Reklamı Kapat

Erdoğan haklı, ama alacağı yok

Gündemde “10 büyükelçi” olayı var.

Tamam; ABD, Almanya, Fransa, Kanada, Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Yeni Zelanda Ankara Büyükelçilerinin ortak bir açıklama yaparak Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istemeleri, kabul edilebilir bir davranış değil.

Hadsizlik…

Hatta terbiyesizlik…

Ama suç bizde, ülkemizde onlara böyle bir açıklama yapma hakkını ve cesaretini veren iklimi yarattık.

Eğer ülkemizde demokrasi, yargı ve hukuk kuralları evrensel değerlerde işletilseydi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları uygulanır, o elçilerin yakışıksız davranışlarına fırsat verilmezdi.

Tabii daha da önemlisi…

Sen başka devletlerin içişlerine karışırsan, başka devletlerin senin içişlerine karışmasına kapı açmış olursun.

Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapmayacaksın.

Suriye’de ne işimiz vardı bizim?

Suriye’deki terörist gruplarla bir olup, “Özgür Suriye Ordusu” adı altında uyduruk bir güç kurarak Esad’ı devirmeye kalkmak, doğru bir davranış mıydı?

Sen Suriye’nin içişlerine karışırsan, başka devletler de senin içişlerine karışmayı kendine hak görür.

Durum bu kadar basit!

Sofralarımızda et de yok, balık da

Et ve balık, sağlıklı beslenmede önem verilmesi gereken iki gıda.

Peki, Türk halkı yeteri kadar kırmızı et ve balık yiyebiliyor mu?

Yani yeterince protein alabiliyor mu?

Bu soru, ekonomik krizin iyice derinleştiği şu günlerde insana bıçak gibi saplanıyor.

Türkiye, kırmızı etin en pahalıya satıldığı ülke.

Kırmızı etin en basiti olan kıymaya ulaşmak bile her babayiğidin harcı değil.

Balık desen, üç tarafımız denizlerle çevrili, ama balığa hasretiz.

Eskiden hamsi fakirlerin dahi satın alabildiği bir balıktı, artık şimdi “zengin balığı” oldu.

Kısa adı FAO olan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile kısa adı OECDolan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, geçenlerde ülkelerin et ve balık tüketimiyle ilgili verileri yayınladı.

İki veri de birbirine yakın.

Türkiye, yıllık kişi başı 7-8 kilogram tüketimle “en az kırmızı et yiyen ülkeler” arasında.

Kırmızı et tüketiminde dünya ortalaması 14.5 kilo.

Biz bu ortalamanın çok altındayız.

Balıkta ise durumumuz daha vahim.

Yılda ortalama 5 kilo balık tüketiyoruz.

Dünyada kişi başı balık tüketimi ise 16 kilo.

Bu rakam Avrupa Birliği ülkelerinde 22 kiloya kadar çıkıyor.

Durum böyle…

Ete ulaşılamıyor.

Sebze ve meyve de el yakmaya başladı.

Biraz abartılı gelebilir, ama şundan emin olun, önümüzdeki dönemde “ekmeğe ulaşmak” bile zorlaşacak.

Bütün bunların tek bir sebebi var.

Türk insanı bilinçli bir şekilde üretimden koparıldı, şimdi gıdada da diğer devletlere el açar hale geldik.

Tabii en acısı…

Soframızda ekmek yok, sürekli borçla yaşıyoruz, buna rağmen bize borç veren ülkelere efelenmeye kalkıyoruz.

Ne kadar onur kırıcı bir durum değil mi?

Borç alanın emir aldığını, başımızdan bunca felaketler geçmesine rağmen hâlâ öğrenemedik.

Osmanlı’nın borç nedeniyle yıkıldığı gerçeğinden bile ders çıkaramadık.

Almanya’nın işgücü açığı, Türkiye’nin işgücü fazlası

Almanya İstihdam Dairesi, geçenlerde 1 milyon 200 bin “işgücü açığı” olduğunu açıkladı.

Bunun üçte ikisini nitelikli işgücü oluşturuyormuş.

En çok gereksinim duyulan branşlar da, sosyal pedagog, yaşlı bakımevi çalışanı ve hasta bakıcı…

Almanya, artan nitelikli işgücü açığını dengelemek için yılda 400 bin göçmen kabul etmeye karar vermiş.

Hani bizim her fırsatta kıskandığımız (!) Almanya, böylesine acıklı (!) bir durumda.

Bizde ise “işgücü fazlalığı”, yani sokak ağzıyla söylersek “işsiz insan” sayısı, her geçen gün artıyor.

Artık hesap kitap karıştı.

“Net işsizlik rakamımız” var…

“Geniş tanımlı işsizlik rakamımız” var…

“Sığınmacı-mülteci işsizlerimiz” var…

Var da, var!

Sonuçta devasa bir yük altındayız, bu kafalarla kısa zamanda bu yükün altından kalkmamız da olanaksız görünüyor.

Kıskanılan, Almanya’nın durumu…

Kıskanan, Türkiye’nin durumu…

Yatıp kalkıp halkımıza bu masalı anlatıyorlar.

Millete masal anlatmak, yani yalan söylemek, onların dininde “günah” sayılmıyor mu acaba?

Buğday

Duyduk duymadık demeyin…

Türkiye bu yıl ilk defa, ürettiği buğdaydan daha fazla buğday ithal etti.

Durumumuz bu kadar vahim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# Sokak

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Merakli - Bende haklıyım adalet arıyorum dünyada adil bir düzen kaldıysa söyleyin herkes her düzen kendine çalışır.kimse adalet hak hukuk demesin koskocaman yalan.adalet olsa hak hukuk olsa insanlara enflasyon altında zam vermek nedir çekirdek enflasyon nedir son zamanlarda gelen zamlar nedir benim maaşım neden yükselmiyor işte hak budur vergileri arttır yeni vergiler cikar yazacak o kadar çok haksızlık varki neresini anlatsak her yer haksızlık ve zulüm.bulursaniz hakkı veren bizde biraz nefes alalım fakirlesmekten bıktık.simdi bu hak nerde kim haklı kim haksız.her düzen kendini haklı görürken karşısındakini haksız görür.iste hak kısaca budur.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 27 Ekim 01:14
01

Merakli - Bu olay burada kapanmaz kapatmazlar.yazin bir kenara onlar bu olaydan sonra doları 12 TL ye kadar çıkarırlar.karsimizdaki insanlar dost değil düşman.

Yanıtla . 0Beğen . 4Beğenme 26 Ekim 20:31


Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?