Aşının Kökeni: Osmanlı Toprakları

Geçtiğimiz hafta dünyanın önde gelen popüler bilim platformlarından birisi olan ve Türkçe yayın yapan Evrim Ağacı’nınYouTube kanalında izlediğim bir video bilmediğim, bilmediğim için de kendimi mahcup hissettiğim bir konuda çok önemli bilgiler edinmemi sağladı.

“Ölümcül Bir Virüsün Son Anlarına Tanıklık Edin” başlıklı videoda yer alan bilgiler, bugünün modern aşı teknolojisinin temellerinin esasen Osmanlı topraklarında geleneksel yöntemlerle uygulandığını anlatıyor. Bilinen ilk modern anlamda aşı çalışmasının “çiçek hastalığına” yönelik olarak İngiltere’de Edward Jenner tarafından gözlemlenmiş bulgular ve geliştirilen yöntemler üzerine inşa olduğunu anlatan videoda; bu olaydan çok daha önce, 1710’larda İstanbul’da yaşayan İngiliz doktorların notlarına göre aşılama benzeri bir sistemin düzenli olarak çocuklar üzerinde uygulandığını anlatıyor.

Türklerin çiçek hastalığına karşı başarılı olmuş savunma yöntemlerini mektuplarla ülkelerindeki meslektaşlarına düzenli olarak aktaran doktorların, benzer uygulamanın kendi ülkelerinde hayata geçmesi için ısrarlı talepleri var ancak çok uzun yıllar sonra Edward Jenner’a kadar bu konuda bir çalışma olmuyor. Dünya nüfusunun çok büyük bir kısmını farklı coğrafyalarda kırıp geçiren bu salgın hastalık yüzyıllarca insanlığın en büyük belalarından birisi olurken; Osmanlı topraklarında dünya genelinde yaptığı etkiyi tarihte pek yapamıyor. Çünkü aşılamanın ilkel metodu olan yöntemlerle çocukların vücutlarına ufak kesikler açarak hastalık zerk ediliyor; bütün çocuklar akşama kadar aynı evde zaman geçiriyorlar. Akabinde birkaç gün hasta yatıp sonrasında sapasağlam kalkarak hayatlarına “bağışıklık kazanmış” şekilde devam ediyorlar.

Bilim Düşmanları

Bugün ne yazık ki dünya çapında aşı karşıtları var. Hatta onların bir adım ötesindeki deliler olan maske takma ve kısıtlamalara karşı olanlar ve bunların bir adım daha da ötesindeki deliler olan pandemiye inanmayanlar yüzünden hala daha yeni varyantlarla uğraşıyoruz. Bugün artık veriler bize gösteriyor ki Pandeminin gelecek olan yeni dalgaları aşısızlar için olacak. Çevrenizde aşılı olup da Covid geçiren insanlar mutlaka vardır. Hepsi evinde en fazla yorgunluk, halsizlik ve ağrılar çekerek 10 – 15 gün içerisinde negatife dönüyorlar. Sonrasında da yaklaşık bir ay sonra kendilerine tamamen gelmiş oluyorlar. Uzun vadeli hasarlarını tabi henüz bilemiyoruz.

Bugün yoğun bakımları dolduranların çok büyük kısmı aşısız. Ölenlerin de ha keza çok büyük kısmı aynı şekilde aşısızlardan oluşuyor. Bu mesele sadece onları etkilese ne halleri varsa görsünler diyebiliriz lakin kazın ayağı öyle değil. Salgının sona ermemesine ve dolaşımda kalmasına sebep oluyorlar, ölmeyecek olsa da aşılıların hastalanmalarına sebep oluyorlar. Ve virüs dolaşımda kaldıkça sürekli olarak mutasyona uğrayarak yeni varyantlarla hayatımızı esir almaya devam ediyor.

