İlkin Kılıçaslan ile söyleşi…

İlkin Hanım, yirmi beş yıldır otizmli bir birey annesi. Kendimi özel seçilmiş bir anne olarak görüyorum.” diyor konuşmasında. Bu konuyla ilgili yapmadığı bir şey yok gibi İlkin Hanımın. Dernek kurmaktan, televizyon programcılığına kadar… Amacı hem otizmli bireylere ve ailelerine destek olmak, hem de onların geleceği olmak, gelecekleri için ışık tutmak.

İlkin Hanım, bize kendinizden bahseder misiniz?

1966 Gölcük doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi İzmit'te yaptım. Anadolu Üniversitesi İktisat mezunuyum. 2011 yılında Orman Bakanlığı’na bağlı Kavakçılık Araştırma Enstitüsünden  emekli  oldum. Evliyim. Alperen ve Ceren adında iki çocuk annesiyim. 2009 yılında kurulan Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği’nin kurucu başkanıyım. On bir yıl dernek başkanlığını yürüttüm. Şu anda İzmit Kent Konseyi Engelli Meclis başkanlığını  yürütmekteyim. Aynı zamanda TV 41 Televizyonunda canlı yayınlanan  “BİZBİZE” programının yapımcısı ve sunucusuyum.

Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği (KOÇ-DER) kurucu başkanısınız ve on bir yıl yönetim kurulu başkanlığı yaptınız. Dernek bünyesinde ki yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

- 1996 yılında doğan oğlum Alperen 1999 yılında otizm tanısı aldı. O senelerde otizmin ne olduğunu bilmiýorduk. O zamanlar böyle bilgisayar v.s çok yoktu. Eşim Alp ile birlikte araştırdığımızda Kocaeli'de otizm ile ilgili bir STK'nın olmadığını gördük. Ailece bir AVM de stant kurduk. Bu stantta İzmir de bulunan otizmli bir dernekten aldığımız broşürleri dağıttık. Gördük ki aslında Kocaeli'de de otizmi yaşayan birçok aile varmış. Hemen onların iletişim numaralarına ulaşarak Kavakçılık Araştırma Enstitüsü lokalinde bir toplantı gerçekleştirdik. Hatta hiç unutmuyorum o toplantıya ilk gelen basın da Kırmızı Kocaeli Gazetesi’nden Bülent Ekinci Bey olmuştu. Ve biz sekiz aile bir araya gelerek 2009 yılında kurucu başkanlığını üstlendiğim  Kocaeli Otistik Çocuklar Derneğini (KOCDER) kurduk. KOCDER ailesi olarak sevgiyle ve inanarak bu yola çıktık. Kuruluş amaçlarımızın en önemlilerinden olan toplumda otizm farkındalığı, otizmli bireye sahip ailelerimizin ve otizmli meleklerimizin yaşam kalitelerini bir nebze olsun arttırmak adına güzel yollar kat ettiğimize inanıyorum.  Tabii otizm hakları konusunda yolumuz daha çok uzun. 2011yılında Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin işbirliği ile karşılıklı bir protokol imzalayarak Vinsan’da KOCDER Yaşam Merkezimiz oldu. Burada otizmli bireylerin sosyalleşmesi, ailelerin birbirleriyle fikir alışverişinde bulunması adına birçok etkinlikler yapmaktayız. Toplumda otizm farkındalığı adına seminerler düzenlemekteyiz. Bunun dışında müzik ve spor konusunda otizmli bireylerin ücretsiz faydalanması için kurslar açılmaktadır. 

Dernek olarak yaptıklarınız dışında gelecekle ilgili başka projeleriniz var mı?

Tabii ki... Bizim gibi özel gereksinimli bireylere sahip olan ailelerin en büyük korkusu "BİZDEN SONRA " çocuklarımıza ne olacak sorusudur. Bizde bunun için Kocaeli'de otizmli çocukların ailelerinden sonra kalabilecekleri ve yaşamlarını sürdürebilecekleri YASAM KÖYÜ projesi düşünebiliriz. Belki bu büyük bir hayal ama bizler hiç bir zaman ümidimizi kaybetmeyeceğiz ve bir gün bu hayalimizin gerçekleşeceğine inanacağız. Bunun dışında şunu belirtmek isterim ki otizm bir yelpazedir. Her bir otizmin farklı yeteneği vardır. Yeter ki toplum olarak bizler onların önünü açalım.  Otizm de erken tanı ve erken yoğunlaştırılmış eğitim çok önemlidir. Özellikle okul hayatı biten otizmli bireylerin iş için toplumda faydalı bir birey olmasını sağlamak adına korumalı iş yerlerinin açılması çok önemlidir. 

Otizmli bireylerin gerekli düzenlemelerle topluma ve üretime katılabileceğini düşünüyorsunuz, peki bu konuyla ilgili neler yapılabilir? Toplum olarak neler yapabiliriz?

