İyi Parti, “Lütfü Türkkan kamburunu” artık sırtından atmalı

Bu kaçıncı pot kırması…

Bu kaçıncı patavatsızlığı…

Bu kaçıncı geriliği…

Bu kaçıncı dangalaklığı…

Bu kaçıncı terbiyesizliği…

Aranızda sayan var mı?

Ben yazmaktan usandım, ama o “muhterem zat” olumsuz davranışlar sergilemeye devam ediyor ve işin üzücü tarafı partisi de gereğini yapmıyor.

O hâlâ İyi Parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili.

Genel Başkan Meral Akşener sanıyor ki, Lütfü Türkkan yaptığı bir hatadan ders çıkarır, bir daha tekrarlamaz.

Bilmiyor ki, bu dünyada “ıslahı mümkün insan” vardır, “ıslahı mümkün olmayan” insan vardır.

Türkkan da “ıslahı mümkün olmayan” bir insan.

İşte bakın, işi sonunda “seçmene küfür etmeye” kadar götürdü.

Hem de ne küfür!

“Bacını ne bileyim ne yapayım…” 

Son yazıma bazı İyi Partililer sitem etmişti

75 yaşına yaklaşan ve 55 yıldır gazetecilik yapan biri olarak artık “insan sarrafı” oldum.

Bir iki temastan sonra “kimin kaç kilo olduğunu” hemen tartabiliyorum.

Lütfü Türkkan ile ilgili notumu da yıllar önce vermiş, “kentimiz ve ülkemiz için hayırlı olmayacağını” defalarca dile getirmiştim.

En son 26 Haziran 2021’de yazmıştım, daha 4.5 ay önce.

Demiştim ki:

“Lütfü Türkkan, özünde “sorunlu” ve “fakir” bir siyasetçi.

Öyle “sorunlu” ki, partisine verdiği zarar bini aştı.

Öylesine “fakir” ki, “parasından başka” bir şeyi yok.

Siyasette hep parasını konuşturuyor.

Kapıları hep servetiyle açıyor.

Nasıl elde ettiyse etmiş, en büyük dayanağı serveti.

Servetini çekin alın, geriye bir şey kalmaz.

Bu görüşlerim yeni değil.

Lütfü Türkkan’a notumu yıllar önce verdim, bugüne kadar da hiç yanılmadım.

Her “falsolu” hareketi, beni daima haklı çıkardı.

Hangi birini anlatayım?

Seçim dönemindeki abuk sabukluklarını mı?

Halka yakınmış gibi görünüp, halka tepeden bakan kibirli davranışlarını mı?

Kocaelili olmadığı halde, “Kocaeliliymiş gibi görünme” gayretlerini mi?

“Zenginim, istediğimi yaparım” tavırlarını mı?

Sayısız gaf ve patavatsızlıklarını mı?

Partisi adına verdiği absürt (saçma) demeçleri mi?

Hangi birini anlatayım?

Saymakla bitmez.

Ve her defasında partisini zor durumda bıraktı, ivmesini aşağıya çekti.

Bursa’da söylediği o sözler

Tarih, 18 Kasım 2019.

Lütfü Türkkan, “grup başkanvekili” olarak İyi Parti’nin Bursa toplantısına katılıyor.

Çıkışta gazetecilere açıklama yapıyor.

“Büyük siyasetçi” tavırlarıyla “siyasi iklimi” değiştirecek laflar ediyor.

* AKP’ye “işbirliği” öneriyor.

*Parlamenter sisteme dönülürse, 5-6 icracı bakanlık verilirse, erken seçim için AKP ile ortaklık kurabileceklerini ifade ediyor.

Hoppalaaa!

Ortalık karışıyor, söylediği saçma sapan sözler o akşam bütün televizyon kanallarında birinci haber.

“İyi Parti, AKP’ye işbirliği önerdi…”

Partinin böyle bir kararı var mı?

