Siyaset, 70 yıldır sorunları neden çözemiyor?

Sabah yürüyüşlerinde bazen kendi kendime bir soru soruyor, yürüyüş boyunca cevabını bulmaya çalışıyorum.

Dün sabah kafama “Siyaset sorunları neden çözemiyor?” sorusu takıldı.

Öyle ya, onlarca yıldır hep aynı sorunları yaşıyoruz.

*70 yıldır “eğitimi” tartışıyoruz.

*70 yıldır “ekonomiyi” tartışıyoruz.

*70 yıldır “sanayii” tartışıyoruz.

*70 yıldır “tarımı” tartışıyoruz.

*70 yıldır “enerjiyi” tartışıyoruz.

*70 yıldır “sağlığı” tartışıyoruz.

*70 yıldır “din öğretimini” tartışıyoruz.

Tartışmadığımız, dört dörtlük hale getirdiğimiz, çözümünü sisteme bağladığımız tek bir sorunumuz yok.

Devlet yönetimini, “yazboz tahtası”na çevirdik.

Her gelen iktidar, bırakın iktidarı koltuğa oturan her bakan, kendi kafasına göre takılıyor.

Oysadevletler, kurallarla ve kurumlarla yönetilir.

Göreve gelenler, kitapta ne yazıyorsa onu uygular.

Siyaset, sorun çözme yeridir

Siyaset, sorun çözmek için yapılır.

Siyaset, belirli bir dönem için toplum adına sorumluluk almaktır.

Sorumluluk alan kişi, kendi kafasına göre değil “devletin kuralları ve devlet aklı” çerçevesinde ülkeyi yönetir.

Ancak Türkiye’de “siyaset formu-siyaset kalıbı” yanlış ve hatalı şekillendirilmiş, içine giren sürekli benzer hatalar yapıyor.

1950’den bu yana, tam 71 yıldır çok partili siyaset yaşamı içindeyiz.

Ve görüyorsunuz hâlâ temel sorunlarımızı çözebilmiş değiliz.

Bu nedenle “ülkemiz siyaset kalıbı”nın değiştirilmesi şart.

Bu “siyaset kalıbı”; kirli, vicdansız, adaletsiz, bencil, hoyrat, savurgan, avantacı ve toplumsal sorumluluktan çok uzak.

İçine giren aynı şekli alıyor.

70 yılın siyasetçi profillerini inceleyin, değişen bir şey yok.

Hepsi, birbirinin kopyası.

Her gelen, küpünü doldurma peşinde…

Her gelen, çevresine “ulufe” dağıtıyor.

Siyaset; “topluma hizmet” için değil, “devlet malını yağmalamak” için yapılıyor.

“Ben yağmalamıyorum, ben yağmalatmıyorum” diyen, bakın bakalım kaç kişi çıkar?

Böyle bir “devlet yönetim yapısı” olabilir mi?

Ülkeyi bu hale kim getirdi?

Devletimizin ilk kuruluş yıllarını bir tarafa bırakın, bu yıllar ülkemizde ve dünyada “çok özel şartlar” taşıyordu.

Çok partili sisteme geçtiğimiz 1950’den buyana bakın!

71 yıla…

Bu 71 yılın sadece 6 yılında CHP iktidarını gördük, geri kalan 65 yıl Türkiye’yi “sağ iktidarlar” yönetti.

Demokrat Parti…

Adalet Partisi…

Doğru Yol Partisi…

Anavatan Partisi…

Ve son 20 yıldır da AKP iktidarda.

Hani “Türkiye’yi bu hale Cehape zihniyeti getirdi” algısı yaratılmak isteniyor ya, hiç ilgisi yok.

Türkiye; 65 yıldır emperyalizmin kıskacında, emperyalizmin yerli işbirlikçileri tarafından yönetiliyor. 

Özellikle 24 Ocak 1980 kararları ve arkasından gelen 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye, emperyalizme tam teslim edildi.

Turgut Özal, Tansu Çiller ve Recep Tayyip Erdoğan…

Kendilerine verilen görevlerde üstün başarı (!) sağladılar ve sonuçta Türkiye’yi “çıkmaz sokağa” soktular.

100 yıllık intikam

Emperyalizm, 100 yıldır Atatürk’ün kurduğu bütün kurumlardan “intikam” alma peşinde.

Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni durmadan hırpalıyor.

Yine Atatürk tarafından kurulan CHP’nin iktidar olmaması için parti içinden ve parti dışından elinden gelen müdahaleyi yapıyor.

Hani, işler zora girince “dış güçler” diyoruz ya…

Doğru, “dış güçler”…

“Dış güçler” dediğimiz, emperyalizmin ta kendisi.

Akıllı davransaydın, o “dış güçler”in oyuncağı olmazdın.

İktidar koltuğuna oturabilmek için “dış güçler”in yazdığı senaryoya evet dedin…

“Dış güçler”le birlikte ülkemizi borca boğup “sahte cennet” yarattın…

Oynanan oyunun şimdi farkına vardın, ama iş işten geçti.

