Reklamı Kapat

“Yalnız insan merdivendir hiç bir yere ulaşmayan… (L.Aragon)…”

Doğru yazmış şair…

Yalnız insan bir merdiven ve hiç bir yere ulaş(a)mıyor…

Hedef yok…

Amaç yok…

Yalnızlık dışında da bir derdi yok…

Ama dertlerin en büyüğü de o zaten…

***

Sağlıklıyken, uzun süre düşün(e)meyen, konuş(a)mayan insanın önce beyni ve tabii ki hemen sonra kendisi ölüyor…

İster demans, ister Alzheimer olsun…

Varılan menzil aynı:

Mezarlık…

***

Louis Aragon’un dizelerindeki gibi…

Ya da Zülfü Livaneli’nin bu dizelerle ürettiği şarkısı gibi…

“Yalnız insan merdivendir, hiç bir yere ulaşmayan”…

Hani, cenneti anlatmak için gökyüzüne bir merdiven çizilir, sonu belirsizdir…

Genelde de mavi veya beyazlar içinde merdivenin en yüksek yeri kaybolur gider…

Belik de ölenleri özleyen yakınlarına bir umut gibi çizilmiştir…

Pekala bu merdivenin yükseldiği gökyüzünü simsiyah çizersek ne olur ?..

Korku…

Endişe…

Nereye gittiler…

Nereye gideceğim korkusu…

***

Acaba, yalnız insan da böyle mi düşünür ?..

Merdivenin sonun rengi onu fazlaca ilgilendiriyor mudur ?..

Toplumla iç içe olan, yaşama sevinci yüksek doza ulaşmış bir birey için bu merdiven ve onun ulaştığı gökyüzündeki renk, daha çok mu anlam taşır?..

Sanırım öyle…

Çünkü merdivenin başındaki dünya insanı eğer yalnızsa, zaten bu dünyada merdivenin sonuna ulaşmış demektir…

İnsan ömür boyu ‘var’ olmak, sevdikleriyle beraber olmak için yaşar…

Yer, içer, kazanır, sever, korur, korunur…

Üretir…

Yaşamını devam ettirir…

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar…

Etrafındakilerin sayısı azalınca da, ölümü hatırlamaya başlar ve öteki yerde de iyi yaşamak için çaba göstermeye başlar…

Bu dünyada ölmeden ölmek kavramı bu nedenle sanki biraz daha ilgi çeker hale geliyor…

Yani dünya bitti, öte tarafa resmi evraklı yatırımlar dönemi başlıyor…

Bir cami derneğinin, bazı geceler camide toplantı yapıp, bazı zengin ve yaşlı kimselere, resmen mühürlü cennet tapusu verdiğini işitmiştim…

Bu nasıl bir zihniyet, nasıl bir mantıktır ?..

Dindarın anlayışına da, dinsizin anlayışına da tamamen ters bir durum…

İzahı yok…

Varoluşçuların felsefesi öne çıkıyor…

Yani, anı yaşamak…

Dün ve yarın yok…

An var…

Şu anda yaşıyorsan varsın demektir…

Sorgulamanın anlamı yok…

5 saniye nefes al, içinde tut, yavaş yavaş sal...

Bu kadar basit, ama en büyük zenginlik bu…

Hele hele günümüz dünyasının pandemili ortamında…

***

O halde sözün özü:

Yalnız olma, yalnız kalma, zaten son nefesinde tamamen yalnız olacaksın…

Bu zorlama ve acelecilik neden ?..

Ye, iç, sohbet et, sev, sevil, derdini anlat, rahatla…

Sabancı dünyanın en büyük otomobillerini yaptı, kızı bisiklet bile kullanamadı…

Vehbi Koç öldü, mezarından kemiklerini çaldılar…

Sana yeten kadar kazan, mutluluğu rahatlıkla, bol parada, büyük ev, araba, akıllı telefonda arama…

Merdivenin en yükseğindeki ulaşılan mutluluk, çamurlu, yağmurlu, karlı ve gölgeli özgür sokaklarda…

Haydi, sal kendini !..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?