Sevgi bağı

ABD’de 1818-1885 yılları arasında yaşamış ve ünlü yazar Josh Billings bakın ne demiş:

Bir köpek yer yüzünde sizi, sizin kendinizi sevdiğinizden daha çok seven tek yaratıktır”

Ben onun bu sözünü çok sevdim, çünkü buna kesinlikle inanıyorum.

Yine köpekleri konu edindiğim 16 Nisan 2021 tarihli yazımda, ABD Texas Üniversitesinde yapılan bir araştırmadan alıntı yapmıştım: Varılan sonuca göre sahibinin karakteri köpeğin davranışlarını etkilemektedir.

Bunun olması için köpeğin sahibini çok sevmesi gerekmez mi?

Ben çocukluğumdan iş hayatıma kadar bahçesinde köpek olan bir evde yaşadım. Yaşlanıp ölenin yerine babam aynı köpeğin soyundan bir başkasını bulur getirirdi ve ilginçtir, hepsi simsiyah renkliydi.

Köpeğimiz, çocukluğumun geçtiği Hendek’te, çoğu zaman, oturduğumuz lojmanın kapısının dışında beton sahanlıkta yatar, evin içine adımını atmazdı.

Ancak çok tuhaf bir huyu vardı; gök gürlemesin!... korkudan adeta çıldırırdı!. O anlarda bahçede ise kulübesinin içinde büzülür yatar, evin önünde ise ve kapı açık ise eve girer, en yakındaki bir sandalyenin altına sığınırdı. Gök gürültüsü bitinceye kadar kımıldamadan orada kalırdı, annemin bütün itirazına rağmen.

Lojmanların arasındaki ağaçların altındaki çimenler üstünde onunla yuvarlanıp oynamam, çocuk yaşantımın en güzel anıları olarak hep aklımda.

Daha İlkokula başlamadan onun sayesinde köpeklerin birçok özelliğini öğrenmiştim. İlk farkına vardığım sesleri ayırt etme yeteneği oldu. Hendek’te, 50’li yıllarda kimsenin özel otomobili yoktu. Birçok kişinin motosikleti vardı. Merakı nedeniyle babam da oradaki yaşamımız boyunca değişik marka ve tipte motosiklet kullanmıştı. Hatta, aklımda kaldığına göre 1956-57 yıllarında Harley Davidson motosikleti vardı. Bizler uzaklardan bir motosiklet sesi duyduğumuzda babamın gelip gelmediğini anlamak için köpeğimize bakardık. Yerinden kıpırdamıyor ise gelen babam değildi. Aksi takdirde yerinden kalkar, lojmanların olduğu alanın giriş yerine koşar, orada beklerdi. Bazen bir motosiklet sesi duymadığımız halde yerinden kalkar yine oraya koşardı. O zaman bizim duyamadığımız sesi duyduğunu anlardık. Bir kere yanılsa ya!.. Hiç ama hiç yanılmadı

Babam motosiklet ile gelip onu görüp durunca, inanılır gibi değil ama öndeki benzin deposunun üstüne sıçrar, kafası ve kuyruğu ayrı tarafta depo üstüne yatar ve eve öyle gelirlerdi.

İzmit’e yerleştikten sonra babam sepetli büyük bir motosiklet aldı. Onu kullanarak Kertil Çeşme Meydanında olan evimize gelirken sesi duyar, koşmaya başlar, babamı şimdi Hızır Reis İlkokulunun olduğu yerde karşılar, sepetin içine atlayıp koltukta otururdu. Eve gelirlerken sepetteki o mutluluğu gözlerinden okunurdu.

Bir gün geldi, babam ufacık, iki kapılı bir araba aldı. Arabayı görünce çok şaşırdı. Bu da ne! Gitti direksiyonun olduğu koltuğa oturdu. Babamı bekliyor. Onun bu şaşkınlığı bizi çok güldürmüştü.

Benim kedimi inanın benim gibi çok severdi. Yemyeşil gözlü harika bir kediydi. Ben Ortaokul ve Lise çağlarımda eve geldiğimde kedim omuzuma atlar, yanağımdan hafifçe ısırırdı. Evin önünde bizim köpek kedim ile yan yana otururdu. Çok tuhaf ama uzakta bir kedi görünce onu kovalar ve yine benim kedimin yanında yerini alırdı. Onun evin kedisi olduğunu bilirdi. Aynı kaptan yemek yerlerdi.

O hiçbir saldırganlığı olmayan, durup dururken havlamayan bir köpekti. Fakat her akşamüstü evimizin önünden geçen 30-40 yaşlarında kişiyi görünce, saldırı durumuna girmeden havlamaya başlar, o uzaklaşınca havlaması kesilirdi. Görünce havladığı tek kişi oydu. Ama hepimiz o adama neden havladığını merak ederdik.

Bir gün o adam evimizin kapısını çaldı. Çok kaba bir şekilde “Sizin köpek hiç kimseye havlamazken neden bana havlıyor” diye sordu. “Biz de hep merak ediyoruz. Ona, taş filan mı attınız ?” diye sorunca amiyane sözlerle karşılık verdi. Köpeğimiz onun “ne olduğunu !” ilk görüşte bakışından ve yürüyüş tarzından anlamış olmalıydı.

Bir gün bahçeye çıktığımızda kulübesinden tuhaf sesler işittik. Bakınca ne görelim! Gözlerimize inanamadık. Kucağında, sağlıklı 4-5 tane kedi yavrusu ile yatıyor. Kulübesi komşu bahçenin sınırındaydı ve orada hafif eğimli bir yükselti vardı. Anladık ki yavru kediler oradan aşağı kayınca, dişi köpek olmanın duygusu ile onları kulübesine almış. Onları vermekte direndiği için kafasını bir tarafa çevirip yavruları oradan aldık. Unutulacak bir durum değildi.

Çok ihtiyarladı... Üstünde bir tek siyah kıl kalmadı. Simsiyah köpek bembeyaz oldu. Gözleri çok bozuldu. Koşarken duvarlara çarpmaya başladı ve öldü. Bahçeye gömdük. Onu hiç unutmadık ve ondan sonra başka bir köpeğimiz hiç olmadı.

Kesin olarak inanıyorum: Köpeğimiz bizleri, bizim kendimizi sevdiğimizden daha çok seviyordu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?