Türk güreşi gerçek bir efsanesini kaybetti

Kel Aliço… Adalı… Koca Yusuf… Gazanfer Bilge… Her biri efsanedir… Dualı çayırların unutulmaz, heykel gibi isimleridir… Onları bize yıllardır anlatan, son bir yılda en az 10 güreşe otobüsle gidip, yerinde izleyen bizim 90’lık Koca Abdullah Karagöz ağabeyimiz de göçtü gitti, ardında altın harflerle yazılmış haberler, yazılar, röportajlar, fotoğraflar ve kutsal yağlı güreş bayrağını bırakarak, efsanelerin arasına katıldı…

GERÇEK BİR USTA… HEM YAĞLI GÜREŞİN HEM DE GAZETECİLİĞİMİZİN USTASI…

O gerçek bir ustaydı. Hani ölümlerin ardından methiyeler düzülür. Kör ölür badem gözlü olur ya… Abdullah ağabey öyle biri değildi bizim için… Dolu adamdı…

Hani dolu başak eğiktir misali…

Ama ayrıca o dimdik bir adamdı…

Yeri geldi günde üç kere Karamürsel’den İzmit’e belediye otobüsüyle gidip, geldiğini bilirim…

Bir imza için bile…

Cağaloğlu’nun 50’li yıllarını ondan dinlemek öyle büyük bir zevkti ki…

Namık Sevik…

Abdülkadir Yücelman gibi ahrete göçmüş büyük spor yazarlarını anlatmasına bayılırdım… Servisimize gelişi de gidişi de ayır bir hava katardı bize. Abdullah ağabey başkaydı… Onun için Koca Abdullah sıfatı çok yakıştı ona… Türkiye spor basınının da, yağlı güreşinin de duayeniydi…

BİRÇOK SKANDALI ORTAYA ÇIKARDI…

1980’lerden sonra çok dedikoduların döndüğü, büyük skandalların yaşandığı Türk yağlı güreşinde, son bomba haberlerinden biri de Kartepe yağlı güreşlerindeki skandaldı. Pandemi öncesindeki güreşlerde, sahte ıslak imzalarla hakem paraları toplanıp, ceplere indirildiğini sadece bizde olan tek belgesiyle yayınladık. Abdullah ağabey ıslak imzalı o belgeyi çöpten bulmuştu. Türkiye ayağa kalktı. Bu skandal yazısı web sayfamızda 30 binden fazla okundu. Son olarak da, gecen ay yapılan güreş federasyonu kongresi çalışması Ankara’yı ayağa kaldırdı. O sayfayı bana özel yaptırdı. Usta ne istediyse yaptım. Güzel bir sayfa oldu ve yorgunluğuma değdi. Nitekim onun desteklediği Şeref Eroğlu seçimi kazandı. Ama, o kongre galiba onu çok yordu. Dönüşünde hastaneye yattı. Önceki gün de yaşamını yitirdi. 90’lık dağ gibi Abdullah ağabeyimiz gitti. Onu korona laneti yenebildi ancak.

KESKİN BİR KALEMDİ…

Son derece sert yazan, yağlı güreş organizasyonlarında ‘Yağlama’ yapmak yerine gerçekleri dile getiren, organizasyonlardaki perde arkalarını en ince ayrıntısına kadar yayınlayan Abdullah Karagöz, güncel yazılarında da keskin bir kalemdi. Nalına mıhına yazardı. Sıkı bir Atatürk’çü, iyi bir demokrattı. Türk güreşinin aydınlanması için yapacağı daha çok şeyler vardı. Dinleyenler çok şey kazandı. Dinlemeyenler yarı yolda kaldı. Onu iyi dinleyen ve anlayanlardan biri de efsanemiz Ahmet Taşçı’dır. Ustayı hiç boş bırakmadı. Geleneksellikten modernliğe geç(irile)emeyen yağlı güreş için son ana kadar kafa patlattı, emek harcadı. Emekleri unutulmaz. Hele hele Dünyada bir gazetecinin izleyeceği en zor branşlardan biri olan, haziran, temmuz, ağustos cehenneminde düzenlenen yağlı güreşleri, ayakta 2-3 gün saatlerce izleyebiliyordu. Oturduğunu kimse görmemiştir. Böyle bir gazetecilik ve yağlı güreş heyecanıyla yaşadı ve vefat etti koca usta…