Şimdi “Borç alan, emir alır” kuralı çalışmaya başladı.

“Fatura” önümüze konunca, bizi bir telaş aldı, ne yapacağımızı şaşırdık.

“Denize düşen yılana sarılır” hesabı, Birleşik Arap Emirlikleri’nden yardım istiyoruz.

Birleşik Arap Emirlikleri, kim?

ABD’nin kucağında oturan bir kabile devleti.

Emperyalizmin maşası…

Sadece Birleşik Arap Emirlikleri mi, Suudi Arabistan, Katar… Arap ve Müslüman olan hepsini say, hepsi de emperyalist ülkelerin kontrolünde.

Neymiş, onlar bizim Müslüman kardeşlerimizmiş…

Geçin bunları geçin, uluslararası ilişkilerde dinin etkisi Ortaçağ’da kaldı.

Bugün bu ilişkilere, “karşılıklı çıkarlar” yol veriyor.

Aklımızı başımıza alalım

Sevgili okurlarım, geldiğimiz noktada Türkiye’yi emperyalizmin kıskacından “ayrışarak” değil, “bir ve beraber olarak” kurtarabiliriz.

Yıllardır bilerek veya bilmeyerek emperyalizme hizmet edenlerin aklıyla ülkemizi düzlüğe çıkaramayız.

Çünkü onlar, içine girdikleri ilişki çemberinin dışına çıkamazlar.

Verdikleri sözlerden kolay kolay dönemezler.

Mutlaka ama mutlaka, yeni, dürüst, güvenilir ve mücadeleci bir “yönetim kadrosuna” ihtiyaç var.

Tekrar tekrar Albert Einstein’ın o sözünü hatırlatıyorum:

“Hiçbir sorun, onu yaratan bilinç seviyesiyle çözülemez. Daha üst seviyede bilinç gereklidir.”

Gereğini yapmazsak, yarın çok geç olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# chp, AKP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

ali nazmi tok - tanzer bey 70 yılın güzel bir analizi hepsi dogru ve yaşadıklarımız.egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ifadesi meclisin duvarından inmemiştir.parti üyelerinin seçmediği parti başkanı,milletvekili ,belediye başkanı halka hizmet etmiyor....körler sağırlar birbirilerini agırlar...

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 29 Kasım 19:40
04

Korkuyorum - Eskiler bilir.

Ar damari çatlamış derler.

Gözünü toprak doyursun derler.

Ağır cumlelerdir. Kime anlayana.

Güçlendirilmiş Parlementer Sistem istiyoruz diyerek ortaya çıkan muhalefet. Düne kadar birbirini yerken c.baskanligi sistemini halk onaylayinca kanka oluverdiler.

Öneri olarak da 7 yıl c.baskanligi yap git diyen düşünceye sahip kişi 15 yıldır musluğun başında su akmadigi halde duruyor.

Bazı kelimeler ağırdır. Ağır insanlar anlar.

Yaşayacağız göreceğiz

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 29 Kasım 18:03
03

Imf Programi - Cevap basit tabii.. demek ki çözmek istemiyor.. mesela bugün esnaftan devlet vergi alamıyor, alabilse bu ekonomik sıkıntıların yüzde 90 i bitecek.. ama istenmiyor, zengin esnaf fakir ülke.. yine mesela oyveren siyasi baskıyla 1 milyon .anlamının ne olduğunu çözemedim.. kadrolu devlet işçisini ise aldirdi.. bu kadar insan ne yapıyor hangi hizmeti görüyor bilmiyorum... dünya fiyati üzerinde çay vb satinalip batık olan caykur var.. belediyeler para dağıtıyor.. ülkedeki bütün futbol takımları kamu parası ile yaşıyor.. siyasetin ahlaklı olması için biz oyverenlerin de ahlaklı olması lazım.. biz bu şekilde avanta peşinden koşarken siyasilerden nasıl erdemli olmalarını bekleyebiliriz.. Imf gelsin geçen sefer ülkeyi bayağı duzeltmislerdi.. yine imf gözetiminde ekonomi toplanır ve israf önlenir, geçtiğimiz 20 yılı imf sayesinde rahat geçirdik ülkenin bekası için imf programı lazım..

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 29 Kasım 09:07
02

Görünen Köy - Sayın yazar her yazınız birbirinden güzel. Açık açık dobra dobra Şu yazdığınız yazılar ortaokullardan başlayarak üniversite sonuna kadar zorunlu ders diye okutulmalı. CAMBAZLARIN PLANLARI-YALANLARI ORTAYA KONULMALI HALK BİLİNÇLENDİRİLMELİ .ÇORBAYA KÖMÜRE MAKARNAYA KEK' E PÜSKEVİTE KEYİF ÇAYINA oy avcılığının önüne geçilmeli......

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 29 Kasım 05:19
01

Tuzsuz - Çünkü siyasetçiler şahsi menfaatleri peşinde koşuyor.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 28 Kasım 21:52


Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?