İlk başta her bir otizmli bireyin yeteneği göz önünde bulundurulmalıdır. Hangi konuda yetenekli iseler ( müzik, spor, el becerileri) bunlarla ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Otizmli bireyler özelliklerinden dolayı kuralları olan bireylerdir. Bunu size bir örnekle anlatmak isterim. Geçtiğimiz dönemde Yaşar Can Bey’in duyarlılığı sayesinde Öz-Can pişmaniye firmasıyla KOCDER bir protokol imzalayarak  belli bir süre için otizmli bireylerimizin iş hayatına dahil olmasını sağladılar. Otizm tanısı almış üç otizmli  bireyimiz   bir sene boyunca pişmaniye firmasında diğer çalışanlarla birlikte başarılı bir şekilde görevlerini yaptılar. Kocaeli'de bu bir ilkti. Bu tür sosyal projelerin artması en büyük isteğimizdir. Aslında KOCDER Ailesinin  "EL VERİN HAYAT BULSUNLAR, EL VERİN HAYATA TUTUNSUNLAR" sloganı her şeyi anlatmaktadır.

Nisan ayı, Otizm farkındalık ayı ama bütün etkinlikler sadece bu ay içinde yapılmalıymış gibi bir algı var. Sadece Otizm değil her alan için söylüyorum. Zamanı geçti mi her şey unutuluyor gibi, peki bu doğru mu? Gerçekten unutuluyor mu?

Maalesef her şeyde olduğu gibi bizde de olabiliyor. Bence STK'lara ve biz ailelere burada çok görev düşüyor. Sadece belirli günlerde değil üç yüz altmış beş gün farkındalık adına birçok etkinlikler yapılmalıdır. Çünkü biz otizmi sadece bir gün değil üç yüz altmış beş gün yaşıyoruz.

Bütün bu çalışmalar tek bir dernek çatısı altında yeterli mi sizce? Farklı derneklerle de işbirliği yapıyor musunuz?

Tabii ki sadece dernek değil, aynı dertten muzdarip olan derneklerin bir araya gelerek birlikte  Federasyon veya bir platformda  buluşması daha etkili olur. KOCDER' de Türkiye'de birçok ilde bulunan otizmli derneklerin bir araya gelmesiyle oluşan Türkiye Otizm Meclisi’nin (TOM) içinde yer almaktadır. 

Engelli Meclisi olarak  İzmit ilçesi içinde bulunan ulaşabildiğimiz tüm engelli dernekleri ve Rehabilitasyon Merkezleri ile işbirliği yapıyoruz. Zaten İzmit Engelli Meclisi Yürütme Kurulumuz değerli kurumlarımızın temsilcilerinden oluşmaktadır.

İzmit Kent Konseyi Engelliler Meclisi olarak çalışmalarınızı anlatır mısınız?

On bir yıl yaptığım KOCDER başkanlığını çok değerli arkadaşlarıma devrettim.  2 sene önce İzmit Belediye Başkanı Sn. Av. Fatma Kaplan Hürriyet Hanım’ın davetiyle ve atama yoluyla İzmit Kent Konseyi Engelli Meclis Başkanı oldum. Maalesef kurulduktan hemen sonra  Pandemi başladı. Bundan dolayı ilk zamanlarda değerli STK temsilcilerinden oluşan Yürütme Kurulu üyelerimizle bir araya gelemedik.  Son zamanlarda Pandemi şartlarına uyarak Kent Konseyi Engelli Meclisi olarak bir kaç proje yapma fırsatımız oldu. Bunlardan bir tanesi İzmit Belediyesi Kadın ve Aile Müdürlüğünün başlattığı  kadınlarına yönelik projesinde Engelli çocuğundan dolayı çalışamayıp veya engeli dolayısıyla çalışamayan kadınlarımızın evde üretilen  el emeklerini sergileyerek satışını yapmalarına imkan tanınarak bütçelerine maddi olarak katkı sağlandı. Bir başka etkinliğimizde Kocaeli Barosu ve Engelli Meclisi olarak yaptığımız seminerle Engelli Hakları hakkında STK temsilcilerine seminer verildi.  Son etkinliğimizde  3 Aralık Dünya Engelliler Farkındalık günü dolayısıyla İzmit Engelli Meclisi ve İzmit  Belediyesi ile ortaklaşa iki gün süren Engelli Festivalini gerçekleştirdik. 

Bu çalışmalarınız dışında ayrıca takı işiyle de uğraşıyorsunuz. Yaptığınız bu güzel takıların geliriyle ilgili söyleyecekleriniz var mı?