Bilimsel bilgileri reddedenler dünya genelinde gördüğüm kadarıyla üç ana gruptan oluşuyor: Köktendinciler, ekstrem milliyetçiler ve uç derecede spritüelistler (ki bunları da bir nevi köktendinci olarak tanımlayabiliriz). Bu üç grubun ortak özelliği bilimsel bilgi yerine dogmalarla yaşamayı seven gruplar olmaları. Her olayı olduğu gibi değil de arkasında mutlaka bir komployla görmeye meyyal, bulanmış zihinleri sebebiyle sadece bilgiyi dışlayıp yalanlara inanmakla kalmıyorlar; ayrıca sahte bilgileri dolaşıma veriyorlar. Bu söyleyeceğim bugünün şartlarında anlamsız ya da radikal gelebilir ancak bu yazı burada tarihe bir not olarak düşsün. Bundan birkaç yüzyıl sonra insanlık olumlu yönde ilerlemeye devam ederse; bu tip zihinlere sahip kişilerin yaşamalarına izin verilmeyecek. Terörist kategorisinde görülecekler.

Bilginin Gücü

Osmanlı’da bundan yüzyıllar önce yapılan en ilkel bağışıklık kazanma yöntemi örneği bir bilim olarak kabul edilemez. Çünkü bir metodolojisi yok ve ampirik bilgi olarak kabul edilebilir. Ancak ortada gözlemlerle elde edilmiş olumlu bir sonuç görmek ve onun peşinden gitmek gibi çok erdemli ve akılcı bir yöntem var. Bunu gören İngiliz doktorların ülkelerinde de aynı seferberliğin başlaması için çabaları çok uzun yıllar hiçbir şekilde karşılık bulmuyor. Allahtan aklı başında bir bilim insanı bu geleneksel bilgiyi bir şekilde metodolojik hale getirerek bilgiyi bilime dönüştürüyor ve tutucuları ezip geçmeyi başarıyor.

Tabi bundan daha önce dünyanın o dönem için bilinen en uzak köşesinde büyük bir lider, Osmanlı topraklarında uygulanan bu bağışıklık kazanma yönteminden haberdar oluyor ve dünya tarihini değiştiriyor. Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın komutanı ve ABD’nin Birinci Başkanı George Washington; Osmanlı’da insanların yüzlerce yıldır uyguladığı bu yöntemi öğrendikten sonra savaş sırasında askerlerini ana cepheye nakletmeden önce tarihin ilk askeri kitlesel aşılamasını hayata geçiriyor. Kendisine karşı çıkanların hiçbirini dinlemiyor, bu uygulamayı yapıyor ve nihayetinde çiçek hastalığından kırılan İngiliz ordularına karşı bağışıklık kazanmış Amerikan Ordusu düşmanlarını ezip geçiyor.

Hastalanmayan askerleri, hastalanan düşman askerlerine her konuda üstünlük sağlamayı doğal olarak başarıyor. Askeri tarihe meraklı herkes bilir ki 19. yüzyıl ve öncesindeki tüm savaşların en önemli iki belirleyicisi salgın hastalıklar ve lojistiğin doğru planlanmış olmasıdır. Ordunun büyüklüğü, silahların özellikleri ve hatta komutanların becerileri her zaman bu iki faktörün arkasında ikinci plandadır.

O dönemin dünyasının en uzak ucundaki bir dahi lider; kendisinden önce bu bilgiye sahip olmuş ama uygulamamış olan; o dönem dünyanın en büyük devleti ve ordusu İngilizleri yenerek bir kıtaya ve ardından tüm dünyaya hükmedecek olan Amerika Birleşik Devletleri’ni kurmayı başarıyor. Bu “kalem kılıçtan üstündür” atasözümüzün ne kadar doğru olduğunun bir kanıtıdır.

Herkese yazının başında adını verdiğim videoyu mutlaka izlemeyi tavsiye ediyorum. Ayrıca Evrim Ağacı gibi popüler bilim platformlarını takip etmeye, onlara imkanınız varsa çok cüzi rakamlarla destek olmaya da bir çağrı yapmış olayım. Örgütlü cehalete karşı, bilimi popüler bir şekilde aktaran bu tip mecraları madden, imkanınız yoksa da çevrenize duyurarak desteklemek çok büyük bir insanlık görevidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?