Ermenistan Yalanları ve İftiraları Bıktırdı

Tarihe kısaca bakarsak ve gerçek kaynaklara göre Ermeniler dağınık gruplar halinde Kafkasya'da, Doğu Anadolu’da, İran ve Balkanlar'da yani başka milletlerin topraklarında ve egemenlikleri altında, daima azınlık halinde yaşamış, hiçbir zaman bağımsız devlet olmamışlardır. Ancak bağımsız devlet olmanın hatta "Büyük Ermenistan" hayalleri ile yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Nitekim, Lozan'da İsmet Paşa'ya gelen, Osmanlı idaresinde Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Ermeni Noradunkyan şöyle demiş: "Biz Ermeni yurdu isteriz."

İsmet Paşa; Nasıl şey o Emeni yurdu?

Noradunkyan: Türkiye'nin bir yerini ayıracaksınız.

İsmet Paşa: Nereden istiyorsunuz?

Noradunkyan: Nereden olursa olsun. Ermeni yurdu olarak bize bir yer verin, biz oraya toplanalım, orada yaşayalım.

Şimdi bakınız, Bakanlık yapmış olan bir Ermeni, kendi topraklarını olmadığını söylemiyor mu?

Bu tür hayallerin sonucu olarak 1987’de Kafkasya'da Ermeni olayları meydana geldiğinde, Sovyetlerin ünlü gazetesi Pravda "Ermeni halkı Büyük Ermenistan psikozu içindeler.

Onlara yalnız doğruları, yani doğrudan kim olduklarını ve hiçbir zaman Büyük Devlete sahip olmadıklarını söylemek gerekir” diye yazıyor.

Para birimi olmayan devlet olmaz. Ermeni dilinde 2500'den fazla Türk kelimesi var. Soyadlarının büyük çoğunluğu Türk kökenlidir

Müziği ve müzik aletlerinin çoğu bizimkinin kopyası. Yemeklerinin çoğunun adı Türkçedir.

11. Yüzyılda Selçuklular Anadolu'ya yerleşip güçlü bir devlet haline gelince ve özellikle 1071 yılı Malazgirt zaferinden sonra Bizans zulmünden kaçan Ermeniler Selçuklular ve Osmanlı döneminde özgür bir hayat sürmüşler. Vergiden ve askerlikten muaf tutulmuşlardır.

Fatih'in 1453 yılında İstanbul'u almasından sonra en geniş imtiyazlar verilmiş,

Ermeni Patrikhanesi kurulmuştur. Onlara "Tebaay-ı Sadıka" unvanı takılmış ve devletin en üst düzey sivil ve askeri makamlarda görevlere getirilmiştir.

Hristiyan dünyası önemli ve kutsal toprakların 0smanlı’nın eline geçeceği endişesi ile Türklere karşı Haçlı Seferlerini, yani din savaşlarını başlatmışlar.

Ama bir başarı elde edemeyerek aksine Kutsal yerlerini kaybetmişlerdir.

Yeni bir taktik olarak başta Ermeniler olmak üzere diğer azınlıkları da Osmanlı'ya karşı kışkırtmak dahil her türlü yolu denemişlerdir. Bugün bile bu alışkanlıklarını ve huylarını devam ettirmektedirler.

Nitekim, 1877 savaşında Osmanlı ordusunun zafiyeti ortaya çıkmıştır.

Fransa, İngiltere, Rusya ve diğer güçlü Hristiyan devletleri tarafından desteklenen Ermeniler, 1887’de İsviçre’de Hıncak (Çan Sesi) Komitesi’ni, 1890’da ise Kafkasya'da Tasnaksutyun (Taşnak) komitesini kurmuşlardır.

Bütün eylem ve katliamları çeşitli bölgelerdeki şubeleri vasıtası ile gerçekleştirmişlerdir.

Sonuçta "Tebaay-ı Sadıka) unvanı (Tebaay'ı Nankör) unvanına dönüşmüştür.

Ermenilerin gerçek yüzlerini ve karakterlerini birçok düşünür ve yazarlar kaleme almışlardır.

Alman tarihçi ve bilim adamı Adam Mets Müslüman Rönesansı adlı kitabında "Köleler" bölümünde Ermeniler ile şöyle yazmıştır:

“Ermeniler beyaz derililerin en alçaklarıdır.

Kaba dilleri, görünüşleri ve eğri bacakları var. Hırsızlık çok yaygındır. Bunlar güçlüğe hizmet etmeği severler. Bunları asla boş bırakmamak gerekir. Boş bırakırsanız zararlı işler yapacaklardır” yazmıştır.

İngiliz tarihçi Samuel, "Ermeniler Osmanlı Devleti’ne ihanet etmiş; Gelecekteki tehlikeyi gören

her devletin yapacağı şey yapılmış ve sürgün meydana gelmiştir.

Ermenilerin yaptıkları katliamlar Rus arşivlerinde var.

Ermeniler, Yahudilerin Naziler tarafından katledilmesine yardım etmişlerdir.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Ermeniler Türkleri samanlıkta, camilere doldurarak toplu katliamlar yapmıştır. Bunun üzerine 24 Nisan 1915 yılında devlete ihanetten dolayı 138 Ermeni komitecisi tutuklandı.

Katliamlara devam eden Ermeniler, Suriye başta olmak üzere tehcir (mecburi göçe) tabi tutuldular.

Bu göçü Ermeniler jenosid yani, Soykırım olarak dünya kamuoyuna aktarmaktadırlar.

Ermeniler Türk düşmanlığı yaparak birliklerini korumaktadırlar.

Sovyetlerin dağılmasından sonra düzenli ordusu bulunmayan Azerbaycan'ın Rusların da yardımı ile topraklarını işgal ettiler.

Hocalı kasabasında 613 savunmasız insanlara işkence ile soykırım yaptılar.

Bu vahşet Türkiye'de ilk ve tek Kocaeli Haydar Aliyev Kültür Evi'nde Soykırım Müzesi’nde soykırımın sessiz tanıkları olarak sergilenmektedir.

Ermeniler kirli emelleri için 2020 yılında Azerbaycan'a yeni toprak elde etmek için saldırdı.

Ama Azerbaycan ordusunun gücünü hesaba katamayan Ermeniler, çok ağır bir yenilgi alarak on bin civarında insanını kaybetmiştir.

‘Azerbaycan'ın Şanlı Ordusu’ işgal altındaki topraklarını da geri almıştır.

Türkiye maddi ve manevi gücü ile Azerbaycan'a bu savaşta tam destek vermiştir.

Kültür evimize milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi partilerin İl ve ilçe başkanları ve sivil toplum kuruluşları gelerek yazılı ve sözlü olarak tam destek verdiklerini açıkladılar. Her birine ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum.

Tarihe bir not düşürmek adına diyorum.

Ermeniler Türk düşmanlıklarından vazgeçemedikleri sürece hep kaybedeceklerdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?