Yok.

Peki, durup dururken bu konuşma neyin nesi?

Herkes birbirine, “Ne oluyor?” diye soruyor.

Acaba Lütfü Türkkan, Meral Akşener’in bilgisi dahilinde mi bu sözleri söyledi?

Çok geçmeden anlaşılıyor…

Türkkan’ın bu konuşmasından Akşener’in de, parti üst yönetiminin de haberi yok.

Bizimki, öylesine konuşmuş.

Hani “akım derken b…. “deme hali var ya, sanırım “kentimizin siyasi dehası” da öyle bir anındaydı.

Hatırlayın, çok geçmedi, İYİ Parti sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu kamuoyuna açıklama yapmıştı:

“Grup başkanvekilimizin açıklaması, partimizin meşru görmediği ve göremeyeceği bir beyandır. Partimiz seçmenine ve milletine verdiği sözleri, siyasi namusu bilen bir sorumlulukla siyaset yapmaktadır.”

Herkes bu olaydan sonra Lütfü Türkkan’ın “grup başkan vekilliğinden” alınacağı görüşündeydi, ama öyle olmadı.

Bu olay, İyi Parti’nin toplumdaki algısına zarar vermesine rağmen, Türkkan görevde kaldı.”

Bir sonraki olay

Hani şu Dilovası’ndaki kaçak fabrikasının yıkılma olayı…

Bu konuda da şunları yazmıştım:

“Önce şunu belirteyim.

İyi Parti’de son aylarda yüzler gülüyor. 

Oyu artıyor…

Toplumdaki algısı son derece iyi…

Seçim yaklaşırken “oy patlaması” yaşanacağı bile ciddi ciddi konuşuluyor.

Tam böyle bir noktada, Lütfü Türkkan yaptı yine yapacağını.

Dilovası’nda bulunan çiftliğindeki kaçak binalar yıkılırken olaylar çıktı, yıkımı haber yapmak için izleyen gazeteci Mustafa Uslu 4 kişi tarafından darp edildi, darp edenlerden birinin Lütfü Türkkan’ın yeğeni İbrahim Hasırcı olduğu ortaya çıktı ve Hasırcı çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Birkaç gündür gazete ve televizyonlar bu haberin peşinde.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener bile grup toplantısında konuya girmek zorunda kaldı: 

"Sayın Türkkan'ın çiftliği üzerinden gagalanıyoruz. Sayın Türkkan'ın açıklamaları var, onlara girmeyeceğim. Kim, nerede, ne yapmışsa takipçisi olmazsam, hepsini rezil etmezsem namerdim. Yıkıldı mı kardeşim hepsi, yıkıldı tamam. İletişim Başkanı'nın eviyle ilgili bir şey çıktı, ağzımızı açmadık. Tarihi eser meselesinin nasıl yürüdüğünü biliyoruz; üzerinde tepinebilirdik, tepinmedik. Şimdi yandınız. Mademki 'devletten kiralanmış yerlere çökülmüş' diye tabir ediliyor, şimdi ben takip edeceğim."

Bu olayı bu noktaya getiren kim?

Olay, Lütfü Türkkan yönünden nasıl bir basiretsizliktir, nasıl bir gaflettir anlamak mümkün değil.

Ayrıntısına girmeyeceğim.

Çiftlikteki bazı binaların kaçak olduğu tespit edilmiş mi; edilmiş.

Bu binaların yıkımıyla ilgili mahkeme kararı var mı; var.

Ne zamandan beri bu konu siyasetin gündeminde?

Tam bir yıldır.

Bununla ilgili ilk haberler, 3 Haziran 2020’de yerel ve ulusal gazetelerde yayınlanmış.

Neden gereğini yapmıyorsun?

Neden o kaçak binaları kendi elinle yıkmıyorsun da, yıkım ekiplerinin çiftliğe gelip yıkmasını bekliyorsun?