SON GÖRÜLMEMİZ SANAYİ DURAĞINDA, SON KONUŞMAMIZ ÇORUM CİVARLARINDA OLDU…

Geçtiğimiz aydı, gazetemize geldi. Kongre sayfamızı hazırladık. Sonra yeniden durağa gitti ve Karamürsel otobüsünü beklerken ben aradı. Korktum. Sonuçta dimdik ama 90’lik bir delikanlı. Heyecanla açtım. ‘Hakan çantamı unutmuşum, biri getirebilir mi?” dedi. “Ne demek ağabeyim, hemen geliyorum” dedim, çantayı kaptım, durağa getirdim. On kere özür diledi. Böyle kibar bir adamdı. Bizim sıkıntılarımızda tek tek dinler ve akıl verirdi. Dert ortağımızdı. Bu olaydan bir hafta sonra, kayın valideyi kaybettim ve karayoluyla Rize yollarına düştüm. 6 saatlik dinlenmeyle geri dönerken Çorum civarlarında beni aradı. Telefonu açtım “Hakanım, basın sağ olsun, Allah rahmet eylesin” dedi ama öksürüklerle konuşması kesiliyor, nefesi çok zor çıkıyordu.  “Ağabey kapa dinlen istersen” diyebildim, sonra “Hastanede yoğun bakımdayım, ama Covid değilim” dedi, bana hiç öyle gelmemişti. Konduramadım elbette. Rahatladım. Bizim ihtiyar delikanlı yine ayağa kalkar dedim. Kalkamadı. Gözlerini yumdu. Dayanamadı. Hiçbir hastalık değil, bu yüzyılın laneti onu yıktı… O yaşını söylediğinde herkes ağzı açık bakardı. Hoşça kal KOCA ABDULLAH KARAGÖZ ustam. Yağlı güreşi de bizi de öksüz bıraktın. Ama bayrağın emin ellerde… Nur içinde yat…

İŞTE O KONGRE İÇİN HAZIRLADIĞIMIZ 6 KASIM 2021 CUMARTESİ TARİHLİ SAYFA

Abdullah karagöz ağabey, basın kartını her yıl aldı ve aktif olarak kullandı. Bize ve ailesine en güzel miraslarından biri bu oldu.

Abdullah Karagöz, evladı gibi sevdiği ve gurur duyduğu Ahmet Taşçı ile sık sık bir araya gelirdi. Son kongre öncesinde de onun için çalıştı.

Usta objektif böyle önemli haberleri görüntüler, yorumlar, haber yapardı. 20 yaşında genç bir gazeteci gibi çalıştı.

Yaşar Doğu’yu rahat bırakın !

Güreş Federasyonu Başkanlığı seçimi için adaylığını tekrarlayan mevcut başkan Musa Aydın, İstanbul’da TSYD salonunda yaptığı açıklamada resmen “siyaset” yaptı.

Ankara da, Yaşar Doğu Evi Müzesi için  çalışmalar yaptıklarını, işlemleri bitirdiklerini TAHSİSİ beklediklerini söyledi.

Basın mensupları Musa Aydın kadar cin fikirli olmadıkları ve de açıklamayı yapan kişi bir federasyon başkanı olduğu için söylenene inandılar, haberlerinin içine YAŞAR DOĞU EVİ MÜZESİ’ni koydular.

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” derler ya, Musa Aydın’ın bu konudaki yalanı yatsıya varmadan Ankara’da anında söndü.

