Reklamı Kapat

Köpek, it…

Kimi evinde besler, çocuklarından ayırmaz.

Kimi iki lokma ekmekle sürüsünü, evini korutur.

Kimi gaz döker yakar, kuyruğunu keser, fırsat buldukça basar sopayı…

Kimi karşıdan görünce ürperip kaçar…

Kimi “mekruh” der tiksinir.

“Köpek” ya da it” dediğimiz, ya da “prenses, kont” gibi yabancı hanedanların asillerine verilen ünvanı yakışır gördüğümüz…

Tanrının yarattığı, iki gözlü, kulaklı, bir ağız bir burun ve kuyruklu, dört ayaklı bir can.

Kim “köpek”,“it” adlarını ne zaman, niçin takmış bilinmez.

Ama insanoğlunun yaradılışından beri var olduğu bir gerçek.

Birlikte havayı, suyu, güneşi, kısaca hayatımızı paylaşan bir varlık.

Ad ilk konulduğunda acaba bir nevi aşağılamayı mı yoksa olumlu bir anlamı mı anlatıyordu?

Elbet yaratıldığında konmamıştı bu ad. Dil kullanıldığından beri var olduğu bir gerçek.

Ülkelerde başka başka sözcükler adları olmuş. Anlamlarında olumlu olumsuz ikircikli durum var mı, merak ediyorum.

Ama bizi şaşırtan bir olayı nakledeyim: Bir gezide programda Kanarya Adaları vardı. Atlas Okyanusu’nun hemen başlangıcındaki bu adanın adını kanaryalardan aldığını düşünüyorduk. Adaları hayal edince aklımıza palmiyeler, onların altında altın rengi kumsallar, masmavi bir deniz, tropik çiçekli ağaçlarda şakıyan kanaryalar geliyordu.

Hayal ettiklerimizin çoğu gerçekleşti. Adaya adını veren de kanaryalardı. Nasıl olduklarını sorduk… Rehber bir gülümseme ile “gelin sizi onlara götüreyim” dedi. Düştük ardına. Bir meydana geldik. Kentin en önemli meydanıymış. “İşte dedi kanarya… Adalara adını veren bunlar.”

Gözlerimiz faltaşı gibi açıldı. Gösterdiği yerde dik kulaklı, uzun burunlu, ince yapılı, her gün sokaklarımızda görebileceğimiz iki köpek heykeli vardı. Sonra öğrendik; İspanyollar adayı ilk keşfettiklerinde onları bu cins köpekler karşılamış. Adanın her yerinde onlar sürüler halinde yaşıyorlarmış. Bu yüzden bu ırkın adı olan kanaryayı adaya da ad olarak takmışlar.

Köpek sözcüğünü birçokları gibi, olumsuz anlamda kullanmam. O güzel, duygulu, koruyucu, en çok da bağlılığı, sadakatı nedeniyle fark yaratmış bir varlıktır. Küçükten itibaren, bağda, bahçede, evlerde, köyde kentte, birlikte yaşarsanız huyunuzu alır. Yani nasıl eğitirseniz öyle bir karakter kazanır.

Sokak köpekleri ise yaşam koşullarına uymuş, filozof davranışlı hayvanlardır. Sahiplenme duygusu onlarda üst noktaya ulaşmıştır. Gözlerine dikkate bakarsanız, sokakta sahipsiz olmanın, derin bir hüznünü görürsünüz.

Kent yaşamına biz insanlardan daha iyi uyum sağlarlar. Kırmızı ışığı takmayan insanlara kızarken, yeşil ışığı bekleyen köpeklerin verdiği uygarlık dersini izlersiniz.

Son günlerde İstanbul’un tadını çıkaran Boji’nin serüvenini izliyoruz.

Vapurda, otobüste, tramvayda, kimseye zararı dokunmadan gezip duruyordu. Sanki, yaşam güçlüğü nedeniyle başını kaldırmaya gücü yetmeyen, asık suratla, gözlerine güzellikleri engelleyen perde çekilmiş insanlarımıza, hayatı anlatıyordu. Ona da, bindiği araçları kirlettiğini iddia ederek “.ok” attılar.

Atan kim; siyasi nedenlerle cehaletini sergileyen bir zavallı yaratık.

Hedef olan ise; bu adam ve bu adam gibi gibi insan geçinen kişilerin “it’ diyerek aşağıladıkları bir hayvancık…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder

# Sokak

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce asgari ücrete ne kadar zam gelecek?