Neden karşı tarafın, yani iktidarın eline koz veriyorsun?

Neden onların şov yapmalarına fırsat tanıyorsun?

Dahası…

Bu basiretsizliği, bu gafleti gösterdin, bir yıl boyunca o sorunun üstüne yattın; hiç olmazsa yıkım yapılırken sağduyulu davranıp “olay çıkmamasını” sağlasaydın. 

Gelen ekip, görevini yapıp sessiz sedasız ayrılsaydı.

Aralarında yeğenin İbrahim Hasırcı’nın da bulunduğu bir grubun, yıkımı haber yapmak üzere orada bulunan gazeteci Mustafa Uslu’yu darp etmesi ve yeğenin Uslu’nun tutuklanması neyle açıklanabilir?

Dağ başı mı burası?

Her konuda her fırsatta iktidarı eleştiriyorsun…

Tamam eleştireceksin, ama sen de dikkatli olacaksın, iktidarın eline “koz” vermeyeceksin.

Ne oldu şimdi?

Bir çuval inciri mahvettin.

Kendin rezil oldun, genel başkanın Meral Akşener’i de zor duruma soktun.

Anket firmaları mutlaka ölçecektir, salt bu olaydan dolayı bazı çevrelerin kafasında “soru işareti” oluşmuştur.

Parti oyları tam ivme yakalamışken, “durağan” sürecine girmiştir.

Partinin aylardır devam eden onca gayretine yazık değil mi?

Başkalarını ayıplarken, kendi ayıbına dikkat edeceksin.   

Ne demiş Hz. Ali?

“Ayıbın en büyüğü, aynısı sende varken başkasını ayıplamaktır.”

Bence…

Samimi düşüncelerimi söylüyorum…

Lütfü Türkkan, artık İyi Parti’nin yakasından düşmeli.

Bunca gaflet, bunca patavatsızlık, bunca dangalaklık, yetti artık!

Son zamanlarda “halkın umudu” haline gelen İyi Parti, “bu kamburu” daha ne kadar sırtında taşıyacak?

En azından böylesine rezil bir olay nedeniyle “grup başkanvekilliği” görevinden alınmalı.

“Hiçbir şey olmamış” gibi yoluna devam edemez, etmemeli.

Yapılan hatanın, partiye verilen zararın bir faturası olmalı.

İyi Parti, “Lütfü Türkkan sorunu”nu çözmez, yaşanan olayları sineye çekerse, bunun bedelini ağır öder.”

Daha yeni haziran sonunda bunları yazdığımda, bazı İyi Partililer sitem etmişti.

O sitem edenler dün aradılar, “Tanzer Bey yazdıklarında haklıymışsın” dediler.

İyi Parti sorunu çözmedi, işte şimdi daha ağır bir fatura, “küfür faturası” önünde

İşin bu noktalara kadar varacağı belliydi.

Sonunda olan oldu, Lütfü Türkkan hadsizliğini “seçmene küfür etmeye” kadar vardırdı.

Olay, hafta içinde Bingöl’de yaşandı.

İyi Parti’nin Bingöl ziyaretinde şehit ağabeyi Tahir Gümren, “Benim kardeşimin bütün vücudu parçalandı. Günlerce ayaklarını aradılar. HDP’yi, Selo’yu savunan bir kadın bu” diye Meral Akşener’e tepki gösterdi.

Haksız bir tepkiydi, o başka…

Ziyaret grubu içinde bulunan Lütfü Türkkan, bu tepki üzerine olay yerinden uzaklaştırılmakta olan şehit yakının yanına gelerek “Senin bacını si…” şeklinde ağza alınmayacak küfür etti.

Olayın hemen arkasından ettiği küfrü inkâr etti, ancak aynı gün gece yarısı sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, bu defa küfrettiğini kabul etti ve herkesten özür diledi.

