda da engellerle karşılaşırsa; o saatten sonra Türkiye’nin askeri alanda bağlantısız hareket etmesi için gerekli argümanları reddedilemeyecek şekilde yerleşir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder

# proje

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?