Evet, açıkçası bu pandemi döneminin belki de ailece bize kazandırdığı en olumlu gelişmesi bu oldu. Oğlumun otizmli olması dolayısıyla onun bir takım takıntıları vardı. Sürekli Vinsan’da bulunan Yaşam Merkezine gidip spor yapmak v.s  gibi etkinliklerde bulunmak istiyordu. Ama maalesef pandemiden dolayı evden çıkamıyorduk. Bir de el beceri yeteneği vardı. Onu evde oyalayabilmek için ne yapabiliriz diye düşündük ve benimde yapmaktan ve takmaktan çok zevk aldığım takı işini yapmaya yöneldik. Oğlum, ben ve eşim yaptıkça çok zevk almaya başladık. Açıkçası bize terapi gibi geldi. Yaptıklarımızı önceleri eşimize dostumuza hediye ettik. Sonra eşimle birlikte bizi mutlu eden en önemlisi de oğlumuzu da dahil ettiğimiz hobimizi niye bir proje kapsamında yapmıyoruz dedik ve "Özel İlkin Takı" olarak gerekli yasal işlemleri yaparak satışına başladık. Yaptığımız satışların gelirinin emek kısmıyla SMA'lı çocuklarımızın tedavileri için az da olsa katkı  sağlamaya çalışıyoruz.  Birilerinin yarasına az da olsa merhem olabilmek bizi çok mutlu ediyor. Ailece ve can bağlarımız dediğimiz Feride Atak ve Turhan Atak 'la birlikte gücümüz yettiği sürece "Özel İlkin Takı" olarak devam edeceğiz.  Şu aralar İzmit'in evladı  SMA'lı  Yusuf  Barkın Kaplan'ın gönüllü teyzesi olarak kampanyada bulunuyoruz. Sizlerinde aracılığıyla tüm gönlü güzel insanların bu kampanyaya desteğini  bekliyoruz.

Bir edebiyatçı olarak soruyorum, yaptığınız işler çok anlamlı! Özellikle dernek çalışmaları... Bu konuyla ilgili kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

Otizmi yirmi beş yıldır yaşayan bir aile olarak yaşadıklarımızı yeni tanı alan  otizmli bireylere  sahip ailelere az da olsa destek olmak, yol göstermek adına eşim Alp Kılıçaslan'ın böyle bir girişimi var.  Dileğimiz bunun en kısa zamanda sonuçlanmasıdır. 

Televizyon programcılığınızda var, bize biraz bahseder misiniz?

Evet, gerçekten çok büyük heyecan duyduğum ve kendimi çok mutlu hissettiğim bir platform oldu benim için. Bundan üç yıl önce TV 41 ailesinde çalışan çok sevdiğim kardeşim  Aysun Kocaer bana "abla sen özellikle engelliler ve çocuklar için çok güzel işler yapıyorsun bizim televizyonda senin sunacağın bir program yapar mısın?” dedi.  Ben o zaman pek cesaret edemedim. Yanlış bir şey yapmaktan çekindim. Ama hep içimde olan bir şeydi aslında. Yine iki yıl önce kanalda program sorumlusu kardeşim Esmeray Çiçek’in bana tekrar programı yapmak için teklif getirmesiyle kabul ettim. Çarşamba günleri  saat 14:00 ile 15:30 arası canlı yayın olarak “BİZBİZE” programına başladım. Programımızda engelliler, kadın, çocuk olmak üzere eğitim ve sağlık konusunda  kendi alanında çok değerli konukları ağırlıyorum.  Bana bu fırsatı veren TV 41 ailesine çok teşekkür ediyorum.

Bütün bu çalışmalar dışında kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Ben emekliyim ve yaptığım işleri gönüllülük esasına göre yapıyorum. O yüzden çok mutluyum. Mutlu olduğum içinde kendime vakit ayırmış oluyorum. 

İlkin Hanım, size son bir sorum olacak. Çocuğu özel eğitim gerektiren ailelere söyleyeceğiniz bir şey var mı?

- Öncelikle şahsım adına şunu söylemek istiyorum. Özel gereksinimli bir meleğe sahip anne olarak  Yüce Rabbim bana bu dünyada oğlumu hediye ettiği için binlerce şükürler olsun. Kendimi özel seçilmiş bir anne olarak görüyorum.  Yüce Rabbim bana sağlık ve ömür verdiği sürece bana bağımlı oğlumla birlikte olacağım. Oğlumun bana kattığı çok güzel değerler var. En başta bana küçük şeylerle mutlu olmamı sağladı. Sevginin gücüne onunla daha çok inandım. Onun sayesinde hayatımda hep gönlü güzel iyi insanlar oldu. 

Bende ailelere öncelikle evlatlarını olduğu gibi kabul etmelerini ve onların hayatında olmazsa olmazı EGİTİM'in çok önemli olduğunu bilmelerini ve çocuklarını toplumdan dışlamamalarını, mümkün olduğunca her ortama sokmalarını tavsiye ederim.  İzniniz olursa toplumunda böyle özel ailelere kucak açmalarını, engellilerin önüne engel koymamalarını ve EMPATİ  yapmalarını dilerim.

İlkin Hanım, kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Toplumun sizlerden öğreneceği çok şeyler var.

Çok keyifle ve  tüm içtenliğimle cevapladığım sorularınızla  kendimi ifade etmemi sağlayan bu güzel röportajı benimle gerçekleştirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız Gül Anasal...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?