Reklamı Kapat

TOBB ve Oda başkanları, siz neden konuşmuyorsunuz?

Sevgili okurlarım, sosyal bilimcilerin birleştiği bir görüş var.

Bu görüş şu: Sıkıntıya giren bir ülke, bu sıkıntısını ancak “medya organları” ve “sivil toplum kuruluşları”nın çalışması ve desteğiyle aşabilir.

Dinamik olan bu iki kurum sürekli sorunların üzerine gider, kamuoyu oluşturur, “ortak akıl” ortaya çıkar ve bu ortak akıl ülkeyi düzlüğe çıkarır.

Taa iktidara geldiği ilk yıldan itibaren Türkiye’yi teslim alıp rejimi değiştirmeyi kafasına koyan AKP iktidarı, bu bilimsel gerçeği bildiği için dikkat edin, önce medyayı ve sivil toplum kuruluşlarını teslim aldı.

Medyanın yüzde 95’i ellerinde.

Şu başlığı at, atıyorlar.

Şu olayı şöyle çarpıt, çarpıtıyorlar.

Yarın gazeteler şu manşetle çıkacak, geçmişte örneği çok yaşandı, bütün yandaş gazeteler noktasına virgülüne kadar aynı başlıkla çıkıyor.

Muhalefetin şu haberini görmeyin, görmüyorlar.

Şu muhalefet liderine yüklenin, yükleniyorlar.

Artık bu gazetelerde çalışan gazetelere de “gazeteci” demeye bin şahit gerekiyor.

Medyayı böylesine teslim aldılar.

Sivil toplum kuruluşlarının halini de görüyorsunuz.

Mübarekler “dut yemiş bülbül” hepsi.

Çoğu yağcılık peşinde.

Sürekli “arka bahçe” rolünü oynuyorlar.

Yakınlarını işe sokuyorlar, cepleri para dolu, keyifleri gıcır…

Türkiye, yıllardır böyle bir “aldatmaca sistemle” yönetiliyor.

Ama işte görüyorsunuz yolun sonuna gelindi.

Ülkemizin “ahbap-çavuş” ilişkileriyle yönetilemeyeceği ortaya çıktı.

Devletin gücünü tarikatlar arasında paylaştırmanın, Türkiye’yi nasıl felaketlere sürüklediğini gördük.

Çalışmadan, üretmeden, borç alarak yaşamanın; memleketi nasıl “onursuz ülkeler” arasına soktuğunu anladık.

Sonunda deniz bitti, cascavlak ortadayız.

İktidarın, tefeci faizi ödeyerek “borcu borçla çevirme” kabiliyeti bile kalmadı.

Ekonomi, dipte…

Hukuk, dipte…

Adalet, dipte…

İnsan hakları, dipte…

Basın özgürlüğü, dipte…

Uluslararası itibar, dipte…

Üstün olduğumuz tek bir yönümüz kalmadı.

Kendimize yeni bir yol bulmalıyız

Türkiye, tam bir yol ayrımında.

Ya bu “çöküntüye”, bu “Ortaçağ zihniyetine” teslim olacak, ya da kendine “yeni bir yol” açacak.

*Yepyeni bir yol…

*“Aydınlık” bir yol…

*“Akla, bilime, mantığa dayalı” bir yol…

*“Çalışmaya, üretmeye, artı değer yaratmaya” dayalı bir yol…

*Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini temel alan bir yol…

*Bizi “uluslararası ilişkilerde tekrar itibarlı yapacak” bir yol…

*Bizi yeniden “hukuk devleti” yapacak bir yol…

*“Toplumdaki kutuplaşmayı ortadan kaldıracak” bir yol…

*“Toplumsal ahlaka yeniden değer kazandıracak” bir yol…

*“Tarımda, sanayide, ticarette ülke çıkarlarını ön plana alacak” bir yol…

*“Eğitimi çağın gereklerine uygun şekilde yeniden düzenleyecek” bir yol…

*Ortadan kaldırılan “kurumsal devleti yeniden kuracak” bir yol…

*”Devlet yönetiminde liyakatı esas alacak” bir yol…

*”Ulusal birlik ve dirliğimizi sağlayacak” bir yol…

Özetle…

Bizim o parti bu parti demeden hızla derlenip toparlanmaya ihtiyacımız var.

Tamam, faturası ağır olacak, ama yapacak başka bir şeyimiz yok.