Hani Musa Aydın’ın “ Yaşar Doğu’nun evini belediye istimlak etmişti biz orayı şöyle yaptık böyle yaptık, planı değiştirdik, o evi müze yapcaz (!) sallamasının aslı şöyleymiş;

Yaşar Doğunun oturduğu ev,Onun hayranı Bekir Ödemiş’e aitmiş. Bekir Ödemiş Yaşar Doğuya olan sevgisinden ötürü bu evin YAŞAR DOĞU MÜZESİ olması için gerekli işlemleri yapmış, Belediye’den de onayı çıkartmış.

Eh sağolsun Musa Başkan, nasıl olsa seçim yardımı olur düşüncesiyle, nasıl olsa Bekir Ödemişi kimse tanımaz bilmez diye düşünmüş, adamın evini federasyon olarak müze yapmaya karar vermiş!

Yahu siz gözü bu kadar mı kararttınız? Bu evin sahibi Bekir Ödemiş Ankara Belediyesinde Daire Başkanı,  adam Daire Başkanı arkadaş!

Hadi Yaşar Doğu ölü olaydan bihaberdir ya Bekir Ödemiş, Bekir Ödemiş sağ be arkadaşım!

Sizin yaptığınıza “DİRİYİ BIRAKIP ÖLÜYE Mİ GÖZ DİKTİNİZ” DERLER…

Hani yaptıklarınızla camiaya ve Türk sporuna verdiğiniz rahatsızlık yeter de,

Bari mezarında yatan, adını kullanarak bir şeyler beklediğiniz Yaşar Doğu’yu mezarında rahat bırakın.

EMEKLİ HAKEMLER OY KULLANIYOR, ŞAMPİYONLAR KULLANAMIYOR (!)

Dünyada en gaip federasyon başkanlığı seçimi nerede yapılıyor dense cevap Türkiye olur.

Sisteme bakın sisteme,Güreş Federasyonu Başkanlığı seçimlerinde delege KURRA ile tespit ediliyor Ankara’daki zevat torbaya girmiyor.Daire Başkanları,müdürler vs.vs.Kırkpınar’da ALTIN KEMER kazanmış şampiyonlardan hiçbiri seçimlerde oy kullanamıyor.

Bunun yanında emekli hakemler federasyon başkanı seçiminde oy kullanıyorlar…

Yahu Allahaşkına söyleyin Türk güreşini emekli hakemler mi yönetecek yoksa   Ahmet Yaşçı Altın Kemer kazanmış pehlivanlar mı yönetecek?

Cumhuriyet tarihinin “efsane” başpehlivanı 2 kez üstüste ALTIN KEMER kazanmış Ahmet TAŞÇI ”Kemerim var amma,oy kullanma hakkım yok ! “ diye dert yanarken oy kullanmasam da Şeref Eroğlunu desteklemek için kongreye, Ankara’ya gideceğim diyor.

DEVLET SPORCUSU OLDULAR AMA HALA MAAŞ ALAMIYORLAR !

Sözüm ona Aydın Demir, Ahmet Taşçı, Hüseyin Çokal ile Ordulu Mustafa Bük Devlet Sporcusu sayıldılar. Ancak bu sporculara hala maaş bağlanamadı. Konu herhalde “Başarılıyız” diyen Güreş Federasyonunu ilgilendirmiyor mu dersiniz?

Hani bir şarkı var “Gülüşün ince kıvrak, unuttun beni zalim”

PEHLİVANLARA YER GÖSTERİLSİN

Özellikle yağlı güreş alanlarında tur atlayıp güreşmeyi bekleyen küçük boy ve büyük boy pehlivanları şamar oğlanı gibi orada oraya itilip kakılıyor. Bu sporculara tesislerde mutlaka oturacakları bir bölüm ayrılmalı. Konu seçilecek federasyon tarafından mutlaka gündemde olmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?