Reklamı Kapat

Hayata dönüş

Epey zaman oldu. TV’nin birinde görüntülü olarak yayınlandı:

Kars’ta bir lokantada, ailenin küçük çocuğunun nefes borusuna et kaçıyor. Çocuk nefes alamaz duruma giriyor ve kararmaya başlıyor. Lokanta çalışanlardan genç bir adam, çocuğu yüzü aşağı bakmak üzere yatay durumda tutup bir eli ile onun karnına bastırırken açık pozisyonda diğer eliyle sırtına vuruyor. Birkaç saniye içinde çocuğun nefes borusundaki et parçası dışarı fırlıyor ve çocuk hayata dönüyor.

Bunlar olurken annenin çırpınışları yürekleri dağlıyor…

Eyy… genç adam!. Seni iki nedenle kutlamak gerekiyor; Böyle bir uygulamayı öğrenmiş olman ve bu bilgi ile bir çocuğu hayata döndürüp büyük bir acıyı önlemen. O anne, o çocuk, o aile seni asla unutmayacak, yaşadıkları sürece seni minnetle anacaktır.

Ekranda bunu görünce yıllar öncesine gittim. Çok şaşıracaksınız. Ben de bir çocuğun hayatını kurtarmıştım. Ama o çocuk ve ailesi olan biteni anlayacak durumda hiç olmadı. Olsun!.. Önemli olan o çocuğun yaşama dönmesiydi.

Olayı anlamanız için biraz geri zamana gitmem gerekiyor;

Çoğu kişi bilmez; Yürüyüş Yolunu, Cumhuriyet Parkına bağlayan Alemdar Caddesinin sonu Kertil Çeşme Meydanıdır. (Günümüzde “Kertil Tekke Meydanı”) Bu cadde Hızır Reis İlkokulunu geçtikten sonra daralır ve hafif bir yokuş halinde devam eder.

Benim lise çağıma kadar Kertil Çeşme meydanı ancak bir yol genişliğindeydi, yani şimdikine kıyasla çok ufaktı. Çünkü Alemdar Caddesinin hafif meyilli bu son kısmına paralel olarak uzanan bir dere yatağının başlangıç kısmı, meydanın büyük kısmını kaplıyordu. Bu kesimde, derenin başlangıcında yaklaşık 15m uzunlukta kısmı, yaklaşık 3m kadar genişliğe sahipti ve dik konumda 1,5m yükseklikte taş duvarla çevriliydi. Duvarın üst yüzü yol zemini ile aynı düzeydeydi. (Günümüzde bu dere yatağının tamamı, örtülü kanal halindedir).

Yoğun yağmurlarda Bağçeşme tarafından, aşağıya hızla akan sel suları önüne geleni sürükleyerek alanda yayılır ve duvarından bu dere yatağına dökülürdü. Bu suyun sürüklediği moloz, toprak vs şimdiki Hızır Reis İlkokuluna varmadan caddeye ve sonrasında Cumhuriyet Parkı önündeki alana yayılırdı. Böylece son derece berbat bir durum oluşurdu. Ortalığa yayılan moloz, toprak ve çöplerin kaldırılması günlerce zaman alırdı.

Her selden sonra bu derenin Kertil Meydanındaki başlangıç yerinde, zemin üzerinde 30-40cm derinliğe ulaşan çamur birikirdi. Yukarıdaki alanlardan ve Kertil Çeşmesinden sürekli gelen su akıntısı nedeniyle bu birikim sıvı özelliğini günlerce korurdu.

Benim bu çamur tabakasını unutmam mümkün değil. Çünkü onun yüzünden unutulmaz bir olay yaşadım:

Kertil Meydanında, iki katlı evimizin ön cephesi bu dere yatağının taş duvarla çevrili kısmına bakıyordu. Derenin yan duvarı ile aramızda, araçların geçebildiği genişlikte bir yol vardı.

Yıl 1961 veya 1962 olmalı. Sıcak bir öğle vakti, ortalarda kimseler yok. Sessiz bir ortam. Evde üst kat penceresi önünde kitap okuyorum. Birden dışarıdan “ cumppp….” gibi acayip bir ses işittim. Sesin geldiği yere baktığımda insanı adeta çıldırtacak bir görüntü ile karşılaştım: Aman Allahım!..; O çamur tabakasının üstünde, dikey durumda çırpınan iki küçük bacak.. Küçük bir çocuk, derenin kenarındaki taş duvarın üstünde yürürken kafa üstü düşmüş ve başı çamur tabakasına adeta saplanmış olmalıydı. Saniyeler içinde evin içindeki merdivenleri nasıl indim, kapıdan nasıl fırladım ve derenin içindeki çamur içine nasıl atlayıp derenin karşı duvarına doğru gittim hiç hatırlamıyorum. Çocuğu anında iki ayağından çekip başını çamur tabakasından çıkardım. Aklımda kaldığına göre 3-4 yaşlarında, ayağında şort, bir erkek çocuk. Kafasını çamurdan çektiğimde çıkan sesi de unutmam mümkün değil. Onun ağlama sesi benim gür sesimle bağırışlarıma karıştı. Birileri koştu, uzanıp çocuğu aldılar ve beni de yukarı çektiler. Eğer o sesi duymasaydım, o süratle hareket etmeseydim o küçük çocuk kesinlikle havasızlıktan ölecekti.

Bizim evimizden yaklaşık 100m uzakta oturduğunu öğrendiğim ailenin bu çocuğu nasıl oluyor da o saatte, orada tek başına dolaşıyordu.

Olay saniyeler içinde yaşanmıştı. Benim bağırışlarımı duyup oraya gelenler çocuğun başının çamur içine gömülü olduğu dehşet durumu görmemişti. Bu yüzden kimse bana “aferin” demedi ama bunu asla önemsemedim.

Çünkü ben, çok iyi biliyorum ki birisinin hayata dönüşünü sağlamanın yarattığı haz, ölünceye kadar benim mutluluğuma katkıda bulunmayı sürdürecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?