Allah’ın düşmanları

Rivayete göre, Ma‘bed el-Cühenî, yanında Atâ b. Yesâr ile birlikte Hasan-ı Basrî’nin meclisine gider. Ma’bed, Emevi yöneticilerinin Müslümanların kanını döktüklerini, mallarını aldıklarını, akabinde bu olayların “Allah’ın kaderi” çerçevesinde gerçekleştiğini söylediklerini bildirir. Bunun üzerine Hasan-ı Basrî bu görüşü reddeder ve şöyle der:

“Allah’ın düşmanları yalan söyledi!”

Hasan-ı Basrî’nin ifadesi manidardır.

Zira buna göre, Allah’ın yapmalarını istemediği şeyleri yapıp, yaptıkları şeylerin sorumluluğunu almayıp, sorumluluktan kaçmanın mazeretini Allah’a bağlayanları “Allah’ın düşmanı” olarak nitelemektedir.

Bir başka ifadeyle adeta kendi günahlarının faturasını Allah’a kesenleri, “Allah’ın düşmanları” olarak tanımlamaktadır.

Tanımlamakla da kalmamaktadır.

Bu tanım ile:

İsmet sıfatına rağmen, günde yetmiş defadan fazla tövbe ettiği rivayet edilen (Buhari, Deavât, 3) bir Peygamber’in (S.A.V.) ümmetinden olduğunu söyleyip, yanlışlarından ötürü kendinden başka hemen herkesi suçlu ilan edenlerin, Allah’ın dostu olamayacağını ilan etmektedir.

Adalete riayet etmeyip, adaletsizliğin sebep olduğu kaosu “kader” diye takdim edenlerin, “kaderin” sahibi Allah’a savaş açtıklarını vurgulamaktadır.

İnsanların başlarına gelenlerin kendi elleriyle işledikleri ile ilgili olduğunu (Şûrâ, 30), insan için emeğinin karşılığının söz konusu olduğunu (Necm, 39) vurgulayan ayetlerin Sahibine muhalefet ettiklerini belirtmektedir.

Kendi başlarına geldiğinde mücadele verdikleri, şikayet ettikleri sıkıntıları başkalarının başına açtıklarında “kader” olarak açıklamalarının “dosdoğrulukla” ilgili olmadığını, “iki yüzlülüğün” bir ifadesi olacağını hatırlatmaktadır.

Allah’ın insanlara verdiği tercih haklarına, “kader” gerekçesiyle, inandıkları değerleri istismar ederek engel olmaya çalışmanın insafsızlığını göz önüne koymaktadır.

Ayetleri menfaat karşılığında satanlara yönelik Allah’ın uyarısını (Bakara 174, 175) dikkate almadıklarına işaret etmektedir.

Böylelikle inandıklarını ve savunduklarını söyledikleri değerlere, daha doğrusu o değerlerin doğru anlaşılmasına, o değerleri inkar edenlerden daha fazla zarar verdikleri için Allah’ı karşılarına almış olduklarına dikkat çekmektedir.

Kısacası, bu tutum bir zulüm, bunu yapanlar büyük zalimdir demektedir.

Ve adeta eklemektedir: “Allah’a iftira atandan daha zalim kim olabilir?...” (Hûd, 18)

Nitekim geçmişten günümüze bu anlayışın ortaya çıkardığı sıkıntıları ve topluma verdiği zararları düşününce, Hasan-ı Basrî’nin çıkışına hak vermeden edemiyor ve şu duadan kendimi alamıyorum:

Mevlâ inandığımız değerlerin düşmanı olmaktan bizleri korusun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Cenk Cemil - Amin Banu Hanım ! Yazınız fevkalade güzel olmuş... Tebrik ediyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 12 Ocak 17:35


Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?