Mahallelerini ayırdılar, ama kavgaları bitmedi

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu…

CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener…

Bir zamanlar “aynı mahallenin çocukları” idi.

Birlikte çelik çomak oynadılar.

Birlikte yediler içtiler.

Birlikte inançlarını yaşadılar.

Birlikte camide saf tuttular.

Büyüdüler, birlikte Türkiye’yi yönetmeye kalktılar.

Sonra gün geldi yollarını ayırdılar.

Temel Karamollaoğlu; “eski mahallesinde” kalmayı, haktan, hukuktan ve adaletten yana olmayı tercih etti.

Sağduyunun sesi oldu.

Kendisine oy veren vermeyen herkesin saygısını kazandı.

“Makam- koltuk-ikbal” önerilerini elinin tersiyle itti.

Karamollaoğlu’nun geçen ay yaptığı tarihi açıklama hâlâ belleklerde:

“Kendi menfaati gereği İslam’ı kullanarak, kendi pozisyonunu yükseltmeye çalışanları İslamcı olarak görürüm. Ben İslamcı değil, Müslümanım. Torunlarım İmam Hatip’te okuyordu, bıraktılar. Çünkü gördükleri manzara ile söylenenler birbiriyle uyuşmuyor…”

Tespitleri ne kadar çarpıcı, ne kadar doğru. 

Abdüllatif Şener’in tutumu

Abdüllatif Şener’i çok takdir ederim.

Çünkü “dönen dolapları, akçeli rezillikleri” fark edip, “mahalleyi” ilk terk eden o oldu.

AKP’nin en güçlü isimlerinden biriydi, dursaydı hâlâ bakan koltuğunda oturuyor olacaktı, dayanamadı, vatansever damarı depreşti, ceketini alıp çıktı.

Şener, bugün dürüst siyasetin önemli rol model isimlerinden biri.

Onun da kısa zaman önce yaptığı o tarihi açıklama hâlâ belleklerde:

“Dünyanın en büyük yolsuzlukları bu ülkede yapılıyor, her taraf çalınıyor, her taraf yağma ediliyor. AKP iktidarında yapılan yolsuzluk, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan tüm yolsuzlukları toplasanız, daha fazladır. Bu kadro, ülkeyi yeni nesil mafya devletine çevirecek. Seçimle iktidara geliyorlar, ama ülkeyi mafya yöntemleriyle idare ediyorlar. Mafya mantığına hizmet edecek yasalar çıkarıyorlar. Yolsuzluktan, rüşvetten, kokain ticaretinden, terörle irtibattan, insan kaçakçılığından elde edilen paralar, Türkiye’de aklanıyor. Karaparayı Türkiye’de aklayıp, dışarı kaçırıyorlar. Her türlü yanlışlarını, dini söylemlerle kapatmaya çalışıyorlar. Kendi sülfi (aşağılık) çıkarları için dini lekelemekten çekinmiyorlar.”

                                               *******

Gördüğünüz gibi…

Bir zamanlar “aynı mahallenin çocukları” idiler, bugün her biri kendi yolunda yürüyor.

Birbirlerini çok iyi tanıyorlar.

Anadolu tabiriyle, birbirlerinin ciğerlerini biliyorlar.

Olup bitenleri çok iyi analiz ediyorlar.

Kaderin sillesi

İsmet İnönü döneminde “ekmeğin karne ile satılmasını”, Bülent Ecevit döneminde “tüp gaz kuyruklarını” her fırsatta sakız gibi çiğniyorlardı.

Oysa İnönü dönemi “dünya savaşı”, Ecevit dönemi de “kriz” yıllarıydı.

Ya şimdi?

Kaderin sillesine bakın ki, bugün de “ucuz ekmek, ucuz yağ, ucuz şeker, ucuz benzin kuyrukları” yaşanıyor.

Piyasalar “günlük kur-günlük fiyat artışı” sarmalına girdi.

Demek ki neymiş?

“Ne oldum” değil, “ne olacağım” diyecekmişsin.

Baharın gelişini engellemek

Pablo Neruda…

1903-1973 yılları arasında yaşayan Şilili yazar ve şair…

Nobel Edebiyat Ödülü ve Lenin Barış Ödülü sahibi…

Der ki:

“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz, ama baharın gelişini engelleyemezsiniz.”

                                      *****

Umudumuzu kaybetmeyelim.

Ülkemize bahar bir gün mutlaka gelecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# AKP, chp

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ahmet - milletler layik olduğu şekilde yönetilir.milletlerin layik olduğu seviye aydınlanma ve bilinçlenme oranları ile ilintilidir.batı toplumları yüz yıl evvel bizler gibiydiler,onlar bilinçlendiler,aydınlandılar,kalkındılar milli gelirden aldıkları paylar arttı,kolay kolay kandırılmıyorlar,kandırılmaya pek ihtiyaç duymuyorlar.Şark toplumlarının genel sorunu kandırılmaya aldatılmaya ihtiyaç duymaktır.

Yanıtla . 8Beğen . 0Beğenme 12 Aralık 21:00


Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?