“Bırakalım, bu böyle gitsin” diyemeyiz.

Bu yolun sonunun “felaket” olduğunu görmeliyiz.

Başarmalıyız.

Uyanış başladı

Dikkat ediyor musunuz, son günlerde “yaklaşan tehlikenin” farkına varanların sayısı artmaya başladı.

Daha önce suspus köşelerinde oturanlar bile “korku çemberini” yırtıp konuşmaya, gerçekleri haykırmaya başladı.

“Patronlar grubu” olarak adlandırılan TÜSİAD bile sonunda “Yeter artık” dedi.

Tepedeki iki isim, Başkan SimoneKaslowski ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan çıktı, sorunları ve yapılması gerekenleri bir bir sıraladı.

Yine yargının en tepesindeki isim, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, “tavsiye, uyarı ve eleştirilerde” bulundu.

Altı parti; CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek Partisi, bir araya gelerek “Türkiye’nin geleceğini” hazırlamaya başladılar.

İktidar içindeki sağduyu sahipleri de, tehlikenin ciddiyetini kavramış olacaklar ki, artık isyanlarda.

Bülent Arınç’ın söylediklerini duymuyor musunuz?

Bir zamanlar AKP’nin ikinci adamıydı, şimdi açık açık eleştiriyor.

Ama çoktan konuşması gereken bir kesim, hâlâ suskun.

TOBB ve Oda başkanları neden susuyor?

Sevgili okurlarım, Türkiye bu haldeyken herkesten önce konuşması, yönetenleri uyarması gereken bir kesim var.

Sanayici ve iş insanlarının çatı örgütü, TOBB.

Yani Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği…

TÜSİAD konuştu, ama TOBB’dan tık yok.

Tabii TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu konuşmayınca, bağlı oda başkanları da konuşma cesaretini gösteremiyor.

Hepsi suspus!

Tamam da, bu işin sonu nereye varacak?

Tüccar perişan, sanayici perişan, buna rağmen iş dünyasını temsil eden sanayi ve ticaret odası başkanları “etliye sütlüye karışmadan” koltuklarında oturmaya devam ediyorlar.

Hatta bazen “her şey normalmiş gibi” demeçler veriyorlar.

Başkanların bu suskun ve aciz durumları, inanın iş dünyasından büyük tepki çekiyor.

“Bizim sorunlarımızı dile getirmeyeceklerse, o görevde ne işleri var?” diye soruyorlar.

Önerim şu:

Anlaşılan Rıfat Hisacıklıoğlu, başka bir hesabı var ki, iktidarı eleştirmiyor, gerçekleri konuşmuyor.

Ama bizim oda başkanlarımız, tek tek veya birlikte, yaşanan sıkıntıları ve önerilerini toplumla paylaşmalı.

Hatta aralarına esnaf temsilcisini de almalılar.

Evet, Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut, Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler, Deniz Ticaret Odası Kocaeli Şubesi Başkanı Vedat Doğusel ve Kocaeli Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Kadir Durmuş’tan yaşanan sıkıntıları, ülkemizin gerçeklerinive önerilerini duymak istiyoruz.

Yazımın başında belirttim, Türkiye’nin sorunları “dinamik güçlerin ortak çabası” ve “ortak akılla” çözülebilir.

Susmak, çare değil.

Rıfat Hisarcıklıoğlu’na, Ayhan Zeytinoğlu’na, Necmi Bulut’a, Recep Öztürk’e, Nail Çiler’e, Vedat Doğusel’e ve Kadir Durmuş’a “susmak” yakışmıyor.

Türkiye’yi bu güç durumdan dışarıdan birileri gelip kurtarmayacak, biz kurtaracağız.

Aklımızı başımıza toplayacağız, parti ayrımı gözetmeyeceğiz, bir araya gelip biz kurtaracağız.

Yarın çok geç olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# chp, Sanayi, AKP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Diller Firarda - acaba ses çıkaramadıklarının sebebi REİSİN dünya beşden büyüktür sözü ile başlayıp alayınız g...... keserim deyip devam eden süreden dolayı bu tüsüyatcıların dillerinin bir tarafa firar etmesi gibimi oldular

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 21 Ekim 23:49
01

Ver Pompayı Ver - Sen arkalarından sürekli pompala onlar konuşmayı bırak ötmekten kıç üstü düşen denizli horuzuna dönerler şifre sürekli pompalamak

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 21 Ekim 20:21


Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?