Reklamı Kapat

Türkiye tam “cinnet” halini yaşıyor

Bir futbol takımı düşünün.

Kötü futbol oynuyor, üst üste puan kaybediyor.

Ne yapılır?

Aksayan mevkilere futbolcu transfer edilir.

Yine olmadı, yine peşi sıra yenilgiler…

Bu defa hangi çareye başvurulur?

Teknik direktör, değiştirilir.

Başarısız olanın işine son verilir, yeni bir teknik direktörle anlaşma yapılır.

Yeni teknik direktör de başarısız olursa…

Kötü gidiş önlenemezse…

Son çare nedir?

Yönetimi değiştirmek!

Başarısız yönetim gider, gitmek zorunda kalır, kulübü yönetmesi için yeni bir yönetim oluşturulur, yeni bir başkan seçilir.

Yeni başkan, ortalığı derler toplar, takıma yeni bir ruh yeni bir heyecan kazandırır, taraftarlarını memnun eder.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, yöntem budur.

Gelelim memleketin haline

Gidişat kötü mü?

Kötü…

Ekonomik kriz, herkesi canından bezdirdi mi?

Bezdirdi…

O bakan değiştirildi, bu bakan değiştirildi…

O merkez bankası başkanı gitti, bu merkez bankası başkanı geldi…

Kötü gidişata dur diyebildi mi?

Sorunları çözebildi mi?

Enflasyonu düşürebildi mi?

İşsizliği azaltabildi mi?

Adaletsizliği, hukuksuzluğu engelleyebildi mi?

Milletin fakirliği ve düşkünlüğünü önleyebildi mi?

Toplumsal huzuru sağlayabildi mi?

İşte görüyorsunuz, Türkiye tam “cinnet” yaşıyor.

Çılgınlık, delilik, aptallık…

Ülkemizin iyi yönetilmediği ortada.

Her geçen günü bırakın, her geçen dakika halkımız daha fakirleşiyor.

Muhterem her ağzını açtığında, dolar da Euro da çıldırıyor.

Tahammül edemiyor…

Neymiş, “ekonomik kurtuluş savaşı” veriyormuşuz.

Neyin savaşı arkadaş?

Birinci ağızdan yapılan itirafa bakın!

Demek 20 yılda Türkiye’yi batırdınız, yeniden “kurtuluş savaşı yapma” noktasına getirdiniz, şimdi milleti “savaş sıkıntısına katlanmaya” hazırlıyorsunuz.

Siz sarayda keyif çatacaksınız…

Partili müteahhitler ballı kaymaklı inşaat ihalesi alıp sefa sürmeye devam edecek…

Besleme basın, yaşanan sıkıntıları “zafer” olarak gösterip size “gaz vermeyi” sürdürecek…

Bu millet de “ekonomik kurtuluş savaşı”na katılacak.

Savaşta ne olur?

Savaşı yönetenler değil, savaşa katılanlar telef olur.

Sonunda olan, yine millete olacak.

Olmaya başladı bile…

Ortalık yangın yeri.

Devlet yönetimi kontrolden çıktı, dolar-Euro ve enflasyon memleketi aldı önüne sürükleyip götürüyor.

Ancak yönetenler hâlâ inatlaşmayı sürdürüyor.

Biz koltuklarımızdan kalkmayız, sorunları biz çözeceğiz…

Dünyanın neresinde, “sorun yaratanların sorun çözdüğü” görülmüş?

Nobel Fizik Ödülü sahibi Alman bilim insanı Albert Einstein’in (1879-1955) o ünlü sözünü hatırlayalım!

“Hiçbir sorun, onu yaratan bilinç seviyesiyle çözülemez. Daha üst seviyede bilinç gereklidir.”

Bu söz, ülkeyi yönetenlere nasıl da güzel yol gösteriyor.

“Bu memleketi siz batırdınız, siz düzlüğe çıkaramazsınız… Bırakın, ülkeyi başkaları yönetsin!”

Demokrasinin özünde de bu yok mudur?

Madem yönetemiyorsun, madem dizginleri kaybettin, ülke yönetimini başkalarına bırakacaksın.

Demokrasilerde kural budur.

Ben yönetemiyorum, millet sürünüyor, ama ben yine de gitmeyeceğim.

Böyle bir anlayış olabilir mi?

Bu anlayış, devlet ve millet sevgisiyle bağdaştırılabilir mi?

83 milyon kişinin geleceği, sadece bir kişinin aldığı kararlara teslim edilebilir mi?

Türkiye’nin “beka sorunu” varsa, bu sorun tam son günlerde yaşadıklarımızdır.

Devlet, bitti…

Millet, bitti…

Şimdi ortaya çıkan bu enkaz, “din”le örtülmeye çalışılıyor.

Din istismarıyla bu ülke bu hale getirildi, yetmedi, yine din istismarıyla tarihe gömülmek isteniyor.

Neymiş?

Nas Suresi…

İyi de böyle bir surenin olduğu 20 yıl sonra mı aklınıza geldi?

Şimdiye kadarki uygulamalarınız ne olacak?

Sonra Nas Suresi yüzde 16 faiz için geçerli de, faiz yüzde 15’e indirilince geçerli değil mi?

Dahası…

Bugün “Nas ortada… Nas ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor” diyen Erdoğan’ın, başbakanken 2006 yılında Bali Adası’nda İslam ülkeleri liderlerine söylediği “Gelin faizi yeniden tanımlayalım… İslami faiz meselesiyle kendimizi sınırlamayalım. Uluslararası kurallara göre oynayalım” sözleri ne olacak?

Sonuçta…

Yanlış politikalar, ülkemizi kaosa sürükledi.

İnat etmenin, ben düşürdüm ben kaldırırım demenin, hataları “din”le örtmeye kalkmanın anlamı yok.

Yapamayan gitmedi, yapabileceklere fırsat tanınmalı.

Yani?

Yani, sandık ortaya konulmalı.

Demokrasilerde çözüm, halkın hakemliğidir.

Türkiye, bu “cinnet ortamından” biran önce kurtarılmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Abc - Allah sizden razı olsun tanzer bey. Yüreğinize sağlık.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 25 Kasım 14:32


Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?