Uluslar arası siyasette; ULUSAL ONUR…

Uluslar arası siyasette temel amaç;

“Ulusal çıkarları” ve “Ulusal Onuru” korumaktır.

Uluslar arası siyasetin en önemli ve tarih boyunca kanıtlanmış bir diğer gerçeği ise;

“Uluslar arası siyasette kalıcı dostluklar ve kalıcı karşıtlıklar olmaz!”

Uluslar arası siyasette “ulusal çıkarlar” denince, öncelikle ülkenin EKONOMİK ÇIKARLARI ve “ÜLKE GÜVENLİĞİ” öne çıkar.

Siyasi iktidarların temel görevi ülkenin maddi ve manevi çıkarlarını korumaktır.

Bu da “DİPLOMASİ” kurallarına uymakla mümkündür.

Kimi ülkelerin yöneticileri, siyasal iktidarlarını sürdürebilmek için güçlü devlet yönetimleriyle iyi ilişkiler kurmaya çalışırlar.

Ancak; bu ilişkilerinde, ülkenin altına imza koydukları uluslar arası antlaşmalara uygun davranmaları da bir ön koşuldur.

Örneğin; Birleşmiş Millerler (BM) üyesiyiz.

Bu örgütün temel amacı dünya barışını korumaktır.

Bu amaçla, “ULUSLAR ARASI ADALET DİVANI” kurulmuş.

Yine, “AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ” gereği her ülkenin insan haklarına saygılı olması esastır.

Ve; “AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ (AİHM) kararlarına uymak her ülkenin uluslar arası görevidir.

Bir ülke yönetimi, İnsan Hakları ve ADALET konusunda AİHM kararlarını yok sayamaz!

Çünkü, “Uluslar arası sözleşmeler ANAYASAL kural” hükmündedir.

Ne yazık ki, son 20 yıldır Türkiye’de ne AİHM kararlarına ne de Anayasal bir üst yargı organı olan Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı yoktur!

Bu siyasal tercih, ülkenin uluslar arası onurunu olumsuz etkilemektedir.

Öte yandan; bu ülkede uluslar arası güce sahip ülke yönetimlerinin “HUKUK DIŞI İstemlerine” boyun eğme örneklerini yaşadık!

Rahip Bronson’un  ABD Başkanı Trump’un bir telefonuyla;

 gazeteci Deniz Yücel’in Alman hükümetinin talebi ile salınması örnekleri, ülkemiz adaleti ve ulusal onuru için büyük yaralardır!

Son dört yıldır da “Osman Kavala” nın yargılanmasındaki “HUKUK DIŞI” uygulamalar tartışılıyor!

Somut iddianame ve somut kanıtlar olmamasına karşın, Kavala 4 yıldır tutuklu.

Ne yazık ki, ülkemizdeki “YARGI BAĞIMSIZLIĞI” tartışılıyor!

Siyasi iktidarın onaylamadığı kararları veren yargıçların görevden alınmalarına, ya da siyasi iktidarın tercihlerine göre karar veren yargıçların normal aşamaların dışında üst mahkeme üyeliklerine terfi ettirmelerine tanık oluyoruz!

Somut bir örnek verelim;

“Eski Antalya Barosu Başkanı hakkında, sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle açılan davada, savcı “beraat” talebinde bulunuyor. Ve hemen ardından Savcının görev yeri değiştiriliyor!

Gelelim, 10 Büyükelçinin Kavala’nın özgür bırakılmasına ilişkin olaya.

Öncelikle ve altını çizerek belirtelim ki;

 Böyle bir açıklama Büyükelçilerin görevi ve haddi değildir!”

Evet, bu konuda uluslar arası hukuk kurallarının ihlal edildiği kaygısı ve iddiası vardır.

Ancak, büyükelçilerin görevi bu değildir.

Bu olay üzerine, diploması kurallarına uygun olarak Büyükelçiler Dışişlerine çağırılmış ve uyarılmıştır.

Ancak, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu büyükelçilerin “İstenmeyen Adam” ilan edilmeleri için talimat verdim” açıklaması, uluslar arası sorunlar yaratacak ölçüdedir. Böyle bir kararla bu elçiler sınır dışı edildiğinde, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere bu on devlet de “mukabele” hakkını kullanacaklardır!

O zaman bu ülkelerle ekonomik ve siyasal sorunlar ülkemiz adına büyük dertler getirecektir!

Çok şükür ki, büyükelçilerin “İç işlerine karışmama” açıklamaları ve siyasal kar vericilerin bu fevri tavırdan dönmeleriyle sorun çözülmüştür.

Uluslar arası siyaset, ULUSAL ÇIKARLAR” ve “ULUSAL ONUR” adına sürdürülür.

Uluslar arası siyasette DİPLOMASİ esastır!

Duygusal ve iç siyasete yönelik hesaplarla uluslar arası siyaset ülkeye yarar değil zarar getirir!

Suriye olayında yaşadığımız gibi!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gerçek - Bu ülkede Alparslan'ı, Fatihi, Osman gaziyi, Hz. Muhammed'i korumak için kanun yoktur çünkü Müslüman Türk halkı bunları yürekten sever fakat hiç bir Demokratik rejimde olmayan kişiye özel kanun sözde Cumhuriyet olan TC nin kanunlarında vardır ve Mustafa Kemal 5816 sayılı kanun ile halktan gelecek tepkilere karşı kişiye özel kanun ile koruma altına alınmıştır. Vatandaş üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu ile ilgili çarpıcı bir çağrı geldi. Son 23 yılda 4 bin 852 kişinin yargılanmasına sebep olan 5816 kanundan yargılananlardan mahkûmiyetle sonuçlananarak, yargılamalarda hüküm giyenlerin sayısı ise 1772. Uygar uluslarca kabul edilmiş hukuk prensiplerine, demokrasiye ve düşünce özgürlüğüne aykırı olan 5816 sayılı kanundan dolayı haklarında adli işlem başlatılan herkes, konuyu önce Anayasa Mahkemesi (AYM) ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşımalıdır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat bile alınmış olsa mutlaka ama mutlaka AYM ve AİHM süreci işletilmelidir. Bunun mâli külfeti AYM’ye başvuruda yaklaşık 350 TL, AİHM’e başvuruda yaklaşık 100 TL olacaktır. Her 5816 dosyası AİHM’e taşınsa mesele kolayca çözülür ve Türkiyede demokratik ifade özgürlüğünün önündeki engellerden biri kalkar. 5816 ile ilgili İstatistiklerde görünen, çok az sayıdaki dosyanın AYM ve AİHM’e gittiği yönündedir. Bu dünyada emsali olmayan kanun kapsamında yargılananların büyük çoğunluğu korkudan ve endişeden ötürü alınan ceza ile kalıyor. İtiraz dahi edilmiyor. Hatta vatandaş 5816’lık suç işlemediği halde, korku sebebiyle işlemediği suçu işlemiş gibi kabul etmek zorunda kalıyor. Tam bir hukuk ve insan hakkı katliamı yaşanıyor 5816 davalarında. Atatürkçü yazar işine gelmediği için 5816 sayılı kanun ile ilgili işlemlerle AHİMe başvurulardan hiç bahsetmemiş.AİHM, Atatürk için “kelle” ifadesi kullandığı gerekçesiyle Emekli Deniz Kurmay Binbaşı Ömer Fuat Özçelebi’nin “Atatürk’e hakaret”ten ceza verilmesinde tazminata hükmetmişti.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Kasım 23:45


Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?