"Yaşanan talihsiz hadiseyle ilgili bu videoyu çekmeye karar verdim. Bingöl'de daha önce Sayın Meral Akşener'e sosyal medya yoluyla hakaret ve küfür eden bir vatandaş karşımıza çıkarak, şimdi burada ifade etmek istemediğim bir takım lafları söylemeye devam etti. Ben de onu o kalabalıktan uzaklaştırmak isterken ciddi küfürlere de maruz kaldım. Onların bir kısmı o videoda yoktu. Hatta söyledim, küfür etme diye de birkaç defa ikaz ettim. Netice itibariyle gelinen o sinir gerginliği, o sıkıntılı durum sonucu hiç yapmamam gereken bir şey yapmışım. Hakaret etmişim. Kötü sözler söylemişim. Bunlar doğru olmayan ve bana da hiç yakışmayan ifadeler, bunun da farkındayım. Ben o yüzden, burada başta bütün milletimizden, bir kadın olması nedeniyle Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere bütün kadınlardan, partililerimizden, arkadaşlarımdan da özür diliyorum. Doğru bir iş değildi bu. Yanlış bir şeydi ama o sinir gerginliği, o atmosferin getirdiği fazla bir heyecan, doğru olmayan ve bana da hiç yakışmayan bir hata yapmaya sevk etti. Tekrar bütün milletimizden özür diliyorum ve bunun da kabulünü rica ediyorum. Teşekkür ediyorum" dedi.

Özür yetmez, ya istifa etmeli, etmezse partiden atılmalı

Lütfü Türkkan gibi biri, ülkemiz için umut vaat eden İyi Parti’ye yakışmıyor.

Parti için bir “ayak bağı”!

Bir pranga…

Daha ne kadar taşıyacak?

Seçimler yaklaşıyor, eleştirileri nasıl göğüsleyecek?

Bir şehit yakınına “bacını ne bileyim ne yapayım” diyen birini nasıl savunacak?

Yapılması gereken şu:

Lütfü Türkkan partisinden derhal istifa etmeli, eğer etmezse disiplin kurulu derhal gereğini yapıp Lütfü Türkkan’ı partiden atmalı.

Dahası…

Lütfü Türkkan, minnacık dahi onuru varsa milletvekilliğinden de ayrılmalı.

Bir şehit yakınının bacısını ne bileyim ne yapmaya kalkan biri, bir kadın olan genel başkanının ve TBMM çatısı altındaki kadın milletvekillerin ve kadın çalışanların yüzüne nasıl bakacak?

Özetle…

Lütfü Türkkan, İyi Parti’nin sırtında bir “kambur”!

İyi Parti, mümkün olan en kısa zamanda bu kamburu sırtından atmalı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Erhan - Bar fedaisi olması gerekirken kasara İYİ Parti tarafından vekil yapılan bu adam her açıdan problemlidir ve İYİ partiye müthiş puan kaybettirdi. Küfrü tüm şehit yakınları aileleri üstüne aldı. İyi parti bu adamı acilen partiden atmalı gitsin barlarda çalışsın hesabını ödemeyen müşterilerin hesabına baksın, bu işi iyi kıvıracak kapasite ve kabiliyet var Lütfü'de

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Kasım 19:16
03

Ersoy Kandemir - Darısı ilimizin diğer kamburlarının başına, başta Fikri olmak üzere,heh, Şevki de olur, keşke meclisten özel karar çıksada Almanya’ya defolup gitse

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 07 Kasım 15:45
02

Remzi İlbey - 10 mil civarı para verdiği söyleniyor iyi parti kurulurken.. Heralde bir sus payı verip öyle gönderecekler..

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 06 Kasım 22:50
01

Kadıköylü Kadir Balcı - şimdiye kadar atamadıkların sebebi partinin para babası olmasın malum devlet bankalarından 38 milyon doları hortumlayım kaybetmesi birde sözcülük boşunamı

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 06 Kasım 21:00


Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?